“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Kılıç Kemiğe Dayandı!

Bugün tarihte neler olur bittiğini anlatmak için harika bir gün.
Eskilere gidelim.

1908’de 24 Temmuz
II. Meşrutiyet ilan edildi dün. Bu ilanla yirmi dokuz senedir yürürlükte olmayan Osmanlı
Anayasası yürürlüğe alındı.
II. Meşrutiyetin yarattığı özgürlük ortamında Türk ulusçuluğu canlanmış, Türk ulusçuluğunun
iktisadi yansıması ise Milli İktisat Politikası’nın benimsenmesi şeklinde tezahür etmiştir. Bu
yansıma İzmir gibi Rum nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, öncelikle Türkler ile Rumların karşı
karşıya gelmesine yol açmıştı.
Mustafa Kemal’in emekleri ile dün ilan edilen II. Meşrutiyet, yurtta büyük ve köklü bir
değişikliğin yapılması gerektiğine inanıyordu. Fakat onun görüşleri ve düşünceleri İttihat ve
Terakki Cemiyeti ileri gelenlerinin düşüncelerine uymuyordu. Mustafa Kemal’i, Trablusgarp’a
bu nedenden gönderdiler. Karışıklığı önlemesi için değil. Masum değillerdi, paşam ayak
altında dolaşmasın istediler. Dönmemesini bile istemiş olabilirler. Lakin Ata’m döndü!

1923’te 24 Temmuz
Günümüz Türkiye’sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı. Kimin sayesinde
olduğunu yazmama gerek yok sanırım. Lozan başarısızlıktır diyenlere anlatayım birkaç cümle
ile; Lozan zafer değildir, hezimet değildir. Sizin hakkında konuşabileceğiniz bir şey de değildir.
O şartlarda bulunmadınız çünkü. Yunan da İngiliz de biz de yorgunduk! Herkes tükenmişti!
Ama onlar kalabalıktı, iş birlikçi idi, biz tektik! Bütün dünyaya karşı tek! O yüzden pek bir
şansımız yoktu, diploması devredeydi, sömürücüler iş başındaydı! Lozan olsa olsa “Şükürler
olsun!” olabilir. Nankörlük etmemeli!
Büyük mücadeleler verilen Kurtuluş Savaşı’nda nefes almaya gücümüz olmayan zamanların
anlaşmasıdır. Lozan’ı küçümsemek bu uğurda ölenleri, mücadele edenleri küçümsemektir.
Lozan bittiğinde ne olacak, onu düşünelim asıl! 2023’te, bugün neler olacak?
24 Temmuz 2020’de Atamızın huzuruna çıkıp teşekkür etme hakkımızı dezenfekte
bahanesiyle elimizden alanlar ne kadar ileriye gidebilecek? Hangi vicdan, ahlak bunu
sindirebilecek? Soruların cevaplarını size bırakıyor ve devam ediyorum.

1950’de 24 Temmuz

Gazeteciler Cemiyeti, sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etti. Bu konuyu yazarken bir
gülme ile karışık öfke kaplıyor içimi. Dönüyorum, basına bir bakıyorum. Son yirmi senelik
medya patronlarının duruşlarına ve ihanetlerine bakıyorum. Komik geliyor. Gazeteciler

içerde ama basın bayramı var. Öfkeliyim. Bir yandan yazmak için uğraşmak, mücadele
etmek… Garip.

1958’de 24 Temmuz
Türkiye’nin Kıbrıs’a asker gönderme önerisini, İngilizler reddetti. İngilizleri tanıyalım-101…

1960’da 24 Temmuz
Basın Ahlak Yasası imzalandı: Ahlak ve Basındfghjklşdfgshjaklşgfhdjkslaşifbndsş

1963’te 24 Temmuz
Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu çıktı. Vergi, sendika, işçi,
halk, sivil toplum örgütleri desem yeterli bence. Kimse grev yapmıyor, bir kesim tatilde!

1967’de 24 Temmuz
O sene bugün, 11 Mayıs’ta greve giden ve haklarını almak için Ankara’ya yürüyüşe geçen
Manisalı 90 temizlik işçisi, 930 kilometre kat ederek Ankara’ya varmıştı.
Yine aynı sene…
Dokunulmazlığı kaldırılan Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Çetin Altan, kararın iptali
istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Bugün belirli kimseler dokunulmaz, kalanlar ise
vurun kahpeye.

1968’de 24 Temmuz
Polis İstanbul Teknik Üniversitesi Yurdu’nu bastı. Baskında dövdüğü gençlerden Hukuk
Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu, sekiz gün komada kaldıktan sonra öldü. Bugün
öğrencilerin durumunu kelimelerle anlatamam. Onu ayrı yazmak lazım.

1985’te 24 Temmuz
Yeşilköy Havaalanı’na, Atatürk Havalimanı adı verilmişti. Bugün yerinde yeller bile esmiyor.

1990’da 24 Temmuz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hapisten çıktı. Şiir yüzünden atılmıştı. Haksızlık
edilmişti kendisine, bugün bir tweet yüzünden gençleri içeri atıyor mahkemeler.

2016’da 24 Temmuz
Cumhuriyet Halk Partisi, Taksim Mitingi’ni düzenlemişti. Bugün ise muhalefet Ayasofya’ya
namaza gitse daha onurlu bence!

2020’de 24 Temmuz
Ayasofya Müzesi, Ayasofya Camii Olarak 86 yıl sonra tekrar açıldı. Avrupa’da kiliseler yas ilan
etti. En aydını bile dini siyasete karıştırıyor.

Yine 24 Temmuz, 2020
Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğunda oturmasına vesile olan Mustafa Kemal Atatürk ve Türk
Milleti’ne üstü kapalı hakaret ediyor elinde Osmanlı kılıcı ile. Ve bu millet bunu yutuyor. Ben
yutamıyorum. Bakamıyorum hatta ikince kez o görüntüye. Bir daha görmek istemiyorum bu
saygısızlığı alenen yapan birinin suratını.

2021 için tahmini de ben yapayım;
Kakimli.com ekibi, elinde kalem savaşmaya devam edecek.
24 Temmuz 2021’de de size bunları hatırlatacak.
Sürüdışı bir kabile olarak görülmeyeni, anlaşılmayanı anlatmaya devam edecek.
Her ayrıntıyı, her detayı ele alacak, bakış açımız her geçen gün gelişecek.
Toplumsal normlara boyun eğmeyecek lakin toplumsal sorunların bilincinde olacak.
“Bana ne” demeyecek, gerekirse tatil yapmayacak!
Sistemin karşısında, insanın yanında olacak!
Uyuyan kalabalıklardan uzaklaşıp kendi dünyasını yaratacak ve herkese el uzatacak,
dünyasına davet edecek!
Adil, mücadeleci, protest, koruyucu, öğretici, cesur olacak.
Herkes için olacak.
Saklananları su yüzüne çıkaracak ve suyu asla bulandırmayacak!
Bu kabile, su olup akacak! Suya yazı yazacak belki ama asla vazgeçmeyecek!
Kalemi kırmaya çalışıp, kılıçla gösteri yapanlara inat, kalemi elinden hiç bırakmayacak!
Üzgünüz.
Kılıç kemiğe dayandı!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP