“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Kısa Yol Ustası

İnsan karşısına çıkan ya da kafasına koyduğu şeyin uzun, uğraştırıcı ya da terletici olduğuna bir kere karar verdiyse, bu durumu tersine çevirmek için tonla yeni yol aramak, sadece aramakla da yetinmeyip denemek, hatta bir tanesi işe yaramadıysa hemen arkasından bir yenisini bulmak ve bulduğu yeni çözümlere gönülden inanmak gibi oldukça otomatikleşmiş, birçoğumuz tarafından kanıksanmış eşsiz bir beceriye sahip. Mutfak, spor, dil, müzik ya da sanat alanlarıyla ilgili yetenekler söz konusu olduğunda bundan her ne kadar övünerek bahsetsek de konu kendimizi kandırma yeteneğimize geldiğinde bunu oldukça iyi bir şekilde örtbas edip, aslında böyle bir kabiliyetimiz hiç yokmuşçasına davranabiliyoruz. Hatta bu yeteneğimizi sadece çevremize karşı da değil kendimize de oldukça profesyonel bir şekilde uygulayabiliyoruz. Farkında olarak, ya da olmayarak! Kısacası, istenmeyen durumla uğraşmamak pahasına elimizden gelen her şeyi yapabilme gücüne sahibiz. Bu birçok farklı şekilde ifade edilebilir. İster kurnazlık deyin, ister tembel olmak deyin, ister uğraşmak istememek deyin, ister zora gelememek deyin, ister yüzleşmemek deyin ya da kendini kandırmak deyin… Buna ne derseniz deyin ama aslında sonuç çoğunlukla hep aynı. İnsan hayatında kestirme yol zanettiği birçok yolu deneyen bir kısa yol ustası! Usta demek ne kadar doğru orası tartışmaya açık. Çünkü yolun aslında kestirme olmadığını bilmesine rağmen o yola girerek şansının döneceğine inanan bir şoförden bahsediyoruz. Siz olsanız o arabaya binmek ister misiniz?  

Kısa yol ustasının tercih ettiği destinasyonlardan bazıları şunlar: kısa sürede çok hızlı kilo vermek, iki ayda yeni bir dil öğrenmek, kısa yoldan çok para kazanmak, bir konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, iki insan arasında yaşanılan bir anlaşmazlık olduğunda ve bunu çözebilecek dil becerisine de sahipken bir köşeye çekilerek olayları akışına bırakmak ve dahası… Bir önceki cümlede geçen “çok” ve “kısa” kelimelerinin bir arada bulunmasının yarattığı tezatlık gibi günümüzde de her neden ve nasıl oluyorsa bir durum için harcadığınız zaman, çaba ya da para arttıkça yeterince zeki olmadığınız ya da saf olduğunuz kanısı da aynı oranda yükselişe geçiyor. Peki bu kısa ya da kestirme yol olarak tabir edilen kavramı ilk nerede, nasıl ve niçin öğrendik? Bu soruların ne yazık ki tek bir cevabı olmasa da herkesin ortak noktada buluşabileceği bir ders biliyorum. Evet, Matematik. Çoğunluk tarafından oldukça sıkıcı ve anlaşılmaz bulunan problem ve çözümlerini hatırlar mısınız? İlk çözüm tahtanın sol tarafında sonu bir türlü gelmeyen şekilde yer alırken eğer varsa ikinci çözüm tahtanın sağ tarafından gözünü kırpar ve size derin bir nefes almanızı söylerdi. Ama her ne olursa olsun bu öğretim yöntemi hiçbir zaman tersine dönmedi. Yani, hiçbir zaman öğretmen size önce kısa yolu anlatıp sonra uzun yolu göstermedi ve kısa yol ne yazık ki her an tahtanın sağ tarafından belirip size gözünü kırpmadı. Hatta ve hatta diyelim ki kısa yol karşınıza çıktı, onu kullandınız ama sayfanın sağ alt köşesine “Ya bu yoldan gittim ama acaba doğru yol mu?” diye bir sağlama işlemi yapmamanız büyük cesaret göstergesiydi.

Tüm sorumluluğu Matematiğe de yüklemek istemem ama acaba ne oldu da uzun ve güvenli yola olan inancımızı ve sabrımızı neredeyse tamamen kaybettik? En önemlisi de kendimize seçtiğimiz bu yöntem bizi başladığımız noktadan bir sonraki noktaya gerçekten de götürüyor mu? Yoksa, aslında olması gerekenden de fazla zaman harcayıp, bir yere vardığımızı sanıp ama yakınından bile mi geçmiyoruz? Bu belirsizlikler yüzünden bu sorum da sana kısa yol ustası, uzun yol işkenceli geldiği için kestirme yola giriyordun ama ulaşmak istediğin destinasyonda yirmi dakika kalıp tekrar başladığın noktaya geri döneceksen ya da daha da kötüsü gideceğin yere dahi ulaşamadan yarı yolda kalıyorsan bunun neresi akıllılık? Bu soruyu hangi yolla çözeceğinse tamamen sana kalmış. Sonuçta ustanın yanında çırağa laf söylemek düşmez!

1991, İzmir doğumludur. İlk, orta ve lise yıllarını Çakabey Okullarında, Lisans Eğitimini İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji bölümünde, Yüksek Lisansını ise Hollanda’da Maastricht Üniversitesi Gelişim Psikolojisi alanında tamamlamıştır. 5 senedir Disletik ve DEHB’li çocuklara özel eğitim vermekte ve PASS Bilişsel Müdahale Program’larının İngilizce ’den Türkçe ’ye çevirisi ve kültüre uyarlanması konularında çalışmalarını sürdürmektedir. Şu anda İzmir’de Akademidisleksi’de çalışmaktadır. Bunun yanında www.birsuruseyler.com adresli kişisel bloğunda yazdığı yazılarını paylaşmaktadır.

yorumlar (2)

  • Avatar

    Ibrahim coşar

    👏👏👏👏

    reply
  • Avatar

    Chado

    Guzel nokta… 5 adimda 12 adim filozofisi(tembelligi) her yerimizi sarmis durumda ve bu olay hem bizim yasam enerjimizi, hem abilitylerimizi hem cuzdanimizi somuruyor. Buna bir yerde de sistem orta aciyor, para babalari pazarlama olanaklariyla gol atiyor. Bizim gobi dusunup, kaleme alan insanlarin olmasi guzel. Sevgiler

    reply

YORUM YAP