“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Kızlı Erkekli Kolektif Bir Spor: Korfbol

Korfbol… Kadın erkek eşitsizliğinin, cinsiyetçiliğin, ötekileştirmenin cirit attığı “DÜNYAMIZDA” erkeklerin ve kadınların aynı takımda oynayabildikleri tek spor dalı. Ülkemizde pek de adı duyulmamış -acaba neden- bu sporu, sizin için yazıyorum.

100 yıl kadar geriye gidelim. Nico Broekhuysen isimli hollandalı beden öğretmeni bir gün İsveç’e gider ve orada ‘Ringbol’ isimli bir oyun oynar. Daha sonra ülkesine döndüğünde beden eğitimi dersinde kızların ve erkeklerin beraber hiçbir aktivite yapmadığını görünce çocuklara topları dağıtıp ofisine çekilmek yerine bu durumu çözmeye kafa yorar ve Korfbol oyununu tasarlar. Bir diğer deyişle kendisi bir spor icat eder. Bu icadında da daha önce oynadığı Ringbol oyunundan ilham alır. Belki çoğumuzun adını bile ilk defa duyduğu bu oyunun tasarlandığı tarih 1903 yılıdır. ‘Korf’ Flemenkçe’de sepet anlamına taşır, oyunun adı da buradan gelir. 100 yıl diyorum. Hatta tam olarak 117 yıl önce kızlar ve erkeklerin bir arada olup iletişimlerinin güçlenmesi adına var olan bir spor. İnsan gerçekten bazen bundan yıllar önce var olan medeniyetin neden şimdilerde rastlanmadığına ve zaman içinde yok olduğunu düşünmeli.

Sizlere oyunu da anlatayım. Belki bu oyunu öğrenerek etrafınızdaki çocuklara kadın ve erkeğin beraber bir spor dalında takım olarak oynayabileceğini öğretebilirsiniz.

Aslında oyun olarak basketbol ve hentbolun karışımına benzetilse de temelde bu iki oyundan büyük farklılıklar gösterir. Amaç rakip takımın potasına (korfuna) topu atarak sayı elde etmektir. Korfbol takım çalışması gerektirir; topla koşmaya veya top sürmeye izin verilmez. Bir takım 4 kadın ve 4 erkek olmak üzere 8 sporcudan oluşur. Oyun sahası 40mx20m uzunluğundadır. Oyun sahası hücum ve defans bölgesi olmak üzere ikiye ayrılması gerekir. Bir takımdan her bir bölgede 2 erkek 2 kadın oyuncu yer alır. Her iki sayıdan sonra takımlar bölge değiştir ve defans oyuncuları hücuma, hücum oyuncuları ise defansa geçer. Devre arasında ise saha değişimi yapılır. Pota yüksekliği 3,5 metredir.

Bu teknik kuralların yanı sıra aslında Korfbol’u anlamlı ve farklı kılan diğer temel özellikleri olduğunu düşünüyorum. Sadece kadınlardan veya erkeklerden oluşan bir takımla oynanamıyor. Korf’un (Pota) etrafında 360 derecelik açıdan atış yapma imkanı bulunur ve potanın arkasından da oyun devam eder. Kolektif oynamak zorunludur. Topa sahip olan oyuncunun topla koşmasına veya topu sürmesine izin verilmez. Her oyuncunun belirli bir rakibi vardır. Oyunun bu özelliğinden dolayı korfbol oyuncusu rakibini gölge gibi takip etmelidir. Defans yapılırken atış yapmaya izin verilmez. Fakat defans oyuncusu potaya hücum oyuncusundan daha yakın olmalıdır. Ayrıca bir kol mesafesinde olmalı, yüzü hücum oyuncusuna dönük olmalı ve gerçekten topa blok yapmaya çalışmalıdır.

Korfbol çok yönlülük gerektirir. Korfbol hem hücumun hem de defansın önemli olduğu bir spor ve bir oyuncu bu iki başlıca görevin birinden kaçınamaz. Çünkü oyuncular her iki sayıdan sonra bölge ve görev değiştirirler. Bu nedenle her oyuncu hem hücum hem de savunma becerilerini geliştirmelidir.

En güzel kısmı da bu olsa gerek, fiziksel temasa izin verilmiyor olması. Rakip oyuncuyu tutmaya, itmeye veya çekmeye izin verilmiyor. Çünkü oyunda arkadaşlık ve yardımlaşma ön plandadır.

Aslında bu sporun yaygınlaşmamasına şaşmamalı. Dünya daha medeni bir yer olmaya gitmesi gerekirken daha barbar toplumlar türemeye başladı. Sporda yapılan centilmenlik dışı hareketler, sahaya yabancı maddeler atarak sporcuları yaralamak, başka bir takımı tuttuğu için bir insanın canına kastetmek gibi onlarca korkunç şey varken bu kadar iyi niyetin barındığı bir sporu kim ne yapsın öyle değil mi? ………

Medeniyetten söz etmişken bizim de ne kadar medeni ve gelişmiş bir ülke olduğumuz tartışılır elbette ama bu sporun ülkemizde birileri tarafından oynanıyor olması, açıkçası bana umut verdi.

Türk insanı korfbol sporuyla 1995 yılında tanışıyor. O zamandan günümüze faaliyetler gittikçe artıyor. IKF (Internatiol Korfball Federation) üyelerinin de ülkemizi tanımasıyla uluslararası turnuvalarda da yer alınmaya başlanıyor. İşin güzel kısmı üniversitelerde yaygın olması. Her sene, 1 hafta süren üniversiteler arası Türkiye şampiyonası düzenleniyor ve Süper Lig ve 1.lig olmak üzere iki ligde toplamda yaklaşık 20 üniversite takımı bulunuyor. Aynı zamanda yine her sene kulüpler arası Türkiye şampiyonası düzenleniyor ve ilk 2’ye giren takımlar, ülkemizi temsil etmek üzere Avrupa kupalarına katılma hakkı kazanıyorlar.

8 Ocak 1992’de İstanbul’da doğdu. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Halkla İlişkiler okuduktan sonra, tasarım ürünler yapan bir markanın kurucu ortağı olarak e-ticaret ile ilgilendi. Özel ilgisi sebebiyle Craft Oyunculuk Atölyesi’nde oyunculuk eğitimi aldı. Çocukluk döneminden beri sahip olduğu yazma tutkusu ilk meyvelerini 2017 yılının sonunda, yazılarının Lazar Fanzin’de yayınlanması ile vermeye başladı. 2020’nin Eylül ayında Kakımlıcom ekibine dahil olarak bu serüvenine devam ediyor.

YORUM YAP