“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Kreş Hapishaneler: Anne Çocuk Üniteleri

Her gün aklımıza gelmeyen bir mesele, cezaevinde büyümek zorunda kalan çocuklar. Yaşamın her alanında ötelenen ve toplumun temelini oluşturdukları halde her geçen gün daha fazla köreltilen çocuklarımız arasında, sistem acımasızlığının en haksız kurbanı onlar.

Bir çocuk için annesinden kopmadığı her yer, en değerli ve tek olmak istediği yer belki. Peki ya biz, yetişkin sıfatını taşıdığına inananlar, o çocukların mahkum oldukları hayata bakıp kahroluyoruz ve yine hiçbir şeyi değiştirmiyoruz. Değiştiremiyoruz değil, değiştirmiyoruz.
Adalet, günümüz dünyasında hiç adil olmayan bir kavramdan ibaret oldu ve cezaevi ortamında büyümek, hiçbir yavru için adil değil. Suçu sonucu, yine adalet adına -kim bilir hangi nedenlerden- mahkum edilen kadınların çocuklarına yönelik sivil toplum örgütü kampanyaları sesini duyuramadı. Mahkum anneler için tahliye, mümkün değil.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz günlerde gerekli ama içler acısı bir projesini duyurdu: Anne Çocuk Ünitesi. Anne ve çocukları için ayrılan farklı bir cezaevi olarak hayal edebileceğimiz 5 bin 160 metrekarelik alanda, 6 ünite bulunuyor. Kapsamlı bir kreş gibi tasarlanan yapının 48 odasında, 48 anne-çocuk ikamet edecek. Olumlu bir gelişme olmakla birlikte umut vadetttiği şüpheli.
Dikkat edilmesi ve olması gereken bir gelişme mi? Mahkumiyet ve adalet sistemi şartları değişmediği ve mahkum anneler bulunduğu sürece; evet. O çocukların en azından cezaevindeki sağlıksız ortamdan uzak tutulması için geç atılmış ama atılmış bir adım. Önce Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hayat bulacak projenin yakında diğer kadın kapalı ceza infaz kurumlarında da hayata geçirmeye başlanacağı duyuruldu.
Bu adaletsizliğin çözümü, mahkum annelerin beraati mi? Hiçbir sorunun çözümünün, patlak verdiği yerin hemen yanındaki sebep olmadığı kanaatindeyim. Hele ki adalet sistemi -bizim ülkemizi düşününce hukuk dışında her yerden yargı dağıtan bir sistem- gibi kördüğüm bir yapı, söz konusu olduğunda. bu adaletsizliğin çözümü; uzun, upuzun bir yol. Her şey birbirine bağlı. Alışveriş tercihlerimizden, iş rutinimizden politikaya bakışımıza; en temel ihtiyaçlarımızdan en entellektüel eğilimlerimize kadar her şey, toplumun kalitesine etki ediyor. Buna bağlı olarak toplumsal yapıda belli etiketlerle toplum dışına itilen ve ayrıştırılan fertlerle toplum arasındaki ilişkinin sağlıklı olmasını da bu kalite belirliyor.
Biz, halk olarak eğitimli ve saygılı bir toplum düzeyine erişmeden, o çocukları mahkumiyetten kurtaramayız. Ne kadar uzun bir yol olduğunun farkında mısınız? Bu yol, biz istersek kısalacak. Umut dolu bir gelecek senaryosu, kimse gibi ben de görmüyorum. Ama önce kendim için sonra da kakımlı sayesinde her gün tekrar tekrar andığımız sayısız sanatçı ve bilim insanının yarattığı güzellikler adına, insanoğlunun sadece güzelliklerinden oluşma bir ütopya hayal etmek istiyorum. Hiç umudum yok ama hayallerim, bu yaşıma kadar beni mecbur hissettirdikleri distopyalardan biri olmayacak.
Çocukları yarattığımız cehennemden koruduğumuz bir gelecek umuduyla…

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Derya Özmen Özer

    Sevgili kakımlı kadını Didem Soydan hikayesinde paylaştığında takip etmeye başladım çok güzel bi sayfa olduğundan şüphem yoktu çünkü Didem Soydan asla kötü paylaşım yapmaz iyi ki takip etmişim. Rana hanımı da Didem hanımın kız kardeşi olması ve bazen kitap çeviri yaptığını biliyordum şimdi burda yazılarını okumak oldukça heyecean verici teşekkürler herkese☺️

    reply

YORUM YAP