“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Küresel ısınma ve Gayri Safi Milli Hasılanın Kesiştiği yer, “Doughnut Economıcs” nedir?

Oxford Üniversitesi, Çevresel Değişim Enstitüsü’nde ekonomist olarak çalışan Kate Raworth’un, Doughnut Economics (donut[açma görünümlü bir tip çörek] ekonomileri) adlı kitabından yola çıkarak Kovid-19 sonrası, ekonomisini toparlama peşinde bir ülke var: Hollanda. 

Merkez, başkent Amsterdam olarak belirlenmiş ve çalışmalar geçtiğimiz Nisan ayında başlamış bile. Peki, umut vaad ettiğini düşündükleri bu yeni ekonomi taslağından neden bu kadar ümitliler? Donut Ekonomisi, fiziki çevresinin devamlılığının ancak sürdürülebilir enerji ile mümkün olduğundan -sonunda- emin olduğumuz dünyamızda sürdürülebilir bir ekonomi yaratabilir mi? 

Öncelikle donut ekonomisi ne değil? Sosyalizm veya kapitalizm gibi “eski yüzyılın ‘-ism’lerinden biri değil,” diyor İngiliz ekonomist Kate Raworth. “Kendi fikirlerimizi geliştirip onlara yeni isimler bularak yeni bir yapı inşa edemez miyiz?”

En temelde donut ekonomisi, ekonomik gelişmeyi, gayri safi milli hasıla ile sınırlamaz. Refah düzeyinin tek karşılığı, milli gelir değildir. Bir kere “refah” kavramının, tekil olarak ülkelerde mevcut olması için dünya genelinin dengede olması gerekir. Hepimiz, aşırı zenginliğin bulunduğu ve bu zenginliğin “çalışmış, yapmış,” ilkesiyle sineye çekilmek zorunda bırakıldığımız bu dünyada, eşitliğin olmadığının farkındayız. Birey olarak hiçbir zengini sorumlu tuttuğumdan değil, onlar sadece var olan düzene ayak uyduruyor. Belki arada zalimlikler yapıyordurlar ama konu bu değil. Konu, insanlık olarak bu eşitsizlikten sorumlu olduğumuz. 

Kapitalizmin öngörülen şişmesi son noktasına ulaştı bile. Yere yapışmadan önce havada asılı kaldığımız o son milisaniyedeyiz belki de. Paraları oradan oraya savurarak hareket edip haneleri ısıtmaya çalışıyoruz. 

Donut ekonomisi de diyor ki; milli gelir, sağlıklı bir insan, toplum, ülke ve dünya olmanın karşılığı değildir. Ekolojik koşullar, halkların politik etkinliği, sağlık ve eğitim sisteminin dengeli bir kalitede tutulması, refah düzeyindeki artışın temsili olur. Bu başlıklar aklımızın bir köşesinde dursun. Bir de insanoğlunun temel ihtiyacını hatırlayalım: İnsanoğlu, hayatta kalmak için besine, barınmaya; kurduğu toplum düzeni, hayatta kalmak için dünya kaynaklarının sürdürülebilir sınırlarda tutulmasına ihtiyaç duyar. Paragrafın başında değindiğimiz refah unsurlarının erişebileceği doğal sınırları, Dünya gezegeninin, insanoğlunun temel ihtiyaçlarını karşılama kapasitesi belirler. Bu bilgiler ışığında donut ekonomisi, buzulların o yılki erime veya dünya genelindeki sera gazı salınım oranı gibi ekolojik sınırlarımızı belirleyen çeşitli etmenleri ve ülkenin eğitim, sağlık, beslenme, hukuk, politika gibi sistem içindeki verilerini beraber ele alarak sağlıklı kararlar alınabileceğinin altını çizer. Bu unsurlar içinde yer alan verilerin, nasıl etkili bir şekilde işlenerek karara bağlanabileceğini tartışır, yol gösterir ve bir taslak oluşturur.  

Şu anda bu taslağın etkili bir şekilde kullanıldığı yer ise Amsterdam. Önümüzdeki elli yıl içinde tümüyle sürdürülebilir bir ekolojiye ve ekonomiye sahip olmak isteyen şehir yönetimi, donut ekonomisi ilkelerinden yola çıkarak merkezler oluşturmuş. Bu merkezlerde hem çevresel hem de sosyal unsurları bir arada ele almak gerektiğinden farklı uzmanlıklara sahip kişiler, bir arada “evsizlik problemi nasıl çözülebilir, her kesimden kişilerin karşılayabileceği evler nasıl yapılabilir, bu evleri yaparken çevreyle uyumlu hangi materyalleri kullanmalıyız” gibi birbirine bağlı sorunları tek seferde çözerek adil çözümler ürettikleri gibi zaman ve maddiyattan tasarruf ediyorlar. Strateji uzmanlarından Ilektra Kouloumpi, karar alırken Amsterdam halkının tüketim alışkanlıklarının Bangladeş’teki üretim tesislerinde çalışan insanları nasıl etkilediğine varana kadar detaylı düşündüklerini söylüyor. 

Donut ekonomisi, “verileri girip hesap makinesi gibi diğer taraftan çözümleri bulduğumuz” bir denklem değil, Raworth’un açıklamalarına göre. Denklemi istenilen sonuca göre kurmanızı sağlayan bir rehber. Sistemi iyileştirmeye yönelik en güzel yaklaşımlarından biri de problemlere ayrı ayrı çözümler üretme peşinde koşmadan, ortak yerden birbirine bağlı iyileştirmeler önermesi. 

Dünya genelinde sürdürülebilirliğin ekolojik anlamda sağlanmasının sınır noktasında alarm verdiği günlerde bu ekonomi rehberiyle karşılaşmak, bana çevreden önce ekonomik sürdürülebilirliği çoktan kaybettiğimizi hatırlattı. Piyasalardaki küresel ısınmayı nasıl sürdürülebilir, yaşanabilir hale getireceğiz? 

Kaynak: BBC

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

YORUM YAP