“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Larousse’unu Evde Mi Unuttun? Kendini de Unutsaydın!

Pierre Larousse; Fransız dilbilimci, ansiklopedi ve sözlük yazarı. 80’ler ve 90’larda evlerimizin demirbaşı eserleri; o kalın, kalın ne kelime, “devasa” sözlükleri… O zamanlar vikipedia, Google yok tabii. Merak edilen her şey “Meydan Larousse” ansiklopedilerinde. Gazeteler tabak, çanak değil halkın kültürlenmesi için kuponla ansiklopedi dağıtırdı. Anne babamızı sormaya çekindiğimiz kelimelerden tutun da dönem ödevi için gereken bilgiler için arşınladığımız kutsal bir kaynaktı o. Her cildi yaklaşık 1000 sayfa. Sayfa tasarımı 3 sütuna 6 punto ve yanlarda resim ve grafiklerin yer aldığı korkunç bir düzen; bir sayfada onlarca bilgi üstüne üstüne geliyor! Alfabedeki ustalığımızı gösterdiğimiz, aradığımız konuyu hızlıca bulunca gelen o “başarı” hissi, eğer o kelime yoksa kelimenin yazılışını tekrar tekrar kontrol edişlerimiz, alfabeyi tekrar tekrar sayışlarımız… O günlere döndüm sanırım bir an. Bir de Fransızca sözlüğü vardı meşhur, Fransızcada “sözlük” ile eşanlamlıydı: “Larousse”a bak derdi öğretmenler. İlla ki satın alınırdı ama ceplerde hep daha küçük vasat bir sözlük daha taşınırdı.

1969 yılında ciddi bir organizasyon ile Türkiye’nin ilk büyük ansiklopedisi ve ansiklopedik lugatı yayımlanmaya başlar. Meydan Gazetecilik ve Neşriyat Limited Şirketi’nin fasiküller halinde çıkardığı bu ansiklopedi, Meydan-Larousse Büyük Lugat ve Ansiklopedi adını taşır. Eser aslında Grand Larousse Encyclopedique (I-X, 1960-1964) adlı Fransız ansiklopedisinin bir tercümesi… Yani kaynağımız tamamen Pierre Larousse! Ancak orijinalinde Fransızca’dan Fransızca’ya olan lugat düzenlemesi Türkçe’den Türkçe’ye durumuna çevrilir; ayrıca Fransızlar’ı ilgilendiren bazı maddeler kısaltılarak veya çıkartılarak esere Türkiye, Türklük ve İslamiyet’le ilgili maddeler ilave edilerek hacmi arttırılır. Böylece ortaya çıkan ansiklopedi, 1973 yılında ve on iki büyük cilt olarak tamamlanır.

Ansiklopedinin genel yayın müdürü de 2016’da kaybettiğimiz Hakkı Devrim olur. Aynı zamanda Hakkı Devrim ,bu ansiklopedilerin mükemmel oluşunun sebebi olan başarılı çevirilerini de yapar Safa Kılıçlıoğlu ve Nezihe Araz ile birlikte. Ece Ayhan, Oğuz Atay çeviri aşamasında ansiklopedi için çalışan tercümanlar arasındadır! 1974 ve 1985 yıllarında iki ek cildi yayımlanan Meydan-Larousse, Türk ansiklopedi yayıncılığında bir dönüm noktası olur. Bundan sonra Türkiye’de özellikle ticari açıdan başarılı ansiklopedilerin yayımlanmaya başladığı ve bunların daha çok münferit şahısların eseri olmayıp yayıncı müesseselerin bir araya getirdiği çeşitli bilim insanlarının ortak eseri oldukları görülür.

Ansiklopedi çıkarken önsözde Hakkı Devrim özetle şöyle diyor:

Türkiye henüz yaşayan Türkçenin tam bir lügatından ve A’dan Z’ye tamamlanmış büyük ve ciddi bir ansiklopediden yoksundur. Cumhuriyet öncesi lügatler faydalanılamaz durumdadır. Meydan, Türkiye’nin iki büyük ihtiyacını tek elde topluyor. Dünyanın ilk büyük lügat ve ansiklopedisini Fransa’da Pierre Larousse, herkesi her konuda aydınlatmak sloganıyla çıkardı. 1897-1904 arasında 17 ciltte tamamlandı. 1960-64 arasında basılan son Larousse ise Grand Larousse adıyla 10 ciltti, 450 bin madde vardı, 31.458 resim, 1058 harita bulunuyordu. Meydan ile Larousse kurumları 1966’da ansiklopedinin Türkçede yayını konusunda anlaştılar. 1969’a kadar 2,5 yıllık hazırlık sürecinde Grand Larousse Türkiye’de yayınlansaydı nasıl olurdu diye sorularak buna göre yayına hazırlandı. 450.000 madde yeniden fişlendi. Konular 147 bölüme ayrıldı. Yüzlerce uzman konularında tercüme ve telifte çalıştılar ve Türkçe madde başlıkları alfabetik olarak yeniden yazıldı. Grand’da yer alan Fransızca lügat çıkarıldı, yerine Türkçe lügat konuldu. Böylece aslında üç eser birlikte verildi: Dünya çapında bir ansiklopedi, bir Türk-islam ansiklopedisi, bir de Türkçe lügat. Baskı tekniği Larousse gibi yapıldı, ofset tekniği kullanıldı, kâğıt kalitesi Larousse ile aynıydı ve eser 6 punto ile basıldı. Her cildin sonunda madde yazarları, genel kaynaklar ve bibliyografya verildi.”(ML, cilt 1, önsöz)

 

Peki, ama kim bu Pierre Larousse? Niye ömrünü adamış, insanoğluna bilgiye ulaşması için kendini yırtıp herkesi her konuda aydınlatmaya kafasını takarak böyle kaynaklar hazırlamış?

Pierre-Athanase Larousse’un bugün doğum günü. 23 Ekim 1817’de Toucy’de dünyaya gelir, nalbant bir baba ve kabare sahibi bir annenin oğlu olarak. On altı yaşındayken Versaille’da bulunan bir okulda burs kazanır. Dört yıl sonra bir ilköğretim okulunda öğretmenlik yapmak için Toucy’de döner ve bir süre burada öğretmenlik yapar ancak eğitim sistemi hiç ona göre değildir; değişim gerektiği aşikardır: Öğretimde ezbere dayalı yöntem yerine insanın yetilerini ön plana çıkaracak yollar aramaya başlar. Sözcüklerin kolayca öğrenilmesi, çeşitli ilişkileriyle, zenginlikle kullanılabilmesi için yöntemler belirler. Aydınlanma filozoflarının titiz bir okuyucusu olarak, öğretimi din tarafından değil, bilim tarafından aydınlatılan akılın tek yetkisi altına yerleştirmek niyetindedir. 1848 işçi devrimleri de o sırada kendini epey hissettirir. (Fransa’da 1830 ve 1848 yılları arasında işçilerin öncülüğünde başlatılmış özgürlük ve devrim hareketleriyle birçok Avrupa devleti bu dönemde büyük sarsıntılar geçirmiş. 1848 devrimi öncelikle 24 Şubat günü Fransa’da patlak vermiş ve tüm Avrupa kıtasına yayılmış.)

1840 yılında bu dava uğruna Paris’e gider. Sekiz yıl boyunca Sorbonne’da ücretsiz kurslar alır, Sanat ve El Sanatları Konservatuarı’nda, Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nde ve College de France’da okur ve büyük kütüphaneleri en uğrak yeri olur bu yıllar boyunca. Latince, Yunanca, dilbilim, Sanskrit, Çin, Fransız ve yabancı edebiyat, tarih, felsefe, mekanik ve astronomi okur. Birçok dilbilgisi kitabı yazar ancak yetmez, insanlara dili layığıyla öğretebilmek için sözlük hazırlama işine yönelir. Tüm konularda böylesine bilgili olması, çılgınca binlerce dosya derlerken müthiş entelektüel birikim elde etmesi otel arkadaşlarının ona “kütüphaneci” lakabını takmasına sebep olur.

1850’de aynı şehirde yaşayan Augustin Boyer adında bir öğretmenle arkadaş olur. İki adamın güçlerini birleşmesiyle hızla gelişecek olan Larousse Yayınevi’ni kurması için gerekli parayı sağlar Boyer. İlk çalışması olan bir ‘Sözcük Bilgisi Ders Kitabı’ yayınlanır. Bu kitabı daha sonra farklı dil bilgisi kitapları, sözlükler ve ders kitapları takip eder. Arkadaşı Augustin Boyer ile kurduğu yayınevinin en ünlü eserlerini büyük bir çabayla tek başına hazırlar. Dönemin konusunda uzman kişilerini toplayarak Grand Dictionnaire Universel Du XIX Siecle (Büyük Larousse) adlı eserini çıkarır. Eserin yaklaşık 22.500 sayfasını kendi eliyle yazdığı söylenir. Ölene kadar, 11 yıl yazar. Sevigilisi Pauline Suzanne Caubel ile 25 yıl evlenmeden birlikte yaşayan özgürlükçü Pierre Larousse abimiz, 1872 yılında geçirdiği kazada felçlenip az vakti kaldığını düşündüğünde sevgilisiyle nihayet evlenir. 1856’da Petit Larousse’un atası olan Yeni Fransız Dili Sözlüğü yayınlanır (François Pillon’un yardımıyla). Bu sözlükle kilise tarafından mahkum edilir ve sözlük Roma Engizisyonu Kutsal Dairesi tarafından Yasak Kitaplar Dizinine yerleştirilir! 3 Ocak 1875’de 57 yaşında beyin kanaması geçirerek Paris’te hayatını kaybeder. Aşırı çalışmasının erken getirdiği ölümü üzerine ansiklopedinin son cildi yeğeni Jules Hollier’nin emeğiyle tamamlanabilir. Yayınevi, dünyaca ünlü nice sözlük ve ansiklopedinin ortaya çıkmasına öncülük eder.

Kültürel belleğimizin dümdüz edildiği bir yerde yaşarken o rengarenk sayfalı ansiklopediler artık eskicilerde, sahaflarda ya da anne-babaların evlerinde. Atmayın, terk etmeyin o güzel kitapları. Eskici arabasından bakmasın “Biz bir zaman evlerin gözü gibi bakılan en değerli kitaplarıydık” gözleriyle acı acı… Deli ve Dahi filmini izlemiş miydiniz, bu arada? Oxford İngilizce Sözlüğü’nün yaradılışının gerçek hikayesini konu ediyor o da. İzlemediyseniz bugün kafamızı bunlara vermişken izlemek, ancak bu işin o zamanlar hayatı adamak ile mümkün olduğunu, ardında bir ömürlük emek olduğunu anlamımıza yardımcı olur; keyifli de olur!

YORUM YAP