“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

LUCY: 3,2 milyon yıllık sessizlik

Bu gördüğünüz güzelliğin adı Lucy. 1974 senesinde Etiyopya’da bölgesinde ağaçlık bir düzlükte bulunan Lucy’nin kırılma ve darbelerine bakarak bir ağaçtan ya da yüksek bir yerden düştüğü belirlendi. Kendisi tam 3,2 milyon yaşında! 1,1 m uzunluğunda, ağırlığı ise 29 kg. Teknoloji yeni geliştiği için bilgiler yeni. Paul Kappelman otuz sene bu kemiklere bakmak zorunda kalıp sonra düşündüklerini cihazlarla ispatlayabilmiş. Lucy kollarıyla düşüşünü yavaşlatmak istemiş, o anları çıkarmışlar ve görseller arasında var. Büyük ihtimalle çok acı çekmiş ve hepsini hissetmiş.


İskeletinin %40’ının şaşırtıcı şekilde eksiksiz bulunması bol bol bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Keşfi yapan Paleontolog Donald Johnson, ekibiyle kamp alanına döndüklerinde Beatles kaseti çalıyor, -Lucy in the Sky with Diamonds- ekipten biri iskeletin adını Lucy koymayı öneriyor ve böylece onun adı Lucy oluyor. İsmini verdikten sonra Johnson’ın duygusunu anlayın diye şu sözünü iliştirmezsem olmaz; “İskelet birdenbire bir insana dönüşmüştü.” 

Bulunan ilk Australopithecus afarensis olan Lucy dik yürüyebiliyordu ve atalarından kalan maymun benzeri kavrayabilen ayaklarını kaybetse de üst kısmı hala tırmanmak için elverişli. İnsanların eskiden beri dik yürüdüğünü Lucy’den öğrendik anlayacağınız. Lakin eksik kemikleri ve ayağı vardı. Ne zaman 1990 senesinde Güney Afrika’da Küçük Ayak isimli başka bir kişi bulundu, işte o zaman yürüyüş biçimlerini de öğrendik. Ayakta durduğu görseli en güncel haliyle sıska, boynu var, el ayak yapısı gelişmiş, karnı ve şişkin göbeği bize ağaçlarda yaşadığını, uyuduğunu lakin yerde de çok zaman geçirdiğini söylüyor. İnsansı maymunlarındaki gibi. Ayak kemiğimizi bağlarla tutan kasların yerini değiştirirsek ayaklarımız goril ayağı gibi esneyebilir. Yani bu minik değişimle hem ağaçta hem de yerde yaşamaya uygun olduğumuz kanıtlanıyor. O zamanlar tabi her yer ağaç, kesen kimse yok. Bugün de düşen kimse yok. Şimdi nerede bulacaksın tırmanacak ağaç? Bulsak da önemli bir koz var elimizde, o da ağaca çıkmamak arkadaşlar.


Biz ağaçları kesip duralım, o sırada bilim insanları Lucy’nin de atasını buldu. 3,8 milyon yıllık bir fosil. İnsanlığın atası Lucy’yi keşfimizin 46.yılındayız. Lucy, kemik ve iskelet yapısında tek bir tekrar bulunmadı, yani bütün kemikler ona aitti. Teorinin yanlış olma ihtimali sıfırdan bile düşük. Bütün kemikler Lucy’ye ait. Lucy insanın atalarından biri, evi olan ağaçlardan düştü. Düşünüyorum hızlıca bir seri yapsam insanlık tarihi ile ilgili kronolojik anlatımlı bir video olarak diye lakin bugün geriye dönüp baktığımda bırak tırmanacak ağacı, sokağa çıkamayışımız nereden bakarsan bak dram filmi olur, belgesel değil.


Ağlarız ben anlatırsam. O yüzden vazgeçtim.


Yeniden sokağa çıktığımda ağaçlara sarılıp Lucy’i düşüneceğim. Belki bir şarap ve müzik açar, ağaç altında dans bile ederim.

Lucy…

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP