“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

MAE WEST

“İyi olduğumda iyiyimdir ama kötü olduğumda daha iyiyimdir,”

İki yüzlü yüzsüzlere, sinemanın ve hayatın adaletsizliğine, bütün pisliklerine, erkeklere, Broadway ve Hollywood’a kadın başına meydan okuyan canım Mary Jane West!

“Sadece bir kez yaşarsın; fakat bunu doğru yaparsan, bir kez yeterlidir,” diyen Mae, çok doğru bir hayat yaşamış, hadi biraz detaya inelim.

Mary Jane West, 17 Ağustos 1893’te Brooklyn’de doğar. Kendisi a ve e harflerinin yan yana güzel durduğunu düşündüğü için adını Mae olarak değiştirir. Küçük yaşta 

Brooklyn’de tiyatrolarda ve vodvil gösterilerinde oynar. Vodvil; toplumsal sorunları mizahi bir yaklaşımla hicveden tiyatro türüdür. Vodvil adının Fransızcadaki voix de ville tamlamasından türetildiği düşünülmektedir.

1926’da yazıp oynadığı Broadway’deki ilk oyunu, tüm oyuncuları travesti olan Sex adlı bir seks güldürüsüdür. Mae; “Seks, duyguların hareket içinde olmasıdır,” diyerek bir nevi Broadway’de ortalığı karıştırır. Kadın gibi kadın be! Bu oyundan sonra hapis cezası alır. Sekiz günlük bu ceza, Mae West’in adını tüm ülkeye duyurmak için yeterlidir.  

“Ne zaman iki kötünün arasında kalsam, hiç denemediğimi tercih ederim.”

Skandal dedikleri bu devrimsel eylem, Broadway’den taşar! Hollywood’a kadar ulaşan namının ardından skandallara, sansasyona bayılan yapımcılardan teklifler yapmaya başlar!

“Ne zaman iki kötünün arasında kalsam, hiç denemediğimi tercih ederim.” diyen bir kadın hiç denemediğini kabul eder elbette. Kendi yazar kendi oynar;  Night After Night (1932) ile Holywood’a adım atar.

Burada da Mae olarak devam eder yoluna! Aslında filmde rolü bellidir fakat yönetmenin deyimiyle  “kamera dışında her şeyi çalar.” Film gişe rekorları kırar, Akademi’nin En İyi Film adayı dahi olur. Cary Grant’ı keşfeden de ta kendisidir! Mae Cary Grant’ı “keşfedişini” şöyle anlatır: “Ofiste, erkek oyuncu adaylarının fotoğraflarının olduğu bir kataloga bakarken yürüyen yakışıklı adamı gördüm, kim diye sordum.” 

Bakarlar ve; “o Cary Grant, henüz resimleri yok ama bazı denemeler yaptık,” diye cevap verirler. 

Mae der ki: “Bu adam konuşabiliyorsa, onu alacağım.” Hahahahaha!

Efsane replikler geliyor; 

Night After Night filminde elmaslar, kürkler içinde salona girer Mae. Onu bekleyen beyefendi “Tanrım, ne elmaslar” der. Mae göz kırpar: “Bu elmasları edinmemde, Tanrının pek az yardımı oldu şekerim.”

1933’te daha önce yazdığı bir oyunu uyarladığı She Done Him Wrong ve I’m No Angel’ı yapar. Filmleri yine mizahı ve estetiğiyle “klasik Mae” stilinde koyar ortaya elbette!

She Done Him Wrong’da büroya girdiğinde, kendisine bakan duran yarım düzine erkeğe “Bugün çok yorgunum çocuklar, bir kaçınızın uslu uslu eve dönmesi gerek,” der. Hahahaha! Mükemmel!  

Mae sorar: “Nasıl oluyor da seks esprileri yapan; hayranlığını, arzularını bir kadına belli eden bir erkek kompliman yapan bir beyefendi oluyor da bir kadın bunları yaptığında bayağı-sürtük oluyor”. 

Sürtük demişken; 1930’lu yıllarda sürtüklüğün (slut) politikası ve estetiğini yaratır, kadınların aşağılandığı rolleri sorgular, 16. yüzyıldan kalma, I. Elizabeth icadı püritenleri ve onların ahlak anlayışlarını eleştiren, feminist yanıyla herkese rahatsızlık veren, çapkınlık hakkı isteyen, mizahı estetikle birleştiren bu şahane kadının hayatı muazzam bir hayat bence! 

“Zengin de oldum, yoksul da. İnanın, zenginlik daha iyi!”

West, Diamond Lil’in uyarlaması She Done Him Wrong (1933) filmini; özellikle açık saçık dokundurmalar içeren diyaloglardaki mizah yeteneğiyle unutulmaz kılar! Daha sonraki senaryoları sansüre uğrar ve My Little Chickadee (1940) gibi filmlerdeki rolleri, daha önceki baştan çıkarıcı kadın rollerinin zararsız parodileri olarak kalır. Kendisi ve kadınlar için “çapkınlık hakkı” istemekten utanmaz!

“İyi olduğumda iyiyimdir ama kötü olduğumda daha iyiyimdir,” demekten çekinmez!

”Sansüre elbette inanıyorum. Sayesinde servet yaptım.” diyen Mae boş konuşmaz. Herkesin ona deli demesi, herkesi delirtmesindendir. Filmleri bir yandan gişe rekorlarını alt üst ederken diğer yandan karşısında tröstler, stüdyolar birleşir, sansür mekanizmaları kurulur.

Hearst Basın Tröstü, Mae’ye karşı tüm organlarıyla saldırıya geçer. Tröstün hükümete yaptığı baskı sonucu ABD Ulusal Ahlak Birliği kurulur. Tüm ABD sinemasına sansür getiren Hays Yasası çıkarılır. Stüdyolar Motion Picture Production Code’u oluşturur.

Böylece Mae’nin sinema yapması yasal ve yasadışı yollarla engellenir. Bu koşullarda, 1943’te yaptığı The Heat’s On‘dan sonra sinemayı bırakır, daha doğrusu sinema onu bırakır.

Ona; Hollywood’un “seks tanrıçası, libido heykeli, meyvest” ya da “Hollywood’un en çok bedel ödettiği yıldız” ama aynı zamanda Hollywood’a tek başına destur çektiren Mae West derler! 

Bu arada “Meyvest” nedir?

1. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri askerleri, şişme can yeleklerine (Mae West’in vücut hatlarına benzeterek) onun adını verirler yani.

Şehir efsanesinden ibaret değildir bu! Bugün, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde dahi üzerinde özel ekipman bulunan can yelekleri iςin “meyvest” ismi kullanılıyor. 

Mesela yukardakini iki parça ilginç eşya tasarımı sanabilirsiniz ama yanıldınız. Bu heyecan verici Salvador Dali’nin sürrealist daire olarak da kullanılabilen Mae West tablosudur! Mae West, Dali’nin çok sevdiği Amerikalı bir sanatçı dostudur. Bu oda ise ona yaptığı bir jesttir. Odada bulunan eşyalara birazcık yukarıda bulunan bir mercekten bakıldığı zaman hayranlık uyandıran bir görselle karşı karşıya kalırız: Mae West’in yüzüyle. Gelsin tam hali!

“Asla genç olamayacak kadar yaşlı olmazsın.” 

Yetmişli yıllarda feminizm hayaleti tüm dünyayı sardığında Amerikalı feministler, feminizmin “kadim” izlerini araştırırlar ve doğal olarak Mae ile buluşurlar. 

E malum, kadın dayanışması inzivadan çıkarır. Mae West, 77 yaşında Myra Breckinridge (1970) ve 85 yaşında Sextette (1977) filmlerinde başrol oynar. 

22 Kasım 1980’den önce hayatını kitaba döker: “Tanrının Pek Az Yardımı Oldu” 

Mae’nın, filmlerini şimdi bile zevkle izlersiniz! Deneyin!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP