“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Modern Dünyada Doğaüstü

M odern dünyada Spiritüalizm, Ezoterizm, Mistisizm, Okültizm gibi kavramları her yerde duyar olduk. Günümüzde bilinmeyen öğretiler, yani egzotik doktrinler kendilerinin anlatımı sırasında ne kadar gizli ve sırlı anlatılırlarsa o kadar dikkat çekiyorlar. İnsanın bilinmeyene olan merakı sayesinde öğretileri bilinçli veya değil, algılamaya ve kavramaya başladıkça inancı da şekillenmiş oluyor. Hatta bu noktada sahte gizbilimciler kendi söylemlerini kanıtlamak açısından, öğretilerinin temsilcilerinin eserlerini insanlara kanıt niteliğinde sunuyor ve bu şekilde hem ticari hem de varolan inançları manipüle eden bir çark dönmeye başlıyor.

İnsanlar, her ne kadar temel ve güvenilir kaynaklara yönelse de modern hayatın akışı içinde çok fazla manipülatif düşünceye maruz kalabiliyor. Böylelikle ruhani taraflarını yaşamak isteyen insanlar, bu tarz sahte veya dolaylı öğretilere maruz kaldıkça boşluğa düşüyor. Öğretilerin asıl değerlerine gölge düşüyor ve hatta kayboluyor. Örnek olarak yoga ve meditasyon uyarlamaları veya sahte mistik öğretiler kitleler üstünde etki yaratıyor ve böylelikle ruhlarımızın tortusu artıyor. Bu noktada yapılması gereken şey, merak edilen öğretinin temsilcisinin orijinal anlatılarına yönelmek olacaktır.

Her insanın doğası gereği temel gelişim süreci içinde doğaüstüne, normaldışına, ruhun ve varlığın sınırlarına merak beslediği ve ihtiyaç duyduğu anlar olur. Bu, insanın yaratılışında vardır ve kişiden kişiye ihtiyacın dozu değişecektir. İşte bu yüzden ruhani deneyimler yaşamak isteyen insanlar, farklı negatif etkilere maruz kalsa da bunu farkedemeyecek kadar heyecanlanacaktır. Bu noktada yapılması gereken şey çok daha geniş gerçekliklere yol gösterecek bilgileri, önce öğrenmek, sonra sindirmek, daha sonra deneyimlemek olacaktır. Çünkü hemen tatmin olmak için aksiyon alma durumu çoğu zaman negatif sonuçlanacaktır.

Ayrıca insanların günümüzde içi boşaltılmış bu öğretilere hemen yönelmesinin bir başka nedeni, bu sahte öğretilerin anlatıcıları tarafından vaatlerle kandırılmalarıdır.

Psişik gerçekler de fiziki gerçekler gibi ciddiyetle ele alınmalı ve kabul edilmelidir. İnsanlık tarihi boyunca normal ve gelişmiş medeniyetler, psişik gerçekleri kabul etmiş ve deneyimlemişken batı pozitivizminin son bir asırdır bu psişik gerçekleri inkar etmesi, insanlığın bütünsel yükselişine ket vuran ve geri götüren faktörlerden biridir. Bu sebeple ‘’normaldışı’’ süreçleri deneyimleyen insanlara kaçık ve deli gözüyle bakılmaya devam edilecek ve yol alınamayacaktır. Ayrıca ‘’normaldışı’’ deneyimler yaşayan kişi de bu baskılar yüzünden ölçülebilir, somut ve mantıklı (?) düşüncelerin olmadığı dünyaları deneyimlerken devamlı olarak tehlikelerle karşılaşacaktır. Öte yandan bu tarz deneyimleri yaşamayan ve kabul etmeyen bireyler, maddesel dünya ile yetinecektir. Bu sebeple aksi kanıtlarla karşılaştığında varlığa geniş açıdan bakan bu bakış açısına antipati besleyecektir.

Bugün doğadan bahsettiğimizde insanların çoğunluğunun algıladığı, fiziksel duyular aracılığı ile bilinen dünyadır. Fakat aslında bu herkesin algıladığı doğa, kişiden kişiye değişen ve özgün deneyimler sayesinde belli kısımları algılanan doğadır. Aslına baktığımızda ise doğa, sadece algılandığı kadar değildir. Bu doğanın yüceliği ve taşkınlığını algılayabilen insanlar ise psişik ve mistik deneyimler yaşayan kişilerdir. Doğa için bu noktada nesnelerin ruhu, astral boyutlar, cinler vb. varlıklar ve olguları kapsayacak sığ tanımlamalar da yapamayız. Bahsettiğimiz doğa tabii ki bu kavramları da içeriyor fakat daha geniş bir kavramdan bahsettiğimiz aşikar. Tüm evren, karma ve madde gibi kavramlardan her birinin, her türlü varlığın tekamül sürecinde etkisi bulunmaktadır. Bahsettiğimiz geniş tanım ise büyük düzen, evrensel yasalar ve temel sistemdir.

Her insanın tekamül süreci en azından rüyalardan geçer. Bu noktada hiç psişik deneyim yaşamamış olma durumu söz konusu değildir çünkü rüyalar psişik deneyimlerdir. Tekamül sürecinde belki kişi normaldışı deneyimlerin çeşitliliklerini yaşayacaktır, belki de sadece rüya görmek gibi basit ve alışılmış gizemleri yaşayacaktır. Bu noktada hiçbir deneyimin başka bir deneyimden üstünlüğü söz konusu değildir. Her varlığın tekamül süreci ve deneyimledikleri biriciktir ve her tekamül eşit ölçüde değerlidir. Ayrıca psişik deneyimleri çeşitlenmiş olan kişilerle çeşitlenmemiş kişiler arasında hiçbir fark söz konusu değildir.

Sahte spiritüalite ve içi boşaltılmış ambalaj öğretilerden sakınılması gerekmektedir. Bu noktada gerçek spiritülite ne ifade eder sorusu akıllara gelir. Gerçek spiritüalite, kişiden kişiye değişecek dinamiklerden oluşmakla birlikte, temelde maneviyatla ilgili kişinin özgün sorular sorabileceği ve tekamül sürecinin planlanmasına göre ilerleyen ‘’evren’’den özgün cevaplar alabileceği bir kavramdır. Kişi evrenin gizemi ve varoluş ile ilgili neye inanırsa inansın, içindeki maneviyatı bulabilmesi için bazı özelliklere sahip olmalıdır. Yaratıcısına yönelmesi ve anlamaya çalışması, bütüncül ve hoşgörülü bir bakış açısına sahip olması, kendine ve kendine bağlı her şeye dolayısıyla çevresine derin bir saygı duyması gerekir. Gerçek spiritüalite için bireyde bulunması gereken en önemli özellik aydınlık ve bütüncül bir bilinç ve farkındalık olacaktır. Tekamül sürecini yaşayan birey ise bu deneyim sürecini doğru analiz etmeli ve ‘’evren’’den  gelen mesajları almalıdır. Bu deneyimlerinin sebebini doğru kavrayan birey ise özgün, zeki, sağlıklı, prensipli ve bütüncül bakış açısına sahip biri haline gelecektir. Aksi durumda ise, kişi deneyimlerinin sebeplerini doğru anlayamazsa, süreç kişiyi daha bulanık bir bilinç haline itecektir.

Evren birçok gizem ile dolu. Biz de yaratılmış varlıklar olarak, onun gizeminin parçasıyız. Düzenin bize deneyimlettiklerini ve sistemin çarklılarını iyi öğrenmek gerekmekte. Çünkü yükselişin sağlıklı yaşanmasının tek yolu bu.

2001 yılının Temmuz ayında Sakarya'da doğdu. Sakarya Üniversitesi'nde Görsel İletişim Tasarımı 2. sınıf öğrencisi. 10 yıl kadar karate branşı ile uğraştı. Milli sporculuk geçmişi var ve 2017 yılında dünya üçüncüsü oldu. Sanatın her alanına duyduğu ilgiyle okuduğu bölümü entegre ederek daha da gelişmeyi hedeflemektedir. Özellikle sinemaya çok ilgi duyuyor. Bilgilenme, farketme, tanıma ve üretme süreci hayatının her anına eşlik ediyor.

yorumlar (2)

  • Avatar

    Elcin

    Cok guzel.akliniza kaleminize saglik

    reply
  • Avatar

    Ömer Caner

    Bir tanım vardır yemek ile ilgili; bir insan yemek pişirmek için saatlerce uğraşıyor ve biz onu beş dakikada tüketiyoruz diye. Emeğinize sağlık, tesekkürler

    reply

YORUM YAP