“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Modernist ve Fonksiyonalist Bir Mimar: Rıchard Rogers

Pompidou Centre (Renzo Piano ile birlikte), Lloyd’s of London, Madrid Barajas Havaalanı 4. Terminal ve Heathrow Havalimanı 5. Terminal, Millenium Dome yapılarıyla hayran kaldığımız, Pritzker dahil olmak üzere pek çok ödül sahibi mimar Richard Rogers emekliye ayrılıyormuş. 1977’de kendi ismiyle kurduğu Rogers Stirk Harbour + Partners (RSHP)’tan en geç Temmuz 2022’de ayrılacakmış. 87 yaşındaki mimarı biraz yakından tanıyalım mı?

İtalya’da, tamamı İtalyan bir ailede doğdu, büyüdü. “Rogers” soyadı 1800’lü yıllarda İngiltere kuzeyinden birinin Venedik’e gitmesiyle ailesine gelmiş. Ataları, 1800’lü yılların başlarında Sunderland’tan Venedik’e, daha sonra Trieste, Milano ve Floransa’ya yerleşmiş. 2. Dünya Savaşı sırasında, babası İngiltere’ye geri dönmeye karar veriyor ve böylece Londra’ya geliyorlar.

Kültürü İtalyan fakat hayatının çoğunu geçirdiği kentle de bağdaştırıyor kimliğini, Londralı diye takdim ediyor kendisini ama halen İtalyan yemeği ve şaraptan konuşmaya bayılıyor. Disleksi hastalığı olan usta mimar, 11 yaşına dek okuyamıyor, öğrenme zorluğu yaşıyor. Bu durum, onu depresif bir hale getirince, başarısız olduğu okuldan alınıp Epsom Sanat Okulu’nda temel mimarlık dersleri aldırılıyor. Ne yerinde, ne güzel bir kararmış! Sonrasında Londra’daki Mimarlık Derneği Mimarlık Okulu’na devam ederek Mimarlık Derneği diplomasını alıyor. 1962 yılında ise bir bursla gittiği Yale Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden yüksek lisans derecesi ile mezun oluyor.

Amerika’dan Londra’ya dönünce, daha sonra kendisinin eşi olacak Su Brumwell ve iki arkadaşıyla mimarlık ofisi kuruyorlar. Yale’den arkadaşları olan bu iki kişi de Norman Foster ve eşi Wendy Cheesman! Eküriye bakar mısınız? Ofisin adı “Team 4” ise ateş ediyor. Ekip, İngiltere’de bir sanayi binasını tamamladı ancak ortaklıkları uzun sürmüyor ve ayrılıyorlar. Richard Rogers, mimarlık kariyerine Richard Rogers Ortaklığı ile devam etti. Bu ayrılığı 2009’da şöyle yorumluyor Rogers: “Norman Foster’la uzun yıllar çalışmadık, sonra ben eşimle devam ettim. Hayat kalitemizi kontrol etmek istedik. Özellikle büyük olmak istemedik. Mesela ofis bize ait değil, kimsenin ofiste hissesi yok. Ofis, derneğe ait. Bizim sosyal bir sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum. Şanslı insanlar olarak, daha şanssız olanlara karşı bir sorumluluk… Şimdi ismimiz tekrar değişti. Artık: Rogers Stirk Harbour & Partners. Daha genç insanlarla birlikte çalışıyorum artık. Onlarla ortaklığa devam ediyoruz. İyi ve modern tasarımı oluşturmak için çok çalıştık. Ayrıca iyi bir ortam oluşturmak için de… Ofiste çalışanların gidebileceği kasabada bir evimiz var, birlikte gidiyoruz.”

1971 yılında ünlü İtalyan mimar Renzo Piano ile güçlerini birleştiriyorlar ve Paris’te yapılan Pompidou Merkezi için açılan yarışmayı kazanıyorlar. Rogers’ın, binana ait konstrüksiyonu, dış cephede de sergilediği tasarımıyla, yapı büyük ilgi görüyor. Sonraki yıllarda kariyerinde daha da güçlenerek Londra’daki Lloyd Binası, Millennium Dome, Cardiff’teki Senedd, Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Binası ve Madrid Barajas Uluslararası Havalimanı’ndaki Terminal 4’ü tasarlıyor. Eserleri, kullandığı renkler ve yüksek teknoloji mimarisi ile dikkat çekiyor.

Richard Rogers, yalnızca mimari projelerle değil; şehirlerin nasıl olması gerektiği sorusu ile de oldukça ilgilendi. Sürdürülebilir kentlere dair düşüncelerinin çizimleri 1986 yılında “London as it could be” adlı sergide yer aldı. Daha sonra da, okullarda öğretilmek üzere “Cities For a Small Planet” adlı küçük pembe bir kitap yazdı. Bugüne kadar ürettikleri için minnettarız, kendisine uzun ve mutlu bir emeklilik hayatı dileriz.

YORUM YAP