“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Muzır İçerikle Mücadele (MİM) Programı

Muzip tonuyla yumuşatılmış adı yanıltmasın, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu çok uzun süre üstü örtülü bir sansür kurumu olarak hareket etmiştir. 1927 yılında kurulan ve 1986 yılında yeniden keşfedilen kurum, o tarihten itibaren aktif bir şekilde çalışmayı sürdürmektedir.

Çocuklarımızı fiziksel çevrelerindeki taciz ve tecavüzlerden korumak konusunda bu kadar tereddüt içinde hareket ederken belki de devletin bile varlığını unuttuğu bu kurumun, çocuk ve gençleri, cinsellikleri ile etkileşime sokma ihtimali bulunan tüm yayınlarlara karşı olan hassasiyeti, arayıp da bulamadığımız türden. Zamanında “muzır” veya “müstehcen” ilan ettikleri yayınlar arasında çocuk kitapları ve karikatür dergilerinden TÜBİTAK’ın “Bebekler Nereden Gelir” adlı kitabına kadar yayın bulunmaktadır.
Azim ve kararlılıkla muzır ve müstehcen içeriklerden birinden diğerine geçen, kafasını kaldırmadan muzır ve müstehcen içerik okuma görevini onurla taşıyan kurum, yeni bir oluşumla daha fazla muzır ve müstehcen içeriğe kaynağından ulaşmayı planlıyor.
Bakanlıkta yapılan toplantıda yeni çalışmalar ve kararlar hakkında konuşan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, yeni girişimleri Muzır İçerikle Mücadele (MİM) Programını duyurdu.
Bakanlığın, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nun çocuk gelişimini olumsuz yönde etkilediğini veya müstehcen niteliklere sahip olduğunu düşündükleri içerikleri şikayetler üzerine zaten halihazırda incelediklerini ve söz konusu niteliklere sahip olduğunu düşündükleri içerikleri “muzır” ilan ederek Resmi Gazete’de duyurduklarını belirtti.
Yeni oluşturulan Muzır İçerikle Mücadele (MİM) Programıyla bu talebi bir çatı altında toplamak, web sitesi ve WhatsApp İhbar Hattı üzerinden ebeveynlerle aktif iletişimde bulunmak amaçlanıyor.
Sansür demenin bir başka yolu olup olmadığını zaman içinde anlayacağız ancak Bakan Selçuk, sansür olmadığının ısrarla altını çiziyor. “Biz hiçbir kitabı yasaklamıyoruz ya da bir kitaba sansür uygulamıyoruz. Muzır ve müstehcen içerik taşıdığına karar verilen kitaplar, kurulun kararının ardından ‘küçüklere zararlıdır’ ibaresiyle içi görülmeyen poşet içinde, teşhiri ya da reklamı yapılmayacak şekilde sadece 18 yaştan büyüklere satılabiliyor. Yani yasaklama veya sansürleme değil, aileler için içerikle ilgili bir uyarıda bulunmuş oluyoruz.”
Çocuklarımızı cinsel istismar ve şiddetten korumak ülkece en büyük önceliğimiz olmalı ama olamıyor. Eğer vakıflar gibi, hacı hocalar gibi, eğitmenler gibi saldırganın elinde hayatlarına kast edilen çocuklarımızın öykülerini bilmeseydik, bu ince eleyip sık dokuyan kurumun fikir özgürlüğünü kısıtlamaya kadar giden titizliğine göz yumardık belki. Kapalı kapılar ardında kendi aile, kendi sosyalleşme, kendi politika ve kendi cinsellik algılarına göre kararlar alıp bunu baskılamakta hak görerek bir de çocukları koruduğunu zannetme halsizliğine kapılanlara, niyetleri iyi bile olsa kucak açmak mümkün değil.

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

YORUM YAP