“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

NEDEN UNUTUYORUZ?

Anılarımız birçok yönden kim olduğumuzu şekillendirir. İç biyografilerimizi, hayatlarımızda yaptıklarımızla ilgili kendimize anlattığımız hikayeleri oluştururlar. Hikayeler yavaş yavaş bulanıklaştığında ve bilgileri kaybetmeye başladığımızda; bu bir anlamda benlik kaybı hissi de yaratır. Düşünme ve hafıza becerilerinin azalmasıyla ilgili endişelerin, insanların yaşlandıkça sahip oldukları en büyük korkular arasında yer alması bu nedenle hiç de şaşırtıcı değildir. Bazen eşyaların yerlerini bulamayabilir, yeni tanıştığınız birinin adını hatırlayamayabilir veya önemli işlerinizi yapmayı unutabilirsiniz. Bu hafıza kayıpları genellikle içimizde kaygı verici ve stresli duyumlar yaratır ancak yine de her zaman ‘bunama’ anlamına gelmez.

Peki, sağlık sorunumuz yokken dahi neden unuturuz? Bu sorunun iki basit cevabı var. Birincisi, anı/bilgi artık mevcut değildir. İkincisi ise bellekte bunlar hala saklıdır ancak bazı nedenlerden dolayı onlara ulaşamıyoruzdur. Bu iki cevap aslında psikologlar tarafından geliştirilen temel unutkanlık teorilerini özetler. İlk cevabın kısa süreli hafızada unutmaya, ikincisinin de uzun süreli hafızada unutmaya uygulanma olasılığı daha yüksektir. Konuyu daha anlamlı kılmak için teorilere göz atacak olursak:

Müdahale (Girişim) Teorisi

Geçen hafta Salı gecesi, akşam yemeğinde ne yediğimiz bir gün sonra bize sorulsa, belki de zorluk çekmeden cevap verebiliriz ancak aradan günler geçtikçe yediğimiz diğer öğünlerin anıları hafızamıza müdahale etmeye başlar. Bu teoriye göre unutmak, farklı anıların birbirine karışmasının sonucudur. İki veya daha fazla olay birbirine ne kadar çok benzerse, zihinde anı kayıpları meydana gelme olasılığı da o kadar yükselmektedir. Bununla birlikte, benzersiz ve ayırt edici olayların müdahaleye maruz kalma olasılığı daha düşüktür. Lise mezuniyetinizi, düğününüzü veya ilk çocuğunuzun doğumunu hatırlamanız çok daha olasıdır; çünkü bunlar tekil, başka hiçbir şeye benzemeyen günlerin anılarıdır.

Müdahale, seri konum etkisi olarak bilinen; bir listenin ilk ve son öğelerini hatırlama eğiliminde de rol oynar. Örneğin, bir gün boyunca yapacaklarınızın listesini yazdığınızı ancak onu yanınıza almayı unuttuğunuzu düşünün. Listenizdeki ilk ve son öğeleri kolaylıkla hatırlayabilecekken, aradaki öğelerin çoğunu unutmanız olasıdır. Müdahalenin unutmaya neden olabileceği iki yol vardır:

  1. Proaktif müdahale; öğrenilmiş olan eski bir görev nedeniyle yeni bir görevi öğrenemediğinizde ortaya çıkar. Zaten bildiklerimiz, şu anda öğrendiklerimizle etkileşime girdiğinde, eski anılar yeni anıları bozabilir.
  2. Geriye dönük müdahalede ise; yeni bir görevin öğrenilmesi nedeniyle önceden öğrenilmiş bir görevi unutma hali vardır. Başka bir deyişle, sonra deneyimlenen yeni anıların eski anıları silikleştirerek, önceki öğrenmeyi engellemesidir.

Müdahalenin etkilerini tamamen ortadan kaldırmak imkansızdır, ancak en aza indirmek için yapabileceğiniz birkaç şey vardır. Bir yol, yeni bilgileri hafızaya daha iyi aktarabilmek için tekrar yapmaktır. Birçok uzman, materyalin hatasız ve mükemmel bir şekilde yeniden üretilebilene ve öğrenilene kadar defalarca prova edilmesini önermektedir. Müdahaleyle savaşmanın bir başka taktiği de rutini değiştirmek ve benzer materyalleri arka arkaya incelemekten kaçınmaktır. Uyku da hafıza oluşumunda önemli bir rol oynar. Araştırmacılar, yeni bir şey öğrendikten sonra uyumanın, yeni anıları kalıcı hale getirmenin en iyi yollarından biri olduğunu öne sürmektedir.

Çürüme (Bozulma) Teorisi

Tüm hatıralar, zamanın akışında otomatik olarak kaybolur bu teoriye göre. Bir anıyı hatırlamak için belirli bir yolu veya izi takip etmeniz gerekir. Bu yol bir süre kullanılmazsa, hafıza bozulur ve bu da hatırlamada zorluğa neden olur. Tekrarlarla zihinsel olarak bir anının üzerinden geçmek bu süreci yavaşlatabilir. Ancak yine de bir iz takibi kullanılmaması, nihayetinde bellek bozulmasına yol açacaktır. Çürüme teorisi unutmanın, eğer bilgi kullanılmazsa hemen başladığını öne sürer. Örneğin, bazen yeni tanışmış olsak bile bir kişinin adını dakikalar içinde unutabiliriz. Bu teori bilim çevrelerince fazla destek görmemiştir çünkü hafızanın yaratılması ve hafızanın geri çağrılması üzerinde etkisi olabilecek tüm bilgileri ortadan kaldırarak teste tabi tutulabilmesi zordur ve neden belleğin hızlıca silikleştiğini açıklamamaktadır.

İşaretlere/İpuçlarına Bağlılık Teorisi

Bir anıyı depoladığımızda, yalnızca tüm duyusal verileri kaydetmiyoruz, aynı zamanda ruh halimizi ve duygusal durumumuzu da o anının içine kilitliyoruz. Dolayısıyla mevcut ruh halimiz, bizim için çaba harcamadan elde edilebilen hatıraları etkiliyor; öyle ki iyi bir ruh halindeyken iyi hatıraları hatırlayıp kötü bir ruh halindeyken de negatiflere yöneliyoruz. Bu teori, hatırlayabilme becerimizi çoğunlukla duygusal durumumuza ve çevremize göre geliştirebileceğimizi öne sürmektedir. ‘Eksikliği Geri Alma’ teorisi olarak da bilinen işarete bağlılık kuramına göre, bellek ipuçlarının yokluğunda bilgileri geri çağıramaz. Unutkanlığı durdurabilecek üç tür tetikleyici ipucu alanı vardır:

  • Anlama bağlı ipuçları, zihindeki başka bir anı ile olan ilişkisi nedeniyle yeni bir bilgi alındığında kullanılır. Örneğin, birisi Adana’daki tatiliyle ilgili her şeyi, orada belirli bir arkadaşını ziyaret ettiğini hatırlatılıncaya kadar unutabilir ve bu işaret tetiklendiğinde kişi, gezisinin daha başka ayrıntılarını da anımsamaya başlayabilir.
  • Duruma bağlı ipuçları; olay yaşanırken, beyne anının işlenmesi ve kodlanması sırasındaki ruh hali tarafından yönetilir. Kişinin duygusal veya zihinsel durumu, ipuçları oluşturmasının da anahtarıdır. İşarete bağlı unutma teorisine göre, bir kişi aynı durumun tekrarını yaşayana dek bellekteki o anıyı hatırlamayabilir.
  • Kapsama bağlı ipuçları, içinde bulunulan ortam ve koşullara göre şekillenir. Bellekteki işlem, bilgi oluşturulurken çevre faktörlerinin çoğunu kapsar. Kapsayıcılığı genişledikçe de ipuçları çoğalır ve hafızaya ulaşmayı sağlayacak yollar artar. Örneğin belirli bir kokunun, belirli bir şarkının duyulması ve hatta belirli bir tadı tatmak bile hatırlama sürecinde tetikleyici olabilir.

Hafızamızın; duyumlarımız, algıladıklarımız ve dikkatimizin yönlendiği şeyler ile olan ilişkisindeki karmaşık etkileşimler de bazen bazı anılarımızı geri alınamaz hale getirebilir. Dalgın olduğumuzda anahtarlarımızı yanlış yerlere koyabilir, musluğu açık bırakabilir ve önemli bir görüşmeyi dahi kaçırabiliriz. Burada dikkat ve hafıza kesişmemekte ve unutma gerçekleşmektedir. Bazen de bilgiyi biliriz ama onun adı bir türlü dile dökülmez. Dilimizin ucunda tıkanır. Beynimiz hangi bilginin daha az önemli veya bütünleyici olacağına karar verdiğinden, bazen de gereği kalmayan şeyleri artık saklamayı bırakıverir. Örneğin, hemen kullanmak için bir telefon numarasını ezberleyebilirsiniz, ancak artık gerekmediği için onu belleğinizde saklamak için çabalamazsınız. Bu durumların hepsi, her birimiz için oldukça normal ve doğaldır. Yaş aldıkça belirli bir dereceye kadar bellek kaybı yaşamak hayatımızın bir parçasıdır. İster uzun zaman önce isterse yeni olsun, hayatınız boyunca topladığınız tüm bilgilere sahip olmayı bekleyemezsiniz. Ancak eğer yoğun hale gelmiş bir unutkanlık başladıysa temelinde sağlık sorunları olabilir. Bu alan tamamen uzmanların değerlendirmelerine göre tanımlanmalıdır. Ancak eğer endişe kaynağı olmaktan uzak bir unutkanlık varsa, mevcut beyin becerilerinizi yönetmek ve geliştirmek için önlemler alabilirsiniz. Belirli stratejileri benimsemek, bilgileri saklamanıza ve hatırlamanıza yardımcı olabilir. Hafızayı güçlendirmek ve bunamayı geciktirmek ve hatta önlemek için atabileceğiniz adımlar vardır.

  • Bilişsel işlevlerimizi doğrudan etkileyen en önemli faktör hastalıkla baş edebilme kapasitemizdir yani bağışıklığın gücüdür.
  • Ayrıca bedenin kök gücünü arttıran kardiyo egzersizleri, beynin fonksiyonlarını da olumlu yönde etkiler. Bunun yanı sıra beynin gücü meditasyon benzeri uygulamalarla da desteklenebilir.
  • Aşırı beslenme kadar yetersiz beslenme de hafızanın yetkinliğini düşürebileceğinden, bu konuya özen göstermek beyne giden sinir yollarını da rahatlatacaktır.
  • Beyne meydan okumak, onu sık sık zorlamak, kullanılmayan bağlantıların da harekete geçmesini sağlayacaktır. Özellikle düşünmeden, tamamen otomatik olarak verdiğimiz tepkileri yeniden şekillendirmek, farklı açılardan olaylara bakabilmek çok önemli bir yoldur belleğin sağlıklı işlemesi için.
  • Sosyal etkileşim sıklığı azaldıkça ve izolasyon arttıkça da unutkanlıklar yoğunlaşmaktadır. Hayvanlarla olan dostluklar bu konuda büyük bir fayda sağlamaktadır.
  • Bedenin ve beynin her zaman molalara ihtiyacı vardır. Her etkileşim veya aktiviteden sonra dinlenme, rahatlatıcı bir alan yaratır. Hafıza da bu alandan faydalanır.
  • Her seferinde tek bir işe odaklanmak, çoklu görev karmaşasından kaçınmak beynin stresle baş edebilme gücünü arttıracağından; hafızanın da sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır.
  • Deneyimler esnasında, içsel duyumları ve çevreyi, dikkatle ve ayrıntılı halde algılamaya çalışmak hem güçlü bir “mindfulness” pratiği yaratacak hem de kaygı benzeri düşüncelerin anıyı bozmasını engelleyecektir.

Kaynakça:

Harvard Health – Minding your memory

Harvard Health – Improving Memory

Kendra Cherry – The Psychology of Forgetting and Why Memory Fails

Saul McLeod – Forgetting

Yazar Şerife Günaydın Karaköse, 1980 Adana doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Çağ Üniversitesi Özel Kamu Hukuku Yüksek Lisansı'nı bitirmekle hukuk dünyasına girdi ve avukatlık mesleğine halen devam ediyor. "Three", "The Shadow House","Happiest Hour" , "Uzaya Kaçan Küpe" ve "Keyfi Yanılsamalar" isimli kitapları hem Amazon hem de Barnes and Noble da online olarak yayımlandı(https://m.barnesandnoble.com/s/Serife+Gunaydin+Karakose). Yazarın denemelerini aktardığı www.allbyourselves.blogspot.com adlı bir blogu mevcut; aynı zamanda @mind_index instagram profilinde de sanattan bilime, felsefeden psikolojiye kadar pek çok konu hakkında da içerik üretiyor.

yorumlar (2)

  • Avatar

    Ebru Çalışkan

    Hafiza güçlendirmek icin lise yillarimda bir öğretmenimizin tavsiyesiyle müzik,koku,ortam, ışık etrafta ne varsa tüm uyaranlarla kaydetmeyi öğrenmiştim. Oldukça faydalı bir yazı olmuş. Teşekkürler. Kaleminize sağlık.

    reply
  • Avatar

    Sena Baş

    👍

    reply

YORUM YAP