“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

NEJAT UYGUR

1927yılında bugün doğan sevgili Nejat Uygur, perde kapatmaz tiyatronun kurucusu. Bugün, adını her duyduğumuzda yüzümüzde gülümseme yaratan anıların sahibi olmasının ardında koca bir adanmışlık var.

Çocukluğunda annesinin öğretmen, babasının subay olmasından dolayı şehir şehir gezmiş Uygur ailesi. Herkesin harcı değil şehir şehir neşe toplamak. O toplamış. Televizyonla, telefonla değil; akşam oturmalarında anlatılan fıkralarla, Karagöz ile Hacivat gösterileriyle, mahallenin kendi arasında yaptığı toplanmalarla eğlenilen bir dönemin çocuğu. Orada parlamış ışığı, babasının arkadaşları arasında ün salmış, “Nejat’ı al gelirken,” der olmuşlar. 

Sonraları bir röportajında başarısının sırrını o da halkı tanımasına bağlar; “Sanatçı halkın gözü, ağzı, kulağı. Halkın yanında olduğunuz, dertlerini söylediğiniz zaman sizi seviyorlar. Ayrıca çok güldükleri zaman da unutmuyorlar. Araştırmacı bir oyuncuyum. Şehirlerin sevilen kişi, maskot ve amigoları vardır. Gittiğimde onları bulurum. Oyunda onlardan bahsederim, yaptığı hareketlerden yaparım.

Sonra sevgi ve saygımı seyircimden hiç eksik etmedim. İnsan onuruyla katiyetle hiç oynamadım. Oyunda, ‘Kör müsün?, Sağır mısın?’ diye yazarsa bunları silip, görmüyor musun, duymuyor musun diye düzeltirim. Çünkü seyircilerden bazıları doğuştan ya da bir kazada gözlerini kaybetmiş olabilir. Hiçbir insan rahatsızlığını tiye aldırtmam.”

Çok sevmiş sahneyi, seyircisini ve çok da duyarlı biriymiş. İzleyici deneyimlerinin en güzelini yaşasın istemiş. Tiyatro bitiminde seyircilere açtığı deftere bırakılan eleştirileri hep dikkate almış. Bir tanesinin “bilete verdiği paradan daha fazlasını taksiye verdiğini” yazması üzerine uzak semtlerin yerel salonlarında oynamaya başlamış. Böyle bir duyarlılık. 

Adanmışlık demiştik. Beş oğlundan dördünün turneden doğması gibi bir adanmışlık. Halkın söyleyemediğini o, en duyulacak şekilde, ağız dolusu söylemeyi seçmiş, trajikomik yaşantısının trajik kısmını bir süre silmeyi başarmıştır. Argo kullanımı hakkındaki bir soruya da şu cevabı vermiştir; “Ama bazı politikacılardan daha terbiyeli argo kullanıyorum. Meclis’teki kavgaları görüyorsunuz.” Haksız mı? 

Hayattaki tüm saçmalıkların ayağını bir muz kabuğuyla kaydırmak gibidir komedi yapmak. Canımızı sıkan her şeyi siler, süpürür. Karnımız ağrıyana kadar gülmek, bütün acıları öldüren bir iksirdir. Bu iksiri sırtlayıp kadehimize dolduran Nejat Uygur, şerefine içiyorum!

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

YORUM YAP