“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

NXIVM Cult: ‘Kişisel Gidişim’ Tarikatı Belgesel Oluyor

Ah bu çağ… İnsanı ne hallere sokuyor. Bundan 60 yıl öncesinde kolektif yaşamın mahkumlarıydık hepimiz; komşuluk mahkemesi, mahalle baskısı, ailenin istediği bir yaşam doğrultusunda alınan kararlar, “onur, gurur” koruma söylemiyle verilen yanlış kararlar… Sonuçta Sartre’ın da dediği gibi “Kızgın ızgaranın ne gereği var, cehennem başkalarıdır.” 40 yıl önce başladı bu kolektif yaşamın tahribi. “Güzel bir şey olacak, her şey yıkılacak” derken karşımıza çıkan koca bir duvarda yazılı olan büyük puntoları okuduk hepimiz: BİREYSELCİLİK. Bireyselleştik, bireyselleştikçe bencilleştik… Bencilleştikçe megolomanlaşan insanın gerçek dünyayla karşılaşmasına şahit oldunuz mu hiç? Tüm dünyası başına yıkılır. Derine indik, kendimizi kötü hissettik, ait değildik. Ne de olsa tüm “bireysel” benliğiyle yalnız olan birisi nereye ait olabilirdi ki? Bizi böyle ‘yitik’ gören bir el çıkageldi karanlıklardan, elimize bir kağıt tutuşturdu; kapkara, mat bir kartvizit. Yine okuduk büyük puntoları: KİŞİSEL GELİŞİM. Hepimizin pürüzsüz kıçına bastılar damgayı. Kişisel gelişim derken delirdik, delirirken benlikten uzaklaştık, uzaklaşırken bir de baktık öznelliğini yitiren birer ürün haline gelmişiz; nesneleşmişiz.

Keith Raniere

Bu gözlere dikkatli bakın, sapkın bir psikopatın gözleri: NXIVM’un kurucusu Keith Raniere

“Hayatınızdan keyif almaya başlayacağınız gelişmiş başarı programları

Yukarıdaki tanım Amerikan medyasında 1990’ların sonunda dönmeye başladı. Biliyorum, okuyunca içiniz gıcıklandı, kafanızın içindeki bir ses merak ettiğinizi söylüyor. İşte tam da bu kelimeler, bu etkiyi yaratmak için Keith Raniere ve Nancy Salzman tarafından özenle seçilmişti. Kurulan NXIVM isimli ‘kişisel gelişim şirketi’ndeki konferanslara yolunda gitmeyen hayatlarını düzeltebilecekleri anahtarı bulmak için katılan öğrencilerin sayısı 2003’e geldiğimizde 3.700’ü bulmuştu bile. Ama nasıl?

Piramit sistemini duymuşsunuzdur. Ortada bir yatırım vardır. İnsanlara bu yatırımlardan bahsedersiniz, 1 koyuyorlarsa 5 kar edeceklerini anlatırsınız. Böylelikle bir ağ şeklinde bu insanları kendi altınıza yerleştirmeye başlarsınız. Ama bahsi geçen yatırıma yatırdığınız asıl paralar, kazandığınız karlardan değil, altınızdaki insanların yatırımlarıdır. Bu yüzden bu sistem uzun süreli olarak işlemez, illa ki bir noktada patlar ve en tepedeki insan elindeki paralarla ortadan kaybolur ve bu yüzden bu sistem çoğu ülkede illegaldir. Şimdi zaten hayatımızın her alanında gördüğümüz bu planı bir kez daha hatırlayıp yaraları deştiğimize ve güzelce tuz bastığımıza göre Raniere’e geri dönebiliriz. Raniere, NXIVM’dan önce kurduğu “Consumers Buyline” -daha fazla amacını belli edemezdi heralde- şirketi bir piramit sistem üzerine kurulu olduğundan New York Başsavcılığı’yla başı belaya girer ve şirket kısa sürede kapanır. Ardından Raniere, kişisel gelişime yönelip doğru yolu bulur (!) ve NXIVM’u kurar.

İncelediğimizde NXIVM da aynı tarzda bir ağ sistemi üzerine kurulmuştu. Üyeler daha fazla paralar yatırarak kurumun içinde statüsel olarak yükselebiliyorlardı. Bu seminerler sayesinde (?) travmasından kurtulmuş bir arkadaşın gelip sana da önerirdi. Hayatından memnun olmayan sen de gidip hemen kişisel gelişmek adına NXIVM’a başvururdun. Başvururken senden zenginlik, din, aile ve cinsellik üzerine soruların olduğu bir anket doldurmanı isterlerdi. Ardından Hollywood Vadisi’ndeki bir otelin mükemmel, şaşalı toplantı salonunda seminerlere katılır ve güzel bir villada koca bir hafta ağırlanırdınız. Seminerler dönemin Amerikan Ulusal Sağlık Örgütü’nün başkanı, 2000’lerin başında tanınmış oyuncular, ünlü bir alkol şirketinin varisi, dönemin Meksika Başbakanı’nın kızı ve hala daha orada burada iş dünyasıyla ilgili mentorluk yapan insanlar tarafından verilirdi. İsimler? İsimlerin ne önemi var? Kim bunlara karşı dirençli durabilir ki? Özellikle Milenyum Çağı’nda teknolojinin, popüler kültürün ve tüketimin hunharca büyüdüğü, dev şirketlerin dijitalleşmeyle servetlerine servet kattıkları bir dönemde…

Ayrıca, bu seminerlere katılan öğrencilerden Salzman ve Rainere’i “Vanguard” ve “Prefect” olarak çağırmaları bekleniyordu. İlginç değil mi? Çünkü Vanguard, Rainere’in favori bilgisayar oyunun adıydı. Aynı zamanda oyunda etrafındaki düşmanlarını yok ettikçe güç kazanan ana karakterin ismiydi. Ne kadar da acınası… Psikopat ve manipülatif insanların hepsinin de bir noktada kendilerine atadıkları ünvanlarla çağırılmak istemeleri oldukça ironik bir tesadüf: Hitler kendisine “Kurt”, Stalin kendisine “Çelik”, Mussolini “Lider” ve Francisco ise kendine “Önder” denmesini istiyordu. Şahsi fikrimce, tek gerçek olan “zaman,” bu insanlara hak ettikleri sonlar hazırlamıştı; nitekim Rainere için de… Ama buraya birazdan geleceğiz.

KİŞİSEL GELİŞİMDEN KİŞİSEL GİDİŞİME

NXIVM’un içinde gizli bir oluşum daha vardı: The Vow. Kişisel gelişim şirketinin, kişisel gidişim tarikatı haline gelmesinin nedenlerinden en önemlisi de buydu. İnsanları nasıl manipüle edeceğini, başka bir deyişle nasıl beynini yıkayacağını çok iyi bilen Raniere, çoğunluğu kadın olan ve beğendiği öğrencilerini bu gizli oluşuma davet ediyor ve onlardan tarikata bağlılıklarını kanıtlamaları için “cinsel içerikli fotoğraflarını” istiyordu. Bu şarta uyan kadınlar, daha üst bir statüye çıktıkları düşüncesiyle büyülenmişken travmalarını iyileştirmek adına tarikatın gurusu Raniere ile seks terapilerine katılıyorlardı. Ayrıca, bu oluşumun her üyesi kasığından damgalanıyordu. Evet, adeta bir damızlık gibi işaretleniyorlardı… Üstad-köle ilişkisi çerçevesinde kurulan bu ödül-ceza sisteminin sonucu olarak psikolojik şiddete de maruz bırakıyorlardı. Şöyle düşün, sana meme kanseri teşhisi kondu ve bunu paylaştığın ‘gurun’ sana, “kocanın ilgisini çekmek için hasta olduğunu ve iyileşmek istersen iyileşebileceğini” söylüyor. Bu olay ne yazık ki gerçek… Üstelik bu psikolojik şiddete dayanamayıp tarikattan ayrılmak istersen de, bir bağlılık sembolü olarak senden istenen fotoğraflarını internete yaymakla, şantaj yapmakla tehdit ediyorlar.

Bireyselliği sonucu kişisel bile gelişemeyen birey nasıl da iplerini başkalarının eline bu kadar kuzu kuzu verebiliyor? Bu soruyu sürekli soruyorum, sordukça deliriyorum… Neyse ki her boktan sistemde olduğu gibi, bu durumu da duyurma cesareti gösteren cesur kadınlar vardı o tarikatın içinde. NXIVM, ilk olarak 2010 yılında bir makalede piramit sistemine dayalı, fuhuş yapılan bir seks tarikatı olarak tanımlanmıştı. Raniere’in uzun süredir ortağı ve çocuğunun annesi olan Kristin Keeffe 2017’de tarikattan ayrıldıktan sonra guru Raniere’i “tehlikeli” olarak nitelendirdi ve “onun hakkında duyduğunuz bütün kötü şeyler doğru” olarak birinci ağızdan da itiraf etti. Tüm bunlardan sonra Raniere, 2019 yılında fuhuş, çocuklara yönelik cinsel istismar, toplu suç işleme ve rehin alma suçlarından tutuklandı.

Gelelim bu konuyu neden bu kadar derinlemesine anlattığıma;

The Vow, ana akım medyanın kendini aklama çabalarıyla dünyanın her bir yanında hızlıca duyulunca, HBO da bu tarikatın bir belgeselini yapmak istemiş. “The Square“, “Control Room” ve “Startup.com” gibi yapımların Oscar ödüllü yapımcı ve yönetmenleri Jehane Noujaim ve Karim Amer tarafından hazırlanacak belgesel dizi, yönetmenlerin filmografilerine bakınca insanı heyecanlandırıyor. Çünkü gün yüzüne çıkmayan daha çok olay olduğuna eminim…

Yazının sonuna gelirken sana bir şey sormak istiyorum sevgili okur. Baktığında bu koca tarikat, bu piramit sistemi, bu psikolojik şiddet sana da tanıdık gelmiyor mu? İçinde var olduğumuz bu düzen, bu sistem ve bu sistemin iplerini; senin iplerini elinde tutan o insanlar… Her gün seni ellerindeki kozlarla tehdit ediyorlar, susturuyorlar, konuşmanı ve düşünmeni istemiyorlar. Bu noktada hepimiz bu sistemde birer “kedicik” değil de, neyiz?

“Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa, kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem.”

— Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar

yıkıcı, yaratıcı; okuyan, yazan, düşünen ve bu yüzden görmek isteyen karbon-bazlı bir yaşam formu. • DEU GSF'de sinematografi öğrencisi; kakimli.com'da içerik üreticisi ve sosyal medya yöneticisi; @degisenbakis'ta izleyicinin bakışını yeniden yaratmayı amaçlayan bir yaratıcı; @deus.ex.machinax'ta tasarımsal açıdan kendini yeniden keşfeden bir yapay-zeka; @lafingidisi'nde anlamını yitiren kelimeleri kovalayan bir araştırmacı. • bunlar onun hakkında bilinenlerin bir kısmı. dahası için nereye bakacağınızı biliyorsunuz.

YORUM YAP