“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

O DUYGUNUN ADI VAR!

Bir bedende sıkışıp kaldığınızı düşünüyor musunuz?

ONISM

Onism, bir seferde tek bir yerde olmanın, tek bir vücutta sıkışmanın düşüncesi ile duyulan hayal kırıklığı olarak tanımlanıyor. Yüksek bir yerde durup hayattan boğulmuş halde yalnız kalabildiğinizi hayal edin; moleküler transportasyonu hayal ettiğinizi hayal edin. Başka yerlerde olmak isteyip bir vücudumuza sıkışıp kaldığımızı fark ettiğimiz o an yaşadığımız hüzündür işte Onism. O acı farkındalıktır.


Ben çok fazla yaşıyorum bunu maalesef. Biliyorum ki evrende çok az şeyi tecrübe edebileceğim, çok az yerde olabileceğim ve bu hayattan sadece bir defa geçerken yaşadıklarım, yaşayamadıklarım yanında hiçbir şey sayılacak ve bunu farkında olmak ince bir sızı olarak sıkışıp kaldığım bu bedende hissedilecek. Mesela ben hiç aya gidemeyeceğim, yıldızların arasında dolaşamayacağım, başka gezegenler hep soru işareti olarak aklımda kalacak. Yetersiz insan bedenimle hayallerimin bir kısmına en başından hüzünle veda etmek zorundayım. Sınırlı bir bedende, sınırsız bir hayal gücüne sahip olmanın hüznü nedir bilir misiniz? Ben bilirim.

İşte bu duyguya “𝐎𝐍𝐈𝐒𝐌” deniyor… 

SONDER 

En çok kimin hayatı karmaşık ve zor?
Sıradan bir gününüzü düşünün. Kalabalık ortamlara girip çıktığımız, binlerce insanla aynı caddede aynı yöne yürüdüğümüz, kalabalıklar içinde kaotik yaşamın üzerimizden gelip geçtiği anlardan söz ediyorum…
Tanımadığımız milyarlarca insanla paylaştığımız bu hayatta, kendine göre günlük rotası, günlük rutini ve günlük endişesi, derdi olan binlerce insanla aynı ortamdayken bir an durup, herkesin de benim kadar karmaşık ve yoğun bir hayatı var diye düşündüğünüz oluyor mu? Herkesin çok zorlandığı gerçeğiyle yüzleştiğiniz, herkesin bir hayatı ve başrolü olduğunu kendinize itiraf edebildiğiniz, hepimiz için işlerin hiç de kolay olmadığını hissettiğimiz o an yaşadığımız duygudan söz ediyorum. Günlük yaşam sizi bu duygudan alıkoyar. Siz kendi başrolünüzü oynarken unutursunuz figüranların da başka bir hayatın başrolünde olduğunu hadsizce. Hepimiz yapıyoruz bunu. İşte bencillikten uyandığımız, bir anlığına farkında olduğunuz andır hiçliktir seviyesidir. Başka insanların da sizin kadar değerli olduğunu hissettiğiniz o muazzam an ve hissiyattır.

İşte bu duyguya da “𝐒𝐎𝐍𝐃𝐄𝐑” diyoruz. 

LIBEROSIS 

Düşüncelerinden arınıp özgür hissetmek istediğiniz oluyor mu?

Değer verdiğimiz duygu ve düşünceler bizi kontrol altına alır, insan gariptir hakikaten; bu soyut kavramların altında ezilir de ses etmez. İşte bir gün olaylara, durumlara daha az önem vermek istiyorsanız işte bu duygunun adı 𝐋𝐈𝐁𝐄𝐑𝐎𝐒𝐈𝐒’dir. Gereğinden fazla değer vermek sizi tüketir. Daha az stresli, daha sakin, daha mutlu ve en önemlisi özgür bir yaşam sürmek istemez misiniz?


Kim istemez ki? Lakin beceremiyoruz. Diyelim ki becerebildiniz ve kendinizi liberosis duygusunun kollarına bıraktınız, nasıl bir hayat mümkündür?


Hayal kırıklıkları, baskı, stres, dertler azalacak…
Daha sağlıklı ve dengeli olurken basitleşeceksiniz. Öyle kara kara düşünmeleri de unutun! Kapitalizm köleliğinden kurtulacaksınız; çünkü kendinizi birilerine beğendirme, toplumdan onay görme arzusu, depresyondan uzak yaşarken siz istemedikçe kimse sizi üzemeyecek. Arabanız, paranız, çantanız saatinizle değil kendinizle var olacaksınız. Ailenize bile mesafeli olurken, bunun vicdanını yapmamayı başaracaksınız. Ne korku, ne keder! Beklentiler düşerken, mutluluk ve realite artış gösterecek. Kendinize aşık olacaksınız ve bu ışıltı herkesi kıskandıracak. Yapabilirsiniz, evet!


Sizce de bize yüklenilen saçma sapan yüklerden arınarak kendimizi yaşama vaktimiz gelmedi mi?

Da Vinci’min de dediği gibi

“Sadelik, en yüksek gelişmişlik düzeyidir!” 

Zihninizi sadeleştirin, kendinize kalın.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP