“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Portrelerin Efendisi: Feyhaman Duran

Feyhaman Duran’ı, Atatürk’ü resmettiği portreleri ile tanırsınız muhtemelen. Tabii ki kendisi bundan fazlası. Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi’ndeki resim eğitimlerinin ardından Paris’de Academie des Beaux Arts’a resim eğitimi almak üzere gönderilmiş, ancak Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile bu eğitimlerini yarıda bırakarak yurda geri dönmek durumunda kalmış olan, İbrajim Çallı’nın da dahil olduğu bir sanatçı topluluğu olan “14 kuşağından”.

A

Atatürk Portresi, 1937

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişi görmüş, resimleri o geçişi bizlere yansıtmış. Porte sanatının en iyi temsilcisi. “Kalıp” ve “anlam”ı bir arada kullanan, alamet-i farikası portreleri ve onlardan az kalmayan natürmortları, nüleri, “empresyonizm” etkisindeki manzara çalışmaları… Aynı zamanda hattat ve de şair kendisi. Galatasaray Lisesi’nde öğretmenlik yapmış üstelik. Eski Türkiye’nin beğenilmeyen liselerinin öğretmenlerine bakar mısınız?

Yazmalı Çıplak, 1929

Yazmalı Çıplak, 1929


Celaleddin Arif Bey Portresi, 1907

Nurullah Berk, “Feyhaman Hoca 1918’lerde, kişiliğini Türk resim dünyasına duyurduktan sonradır ki portrenin ne demek olduğu anlaşıldı. Bir kuşak önceki ressamlar ne portreye ne de insan resmine yanaşmak cesaretini göstermişlerdi… Feyhaman Hoca’nın başlıca kaygısı, insanların portrelerini yapmak, onları tuvallerde yaşatmak olmuştu…” der.

Hattat Rıfat Efendi ve Ailesi, 1948


Otoportre, 1911

Kısa bir seçki yaptık eserlerinden; daha fazlasını, emekliliğinde çalışmalarını sürdürdüğü, vefatına yakın İstanbul Üniversitesi’ne müze olarak bağışladığı ve bugün İstanbul Sanat Evi olarak bilinen, Beyazıt’taki evinde görebilirsiniz.

 

Manzara, 1943

YORUM YAP