“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

SAĞLIK HAKKI

İnsan haklarının uluslararası sistemin temelleri arasında yerini alması II. Dünya Savaşı’nın insan haklarına saldırısıyla ciddiye alınmaya başlandı. Bugün insan hakları bildirgesini yayınlayanlar, en büyük insan hakları ihlalcileridir. BM, DSÖ gibi kurum ve kuruluşlara güvenmek, sağlıklı değil.  İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 25: “Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır.”

BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi Madde 12: “Çevre sağlığını ve sanayi temizliğini her yönüyle ileriye götürme, salgın hastalıkların, yöresel hastalıkların, mesleki hastalıkların ve diğer hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve kontrolü ile hastalık halinde her türlü sağlık hizmetinin ve bakımının sağlanması için gerekli şartların oluşturulması”
Anayasa Madde 56: “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”
Madde 12: “Temel hak ve hürriyetlerin, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiği” buyurur, gelin görün ki biz de durumlar pek böyle değil. Sistem sayısız sektör aracılığı ile bu temel insani hakkımızı alenen yok saymakta. Başta yaşam ve sağlık olmaz üzere bütün temel insani haklarımızı direkt olarak etkileyen Covid-19 süreci sayesinde bir kez daha gördük ki, uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat bağlamında koruma altına alınmış temel hak ve özgürlükler kapitalizm tarafından umursanmıyor.
Ken Livingston’un şu sözünü her gün hatırlamalı;
“Çılgın büyük dünya kapitalizmi, her gün Hitler’in öldürdüğü insandan daha fazla insan öldürüyor.”
Ve öldürürken izlettiği insanların, onlara köle olmasında diretiyor. Tam ortasına düşmek üzere olduğumuz devir çılgın süper kapitalizmin son devri. Bitmez dediklerimiz bitti. Yıkılmaz dediklerimiz yıkıldı. Tarih sayısız örnekle dolu. Kapitalizm şimdilik bitmedi sadece şekilde değiştirerek hedefini değiştirdi: bedenlerimizi, gerçekten yaşamlarımızı istiyor.
İnsan haklarının hukukla korunmasını amaçlayan ulusal ve uluslararası hukuk kaynaklarının haklar listesinde sağlık hakkı standart olarak yer alıyor olsa da hedef sağlık hakkımız. İnsanlara bilerek GDO ve çeşitli zararlı maddelerle zehirlemek, dünyayı her geçen gün kirletmek, doğal kaynakları yok etmek, türlü santrallerle nefes, temiz hava hakkımızı gasp etmek, hastalıklar bulmak ve yaymak, ilaç şirketleri gibi kapitalizmin en büyük silahları olan sektörlerle sağlığımıza saldırmak…  Sürdürülebilir yaşam hakkını günbegün elimizden almak yüzsüzlüğünü gösteren sistem iki yüzlüdür. Sağlık bu sistemin, karanlık yüzlerinden sadece biridir.
Bu sefer de temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan, yeterli beslenemediği için basit bir gribi bile atlatamayacak hale gelen, ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetini alamayan yaşlılarımız kolayca ölümün kucağına düştüler.  Emekçi sınıf, alt sınıf, yaşlılar, bizler aslında koronavirüsün değil kapitalizmin kurbanıyız. Dünya ve insanlık uyandığında orada olmak istemiyorum, yaşlandığımızda bize neler olacağını apaçık gördük.  Kapitalist, faşist sömürü neoliberal modelle devam ediyor ve benim bundan midem bulanıyor. Sağlığımızın metalaştığı bu korkunç çağda insan olarak temel haklarımız kapitalizmin insanlık dışı muamelesi ile çelişiyor. Hem ruhsal hem fiziksel sağlığımız sömürülüyor ve evde kalıyor. İşte bu bana çok garip geliyor.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP