“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Sahtelikten uzak Dayanıklılık

Günümüzün dünya sistemi, bireyin yüksek direnç seviyelerine ulaşması için gerekli olan tüm zihinsel cephaneyi bize sağlamaya çalışır. Çünkü kimsenin yüksek ses çıkararak onu eleştirmesini istemez. “Kabul et ve bu mekanizmada işlevli hale gelecek güçte bir yedek parça ol” tavsiyesini salık verir kitlelere. Son kırk yıldır öz-denetimi sağlayıcı psikolojik bilimlere, özellikle de pozitif psikolojiye yapılan vurgu oldukça güçlü bir konumda artık. Neo-liberal çağda çoğalan kendi kendine yardım gereçlerinin miktarı günden güne artıyor. Bu nedenle, kendi kendine yardım grupları, kendi kendine yardım medyası, çok sayıda kişisel gelişim koçlarından gelen mesajlar, “Yapabileceğini düşünüyorsan yaparsın”, “pozitif olursan başarıya ulaşacaksın” vb. tarzdaki psikolojik  olanaklar hemen elimizin altında ancak dünyayı sarmalayan ekonomik sistem, zorlukları kolaylaştırmak için ulaşabileceğimiz bir yardım sağlamakta oldukça gerilerde kalıyor. Dolayısıyla, istihdam fırsatlarına bir göz atıldığında, psikolojik farkındalık söylemleri masal gibi geliyor kulağa. Dünya genelinde, gerçekten ihtiyacı olanlara yardım bile etmeyen, hızla aşınan bir refah algısı sistemi var. Tüm demokrasilerde artık küresel bir fenomen bu durum. Nihayetinde, direnç açısından bunun anlamı şu: Bugün aslında insanların çoğunun direnci tükeniyor ve düştüklerinde  sistem tarafından desteklenmeyi hak etmeyen “kaybedenler” olarak etiketleniyorlar. Kolektif yardıma benzeyen şeylerden kaçınılıyor ve bu nedenle dirençli olamayan bireyin ve onu bağlayan toplumun ayakta kalması daha da zor hale geliyor. Olası felaketlere hazırlıklı olmak için dayanıklılığı arttırmaya yönelik girişimlerde bulunmak tabii ki çok kıymetli ancak sadece tekil bireye empoze edilen ve temelde “eleştirmeden ve dönüştürmeden kabul etme manipülasyonu” olan türdeki bir dirençlilik algısı, bireylerin ve toplulukların karşılaştığı en olası riskleri ele alamıyor. Aşılanan sahte dayanıklılık fenomeninin, düşük gelir düzeyindeki insanların yeniden meta haline getirilmesini güçlendirdiği ve stabil gelir sahibi kesimler dışındaki kişileri desteklemek için çok az işe yaradığı akılda tutulmalı. Ayrıca dayanıklılık kavramının yapay bir ilke olarak yapısal eşitsizlikleri yeniden ürettiği, ekonomik sistemi sürekli eleştiri ve meydan okumalardan izole ettiği de bir gerçek. Kurban olarak nitelendirilenleri suçlamadan ve yaşadığımız bu zorlu dönemde maddi olanaklardan pay alamayanların durumlarını göz ardı etmeden yaşananlara farkındalık geliştirmek ve kişisel gelişim için değil de kolektif refah için çözüm yolları keşfetmeyi bir tutum haline getirmek; dayanıklılığın gerçek doğasına daha da yakınlaşmamızı sağlayacaktır.

Dünyaya gözlerimizi açtığımızda hiçbirimizin yanında bir yol haritası belirivermiyor. Özellikle de birbirinden ayrı yaşamak ve tekil halde var olabilmek gibi fikirlerin dayatıldığı toplumlarda, kişiyi destekleyici bir kolektif yapılanma yaratılmış değil. O küçük bedenlerimizle çevreyi algılayarak ya da daha doğru bir ifade ile çevremizdeki insanların ve koşulların dayattığı algıları yansıtarak gelişmeye çalışıyoruz. Hepimiz günlük zorluklardan, ekonomik çalkantılardan, sevdiklerimizin ölümünden, yaşamımızı değiştiren kazalardan ya da hastalıklardan veya kalıcı etkiye sahip travmatik durumlardan kaynaklı olarak, hayatımızda iniş ve çıkışlar yaşıyoruz. Her değişiklik hepimizi farklı şekilde etkiliyor; bize anlamlandıramadığımız düşünceler, duygular ve belirsizlikler getiriyor. Bu farklı etkiler kişiye özelmiş gibi algılansa da bütünsel yaklaşıldığında toplumu parçalıyor ve toplulukları birbirinden kopuk yerlerde konumlandırıyor. Yine de insanlar tarih boyunca çoğu zaman hayatlarını değiştiren stresli durumlara uyum sağlayabilmiş ve bu uyum sürecinin dayandığı temel de içimizdeki direnç ya da başka bir ifadesi ile “dayanıklılık” (resilience) olarak adlandırılmıştır. Buradaki anlamıyla dayanıklılık; asla tek başına kendi içimizde yaratıp sürdürebileceğimiz bir güç değil; tam tersine birlik fikriyle temellendirilmesi gereken bir bağlamdadır.
Dayanıklılık, sözlüklerde; “bazı insanların hayatın zorlukları karşısında yere serilmelerinden sonra, en azından eskisi kadar güçlü bir şekilde yaşamlarına geri dönmelerine izin veren psikolojik niteliğin adı” olarak tanımlanıyor. Direnci yüksek insanlar; zorlukların ve travmatik olayların, kararlılıklarını tüketmesine izin vermek yerine; rotalarını değiştirmenin, duygusal olarak iyileşmenin ve hedeflerine doğru ilerlemeye devam etmenin bir yolunu buluyorlar. Psikoloji literatüründe de dayanıklılık; sıkıntı, travma, trajedi, tehditler veya aile ve ilişki sorunları, ciddi sağlık sorunları veya işyeri ve finansal stres faktörleri gibi önemli stres kaynakları karşısında iyi uyum sağlama süreci olarak tanımlanmakta. Dirençli ve esnek olmak, bu zor deneyimlerden “geri dönmeyi” içerdiği kadar, derin kişisel gelişimi de bünyesinde barındırabiliyor. Ancak tek başına gelişmek ve rahatlamak oldukça yanıltıcı. Geçici bir ferahlık yaratmak ve “kurtuldum” hissiyle bezenmek, gerçekte o sıkıntıların kaynağını görmeyi ve onları değiştirmeye çalışmayı da içerirse ancak o zaman gerçek ve kalıcı bir dayanıklılık da sağlanabilmiş oluyor.
Dayanıklılığın ne olduğu kadar ne olmadığı da önemli. Esneklik ve dayanıklılık “normale dönmek” değil de, belki  “Yeni bir normale dönüşmek” “Değişmek” ve Ernest Hemingway’in de söylediği gibi, “insanın içindeki çatlaklardan ışığın  girmesine  izin vermek” anlamına gelmeli. Böylece saçacağınız ışık çevrenize dalga dalga yayılıp, çoğunluğu da etkileyebilecektir. Ayrıca dirençli olmak, kişinin zorluk veya sıkıntı yaşamamasına son veren bir yetenek de değildir. Yaşamlarında büyük sıkıntı veya travma yaşayan insanlar genellikle duygusal acı ve stres içinde yaşar. Aslında dirençliliğe giden yol; sıkıntısız bir yaşamdan değil tam tersine türlü sıkıntılardan geçen bir yoldur. Bazı insanlar dayanıklılığı sadece zihinsel dayanıklılıkla eşit tutar, ancak dayanıklılığın duygusal acı ve ıstırapla çalışmayı da içerdiği unutulmamalıdır.
Psikolojik dayanıklılıktan yoksun olanlar, kötü deneyimlerden bunalabilir ve çözümlerden çok sorunların üzerinde çok fazla düşünüp zaman kaybederek, hayatın zorluklarıyla başa çıkmak için sağlıksız savunma mekanizmaları yaratabilirler. Hayal kırıklığı ve başarısızlık onları yıkıcı ve hatta tehlikeli davranışlara itebilir. Bu bireyler yaşadıkları aksiliklerden sonra hem fiziksel  hem de ruhsal anlamda daha yavaş iyileşirler ve sonuç olarak daha fazla psikolojik sıkıntı yaşarlar. Direnci yüksek insanlar ise; hayata renkli lenslerle bakmazlar. Aksaklıkların ve bazen hayatın zor ve acı verici yanlarının olduğunu anlarlar. Bir trajedinin ardından gelen duygusal acıyı, kederi ve kayıp duygusunu derinden yaşarlar, ancak zihinsel bakış açıları, bu tür duygularla çalışıp iyileşmelerine izin verir. Neredeyse dayanılmaz bir kayıp karşısında sadece güçlü kalmayı başarmakla kalmaz, aynı zamanda aynı trajedilerden etkilenen diğerlerine duygusal destek dahi sunabilirler. Aynı zamanda ekonomik dayanıklılık da benzer özellikler taşır. Bize ezberletilenin aksine kaynaklar kısıtlı değildir. Yeni yollar aramak ve bunu beraber gerçekleştirmek toplumsal dayanıklılığa katkı sağlar. Sürekli kısır bir döngünün içinde umutsuzluğa kapılmamak ve dönüşüme eklemlenen, yaratıcı koşullar sağlamak son derece önemlidir.
Vücudunuzda belli bir kas grubunu güçlendirmek için yaptığınız fiziksel hareketlerdeki irade gücünüzü düşünün; işte dayanıklılığınızı artırmak için de aynı o hareketleri yaparken kullandığınız zaman ve irade gücüne sahip olabilmek şarttır. Bunları bir de toplum olarak yapabildiğinizi hayal ederseniz, sonuçların muazzam olacağı da bir gerçektir.
Psikologlar; dayanıklılığı beş temel ilke ile tanımlar:
  1. Şükran duymak
  2. Merhametli olmak
  3. Kabul edebilmek
  4. Anlam bulmak
  5. Bağışlamak
Bu eksik  listeye,  “değişim yaratmak” da eklenmelidir. Aksi halde var olanı kabul edip, sindirip aynı çukurun içine farklı bir kıyafetle düşmenin anlamı olmayacaktır.

Dayanıklılığın artmasına yardımcı olan, onun inşasını güçlendiren bazı temel yaklaşımlar vardır. Bazı bireyler, zorluklar karşısında soğukkanlı kalmalarına yardımcı olan kişilik özelliklerine doğal bakış açılarıyla sahip olurken yine de bu davranışlar sadece seçilmiş birkaç kişide bulunan ve doğuştan gelen özellikler değildir. Pek çok uzmana göre dayanıklılık oldukça yaygındır ve insanlar psikolojik anlamda daha dirençli olmak için gereken becerileri öğrenmede oldukça yeteneklidir. Sosyal destek, dayanıklılığa katkıda bulunan en kritik değişkendir. Zihinsel olarak güçlü insanlar, zor zamanlarda  çoğu zaman kendilerini güçlendirmeye yardımcı olan aile ve arkadaşların desteğine sahiptir. Bu desteğin hem yönetimsel anlamda hem de toplumun genelinde verildiği bir mekanizmada yaşayanlar ise yara bere almadan birçok zorluğun üstesinden gelebilmektedir. Dayanıklılığı destekleyen diğer durumlara örnek olarak;

  • Kendileri ve yetenekleri hakkında olumlu görüşlere sahip olmak,
  • Gerçekçi planlar yapma ve bunlara bağlı kalma kapasitesine sahip olmak,
  • İçsel bir kontrol mekanizmasına sahip olmak,
  • İyi bir iletişimci olmak,
  • Kendilerini bir kurbandan çok savaşçı olarak görmek,
  • Duyguları etkin bir şekilde yönetebilmek, vb. yaklaşımlar verilebilir.
Maddi ve manevi olarak zorlu süreçlerden geçtiğimiz bu dönemde; dayanıklılık kapasitemizi artırmak için yararlanabileceğimiz bazı stratejiler de vardır:
Bağlantıda Kalmak
Sosyal ve fiziksel olarak ayrı kalınsa da ilişkilere öncelik tanımak şifalandırıcı bir etkiye sahiptir. Özellikle empatik ve anlayışlı insanlarla bağlantı kurmak, size zorlukların ortasında yalnız olmadığınızı hatırlatabilir. Duygularınızı doğrulayan, dayanıklılık becerinizi destekleyecek, güvenilir ve şefkatli bireylerle en azından iletişim halinde kalmaya odaklanabilirsiniz. Bu sadece pandemi sürecinde değil genel yaşamda da önemli bir rol oynar.
Travmatik olayların acısı, bazı insanların kendilerini dışlanmış hissetmelerine neden olabilir, ancak sizi önemseyenlerden yardım ve destek alabilir ya da siz o “destek ve yardım” olabilirsiniz. Yüz yüze etkileşimin olmadığı bu günlerde online platformlarda, size yeni bakış açıları kazandırabilecek bazı topluluklara katılabilir, bir amaç veya sevinç duygusu sunabilecek araştırma ve destek gruplarına ulaşabilirsiniz. Böyle bir sanal ağ kaynağına sahip olmayanlara ulaşabilir ve onların da kendileri için kaynak yaratmalarına fırsat sağlayabilirsiniz. Kim bilir bu sayede bir çocuk online eğitime katılabilecek, bir ebeveyn istihdam bulabilecek ya da ihtiyacı olan birisi aradığı  duygusal desteğe sahip olabilecektir.
Sağlıklı yaşama adapte olmak
Kişisel bakım popüler bir sözcük olabilir, ancak aynı zamanda toplumsal alanda zihinsel sağlık ve dayanıklılığı oluşturmak için de meşru bir uygulamadır. Bunun nedeni, stresin duygusal olduğu kadar fiziksel de olmasıdır. Doğru beslenme, bol uyku, sıvı alımı ve düzenli egzersiz gibi olumlu yaşam tarzı faktörlerini teşvik etmek, vücudunuzun strese uyumlu olmasını sağlamak ve anksiyete veya depresyon gibi duygularla ödediğiniz bedeli azaltmak için güçlendirici olabilir. Sağlıklı gıdalara erişimi olmayanlara, kendi imkanlarınız dahilinde yardım grupları oluşturarak ulaşmak da ayrıca büyük öneme sahiptir. Nitekim şu an dünyada gelinen noktada, yönetimsel olarak sunulması gereken kaynaklar ekonomik zorluk çeken kitlelerin oldukça uzağındadır. Şanslı kesimdeyseniz; ne yazık ki paylaşmaya yönelmeniz en kısa sürede etki sağlayabilecek tavır olmaya devam etmekte. Çünkü ihtiyaç sahiplerinin temiz ve sağlıklı besinlere olan gereksinimi günden güne artıyor ve kalıcı çözümler hala sunulabilmiş değil.
Sağlıklı beslenme ve yaşama yolları aramak değerli olmakta birlikte bir de zorlu dönemlerde daha da fazla tetiklenen; zehirli ve bağımlılık yapıcı madde kullanımı da yaşanabilmektedir ancak bu bağımlılıklar, derin bir yarayı görmezden gelmek gibidir. Stres hissini tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, stresi tanımak ve yönetmek için vücudunuza destek vermeye odaklanabilirsiniz.
Amaç bulmak
Başkalarına yardım etmek, sokak hayvanlarını beslemek ve hatta onları evinize almak, ihtiyaç anında bir arkadaşınızı desteklemek gibi davranışlara girerek  bir amaç duygusu kazanabilir, öz-değerinizi geliştirebilir ve başkalarına somut bir şekilde yardım edebilirsiniz; bütüne olan katkınız özelde size de güç verir.
Zor zamanlarda duygularınızı kabul etmenin etkisi çoktur, ancak kendinize “Hayatımdaki bu sorunla ilgili ne yapabilirim?” diye sorarak içinizdeki çözüm olanaklarını aramanız da bir o kadar değerlidir. Sorunlar üstesinden gelinemeyecek kadar büyük görünüyorsa, onları yönetilebilir parçalara ayırmayı deneyebilirsiniz.
İnisiyatif almak, hayatınızın stresli dönemlerinde bile motivasyon ve amaç toplayabileceğinizi kendinize ve birbirinize hatırlatmak, acı dolu zamanlarda tekrar yükselme olasılığınızı artıracaktır.
Hedeflerinizi gözden çıkarmamak içi kendinize şu soruyu sorun: “Bugün başarabileceğimi bildiğim, gitmek istediğim yöne doğru ilerlememe yardımcı olan şey nedir?”
Sağlıklı düşüncelere odaklanmak
Bakış açısı her şeydir. Nasıl hissettiğiniz ve engellerle karşılaştığınızda ne kadar dirençli olduğunuz konusunda nasıl düşündüğünüz, yaşamın dengeleri için belirleyicidir. Çok stresli bir olayı değiştiremeyebilirsiniz, ancak onu nasıl yorumlayacağınızı ve ona nasıl tepki vereceğinizi değiştirebilirsiniz. Değiştirilemeyen koşulları onlara boyun eğmeden kabul etmek ama aynı anda da değiştirebileceğiniz koşullara odaklanmak genelde en iyi yaklaşımdır. Hayat fırtınaya dönüştüğünde umuda sahip olmak zordur ancak korktuğunuz şeyler hakkında endişelenmek yerine, ne istediğinizi zihninizde görselleştirmeyi ve o hayale doğru giden adımları atmayı deneyebilirsiniz. Daha önce yaşadığınız sıkıntılı zamanlarda  kimin ya da neyin yardımcı olduğuna geriye dönüp bakarak, yeni zor durumlara nasıl etkili bir şekilde yanıt verebileceğinizi keşfedebilirsiniz. Kendinize nerede güç bulabildiğinizi hatırlatın ve bu deneyimlerden ne öğrendiğinizi kendinize sorun.
Yardım aramak
Pek çok insan için; kendi kaynaklarını ve yukarıda sıralanan strateji türlerini kullanmak, dirençlerini inşa etmek için yeterli olabilir. Ancak zaman zaman, bir birey dayanıklılığa giden yolda takılıp ilerleme kaydetmekte zorlanabilir. Bu yolda  ilerleyememenin en önemli nedenleri genelde ekonomik sıkıntılar ve psikolojik rahatsızlıklardır.
Psikolojik sıkıntı hallerinde uzman desteği almak, insanlara ilerlemek için uygun bir strateji geliştirmede yardımcı olur. Ekonomik sıkıntı durumunda dayanıklılığın yolu ise ne yazık ki bir uzmana danışarak çözümlenebilecek bir sorun değildir. Onun çözümü tarihler boyudur süregelen dar kalıplı ve bencil bakış açılarının değiştirilmesi ile son bulacaktır. Herkesin kendisini geliştirip keşfedebileceği, kaynaklara aynı mesafeden erişim sağlayabileceği, sağlıklı beslenme hakkında kafa yorabilecek kadar besin yelpazesine ulaşma hakkının olacağı, meditasyon ya da başka tür manevi pratikleri kişisel kurtuluş için değil de tüm insanlığın iyiliği için farkındalıkla uygulayabileceği bir çağın sunacağı çözümlerdir ekonomik dayanıklılık sorununu iyileştirecek olanlar…
Önemli olan yolculukta yalnız olmadığınızı hatırlamak ve sorunların kaynağını bulup o kaynaklara daha fazla yatırım yapmamaktır. Tüm koşullarımızı kontrol edemeyebiliriz, ancak her zorluğu beraber atlatabilecek; bedenleri ayrı görünse de kalpleri aslında bir olan varlıklar olduğumuzun unutturulmasına izin vermeyelim…
Kaynaklar: 
Andrew Fischer and Uma Kothari-Resilience in an Unequal Capitalist World
David Palmiter, PhD-Building your resilience
Bryan E. Robinson Ph.D.-10 Habits of Highly Resilient People
Katie Hurley, LCSW-What Is Resilience? Your Guide to Facing Life’s Challenges, Adversities, and Crises
Kendra Cherry-What Is Resilience?
Matthew Donoghue-Resilience as Ideology

Yazar Şerife Günaydın Karaköse, 1980 Adana doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Çağ Üniversitesi Özel Kamu Hukuku Yüksek Lisansı'nı bitirmekle hukuk dünyasına girdi ve avukatlık mesleğine halen devam ediyor. "Three", "The Shadow House","Happiest Hour" , "Uzaya Kaçan Küpe" ve "Keyfi Yanılsamalar" isimli kitapları hem Amazon hem de Barnes and Noble da online olarak yayımlandı(https://m.barnesandnoble.com/s/Serife+Gunaydin+Karakose). Yazarın denemelerini aktardığı www.allbyourselves.blogspot.com adlı bir blogu mevcut; aynı zamanda @mind_index instagram profilinde de sanattan bilime, felsefeden psikolojiye kadar pek çok konu hakkında da içerik üretiyor.

YORUM YAP