“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

ŞİFRELİ SESSİZ DEVRİM: BLOKZİNCİR nam-ı diğer Blockchain

Öncelikle bu blockchain neden bu kadar önemli, hangi amaçla hayatlarımıza giriş yapacak, bize ne gibi hizmetler sağlayacak onu anlamamız gerekiyor. Bugün birine para gönderdiğiniz, hangi hastalığa sahip olduğunuz, geçmişte nasıl bir sicil kaydınız olduğu, ekonomik bilgileriniz gibi veriler belirli veri tabanlarında, belirli kurum ve kuruluşlarca, kişilerce tutulmakta. Yani verileriniz birilerinin elinde. Blokzincir bizi bu aradakilerin zincirlerinden kurtarıyor desek pek yanlış olmaz.

Girdiğimiz çağda bilgi güç olacak. Bilgileriniz birilerinin elindeyken nasıl rahat uyuyabileceksiniz? Tek bir yerde tutulduğunda dijitalleşen yarınlarda her an risk altındasınız, bugün olduğu gibi. Bilgileriniz paylaşılabilir, mallarınız birinin üzerine devredilerek uyanabilirsiniz. Peki orada tutamayacaksak güvenli başka neresi var? Evren var. Dünya var. Her yer bunun için var.

Her yer mi, nasıl yani?

Dünyanın her yerinde birbirini tanımayan milyarlarca insana ait bilgisayarlarından söz ediyorum. Çağımız dijital ve bundan böyle her yer dijital. Eğer bilgileriniz tek bir merkezde tutulursa, bu ele geçirilebilir, riskli. O yüzden blokzincir yani blockchain sistemi, yapılan her işlemi her yere yani bütün bilgisayarlara duyuruyor. İşlem yaptığınız anda bilgisayarınız bunu, o milyarca komşu ağ ile paylaşarak, merkezi yok ediyor ve şifreliyor. Eğer biri bu şifreyi kırarak veriye ulaşmak istiyor ise bütün bilgisayarları ele geçirmeye çalışmak zorunda.  Merkezi yok etmek için herkes bilgilerini paylaşıyor, bu konu için açık anahtarlı şifreleme var. Her kullanıcının bir açık bir de gizli anahtarı bulunuyor. Gizli anahtarı dediğimiz aslında bu işlemler için sizin imzanız. Yani bir kodun altına sadece sizin ürettiğiniz bir kodu ekliyor diye düşünün. Yani metin gibi, bir not ekliyorsunuz gibi düşünün.

Bitcoin alanları düşünelim mesela. Bitcoin ağında bulunan bütün kişiler birbirinin açık anahtarını biliyor. Bu açık anahtar şu işe yarıyor. Bir program yardımı ile sizin imzanızı kontrol ediyor. İmzanız ise gizli anahtarınız zaten. Yani bir açık anahtar sadece ve sadece kendisine karşılık gelen imzaları kontrol edebiliyor ve onaylıyor. Eğer başka bir anahtarla karşı karşıya gelirse olağanüstü hal ilan ederek alarma geçiyor. Bu işlemde hiç kimse sizin kim olduğunuzu bulamıyor. Çünkü yabancı bir anahtar alarm veriyor. Sahtesi yapılamaz bir kodun, imzanız olduğunu düşünün.
“Albert Camus’a Kakımlı Kadın hesabımdan 10.000₺ yolladım.”
Dekontun şu versiyonu; “Açık anahtarı filanca olan kişiye kendi hesabımdan 1 bitcoin yolluyorum.”Taklit edilemez gizli anahtarınız olan imzanızla işlemi duyurdunuz. Şimdi, şöyle soruyor olabilirsiniz: “Ne malum farklı yerlerde kopyalanmayacağı? Nasıl bütün ağı güvende ve aynı içerikte tutacağız? Bunun garantisini kim veriyor? Bilgisayar sahipleri kim ki onlara güvenelim?” Oysa verinize ulaşmayı başarmaları için on binlerce hatta yüz binlerce kişinin bir araya gelmesi gerekir. Her ağ üyesinin veri tabanının eş zamanlı ve birebir kopyasını tutmalıdır bu kişiler. İşte en zor kısmı bu.
X ve Y bir plan yapar ve X, Satıcı Z’ye 20 Ethereum yolladığını duyurur. Satıcı Z, malı verir. Tam o sırada X, Y’ye de 20 Ethereum yolladığını duyurursa ve sistem bu bilginin kopyasını daha önce duyurursa o zaman Z parasını alamaz çünkü sistem X’in önceki işlemlerini kontrol ederek işlemi gerçekleştirdiği için, denetlemede bu kadar paran yok diyerek işleme izin vermez. X’in o kadar parası var diyerek talimatı reddeder. Yani burada hatların biraz karışması durumunda korkunç problemler çıkacaktır. İşte blockchain burada devreye girer.
Bütün bu verileri belirli boylarda bloklardan oluşan bir zincir olarak hayal edin. Yaptığınız her işlem, zincirde var olmaya başladığınız andan itibaren yapılandırılıyor sistemde. Şöyle açıklayayım. Birkaç işlem yaptınız ve hesap hareketleri dökümü aldınız. Elimizde bir kağıtta hepsi yazılı. Bir kod sayı üretip kağıda yazdık.  Bu kağıdın kopyasını herkesle paylaştık. Sonra aynı işlem yeniden tekrarlanıyor ve yeni bir kod üretiliyor. İşlemlerin olduğu kağıda ise şu yazılıyor: “Bu sayfadan önceki sayfada gizli kod şuydu.” Daha sonra yeni kod üretiyor ve art arda bütün kodlar bir araya getiriliyor. Bu da her yere duyuruluyor. Böylece sürekli eklenerek devam ediyor. Hiç durmadan şifreleme yapılıyor.
10 dakika aralıklarla bunu yaptığınızı düşünün. Bitcoin öyle çalışıyor mesela. Sistemi kullanan herkes bu işlemi yapıyor. Hep yeni bir kayıt, farklı kullanıcılar aracılığı ile sisteme yayılıyor. Hiçbir işlem daha önce hazırlanıp yayınlanmış bir kağıtta değişiklik yapamıyor. Veri tabanı geçmişi saklı tutuyor. Binlerce kişinin bir araya gelip bir şeyi yapmasını engellemek için ise dahiyane bir matematik var. Milyarlarca kişi içinden seçilen binlerce bilgisayar yarışma ile seçiliyor. Kafamıza göre ya da sistem kafasına göre hangi bilgisayarın zincire ekleneceğini belirleyemiyor.
Bu adeta bir yarış. Sistem kuralları öyle bir kurulu ki hile yapsanız bile işlemci olmaktan daha fazla kazanamazsınız. Bu işte başarılı oldukça hesabınız yeni Bitcoin’ler ve ödüller kazanıyor, ürettiğiniz blok herkesten para ve puan topluyor. Bugünün bankasını düşünün. Böylece veri hep aynı kalıyor tabi.
Bloğun kopyaları ise bilgisayara şöyle ekleniyor:
Bu işlem öyle kolay olmuyor. Bitcoin işlemini duyurdunuz. İşlem bilginiz bir bloğa yazıldı. O blog için kod üretildi ve zincire eklendi. Birkaç blok daha eklenmesini beklediniz. Zincire eklenen her yeni blok, bir öncekine ve bir sonrakine bağlı olarak ilerliyor. İçindeki bilgi dizisi ise şöyle; yeni blok, önceki blok, kullanıcılar tarafından duyurulan ve zincire eklenmemiş işlem dizisi, bloğu üreten kişiye hediye edilecek sanal paranın yaratılış bilgisi ve gizli kod.

Bu kodları, isimleri kim üretiyor?

Kullanıcılar.
Yeni bir duyuru ile çalışmaya başlayarak kriptografik zor bir bulmacayı çözmeye çalışan binlerce bilgisayar düşünün. Bunu on dakikada başaran kim ise bunu duyuruyor ve onun da kodu ekleniyor. Ağdaki her bilgisayar blokzincirinin kendi tuttuğu kopyasının doğru ve güncel kopya olduğunu kanıtlayarak var olmak zorunda. Eğer blokları kendi zincirlerine kopyalayarak veri tabanını güvenilir tutmazsa, itibarını kaybediyor ve kimse onlarla iş yapmıyor. Zincir uzun ve emek verilmişse bu oyunun kazananlarından oluyor.
Basit anlatımıyla blokzincir sistemi böyle. Hepsi kayıtlı bilgiyi birbirlerinden bağımsız olarak günceller ve en popüler kayıt, bir nevi resmi kayıt haline gelir. İşlemler yayınlanır ve her düğüm kendi güncelleşmiş versiyonunu yaratır. Merkezi otoriteyi yıkarak bizlere iyilik edecek olan bu sistem, esasen bizlere ihtiyaç duymadan çalışan, doğru ve güvenilir bilgiyi kaydeden ve dağıtandır. Blockchain özel anahtarlı kriptografi yapısı ile sizi bir adım ileri gitmekten koruyor. Daha ilk aşamada saldırılardan kurtuluyorsunuz.
Peki blockchain’i kim yarattı?
Blockchain teknolojisi 1991 yılında ortaya çıkıyor ve 2009 yılında Bitcoin ile ilgi görüyor. Bitcoin, Satoshi Nakamoto adı kullanılarak yaratılmıştır ama elbette kendini gizleme özelliği sayesinde onun kim olduğunu kimse bilmiyor. Taraflar arası güven sorununu ve sistemlerin pahalı güvenlik ihtiyacını ortadan kaldırmasıyla verimliliği artıyor. Blockchain sistemi, finans dışında da yardım kuruluşlarında, tedarik zinciri, sağlık hizmeti gibi çeşitli alanlarda da nefis işlere yarıyor.
Bizi sessiz sessiz ele geçirirken, şeffaflığı ile rahatlatan sistemin kullanım alanlarına gelince, başka yazılarda onlara da değineceğim.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP