“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Şiir Gibi Mimari: Cengiz Bektaş Eserleri

Mart ayında kaybettiğimiz Mimar Cengiz Bektaş’ın hayatını ve eserlerini sayfalarca anlatmak gerekiyor başka bir yazıda. Birçok zihni aydınlattı kuşkusuz. İz bırakan insanlarda görmeye alışık olduğumuz üzere, onun da birden fazlaydı tutkusu, hüneri: Şair ve yazardı aynı zamanda. Yapılarını gezerken hissettiğimiz kullanıcıya has insan ölçeği, tepeden inme bir matematik değil, empatiydi basitçe; bir okul tasarlayacağı zaman, öğrenci gözüyle bakabilmesiydi projeye. Öyle ki, yapılarında kuşları bile düşünürdü, bugün yerleştirilen dikenli binaların aksine.

Bu ülkeye ve insanına hiç bitmeyecek bir borcu varmış gibi çok çalışıp, çok üretti ve öğretti. Anadolu hümanizmine örnek, her bir eseri. Cumhuriyet dönemi modern Türk mimarlığının öncülerindendi. Ancak onun modernizm anlayışının temelinde, kendi insanı, kendi toprağı, kendi kültürü, kendi tarihi vardı. “Keşke bir şehri tümüyle o tasarlasaydı, nasıl yapılarda yaşıyoruz biz?” diyeceğiniz yapılarını derledik.

Etimesgut Camii, 1967


Cengiz Bektaş’ın askerlik görevini yaptığı sırada, tümendeki tecrübesiz elemanlarla ve çok dar imkanlarla uygulayıp gerçekleştirdiği bu küçük ve modern cami, klasik plandan ve klasik mimari elemanlar kullanılmadan da başarılı eserler verilebileceğini gösteriyor.

Etimesgut Camii

“Cami, yırtıklardan; sabah, öğle, ikindi ışıklarını alır. Kıble duvarın dışındaki beş duvar ile Muhammed ve dört imam simgelenmiştir. Yeniden yorumlanan, caminin minaresi aynı zamanda, üst kattaki kadınlar bölümüne ulaşımı sağlayan merdiven işlevini de üstlenmiştir. Çatı ve duvarlar arasındaki ince yırtık, geleneksel camilerdeki kubbeye getirilen sıra dışı bir yorumdur. İçeriye sızan ışık ile sonsuzluk kavramına katkı sağlanmıştır. Cami içindeki tüm yazılar bizim ABC’miz kullanılarak yazılmıştır.”

 Türk Dil Kurumu Binası, 1974

Cumhuriyet mimarlığının en önemli 20 binasından biri olarak gösterilen, Ankara’da Atatürk Bulvarı’ndaki TDK Binası, az çoktur ilkesine iyi bir örnek. Ahşap, cam ve beton kullanılarak yapılan yapı Anadolu’ya aittir. Eski Türk ev planları gibi tüm odalar ortak geniş bir mekana açılır, bu mekan yapının odak noktasını oluşturur. Ortak mekanda kendini gösteren merdivenler anıtsaldır. Işık oyunluğu ve yarattığı gölgeler, mekanın her yerini işlevsel kılar. Bu yapıyla Cengiz Bektaş, 1988’de Ulusal Mimarlık Ödülleri Yapı Dalı Ödülü’ne layık görülür.

TDK Binası

Babadağlılar Çarşısı, 1976


 “Eğimli yoldadır dükkanlar ve düz ayak girersiniz her dükkana… Ve o yapı şimdi Denizli’nin simgesi. Hisarönü’nde bir kadın biz alanda çay içerken geldi, “Sen ne iş yapıyon?” dedi. Önce “mimarım” dedim, sonra utandım söylediğimden “yapıcıyım” dedim. “Sen Denizli’de Babadağlılar Çarşısı’na git de mimarlık neymiş öğren” dedi. Ben bundan çok hoşlanıyorum. Kullanıcının yapıyı çok sevmesi, 7’den 70’e benim insanımın onu beğenmesi beni çok mutlu ediyor. Gelen mal sandıklarının sökülüp de nereye konacağına, insanların çocukların altını değiştirme yerine varıncaya dek, gerçekten bizim insanımızın alışkanlıklarını düşünerek tasarladım. Kendi insanınızı yabancılayıp ona tepeden baktığınız zaman yapamıyorsunuz bunları.”

Babadağlılar Çarşısı

Kangotan Evi, 1977


Datça’da bulunan konut, mimarının ifadesiyle: “Çağdaş, Akdenizli, Anadolulu bir yapı”.

Kangotan Evi

Esat Sivri Evi, 1975


Sanki bugün yapılmış gibi, kullanıcısın iyi baktığı, korunmuş bir yapısı.

Esat Sivri Evi

Olbia Sosyal Özek Akdeniz Üniversitesi, 1999

Akdeniz Üniversitesi’nde Cengiz Bektaş Mimarlık İşliği’nin tasarladığı, inşaatı 1999’da biten sosyal tesis ve çevre düzenleme projesi 2001 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görüldü.

Olbia Sosyal Özek Akdeniz Üniversitesi

YORUM YAP