“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı
First Feature (2018) yön. Bentley Brown

Sinemacı Kadınların İsyanı: First Feature (2018)

Bazı filmler vardır, izledikten sonra uzun bir süre kendine gelemezsin. Her baktığın noktada o filmin sana düşündürdüğü izlerle karşılaşırsın. Geçenlerde karşıma, kısa metraj bir belgesel çıktı ve bütün bakışımı derinden sarstı: First Feature (2018).

İmajlar sistemini neredeyse tekelinde tutan ve onu bir manipüle aracı olarak kullanan “batı dünyası,” son dönemlerde dengesini kaybetmeye başlarken hali hazırda yerle bir olmaya yüz tutmuş doğu dünyası, kendine bir çıkış -belki de yeniden yaratılış- yolu aramaya başladı. 

Suudi Arabistan, 2018 yılında açıkladığı bir planla birlikte 2030 yılına kadar “özgürlükler” bağlamında çeşitli yenilikleri hedeflediklerini duyurmuştu. Ardından yerel hükümet, ülkede yeni birçok sinema salonu açmaya, sinemasal açıdan birçok kısıtlamayı -şimdilik- hafifletmeye başladı. Bu planın öncesinde sinemasal yaratım süreçlerini yer altında işleyen genç yönetmenler, kendi filmlerini, toplumsal baskılara karşı bir isyan silahı olarak geliştirdiler. Bu sürecin içinden doğan Hayfa el Mansur tarafından yönetilen 2012 yapımı Wadjda, ülkenin bir kadın tarafından yönetilen ilk filmi oldu.

Wadjda (2012) yön. Hayfa el Mansur

Wadjda (2012) yön. Hayfa el Mansur

Birçok uluslararası film festivalinin özel seçkisine katılan ve Bentley Brown tarafından yönetilen First Feature, izinsiz bir şekilde film çeken ve çoğunluğu kadınlardan oluşan bir ekibin çekim sürecini yansıtıyor. Belki de filmi çeken ekipten bile yaşlı bir kamerayla kaydedilen görüntüler, genç bir kadının filmi çekerken içine sıkıştığı normların, aslında elimizdeki telefonların olmadığı, HD görüntünün henüz icat edilmediği zamanlardan kaldığını işaret ediyor adeta.

Kurgusal açıdan belgeseli incelediğimizde, evdeki iç çekim görüntülerini izlerken filmin yönetmeni olan kadının dış sesinden, bu filmi çekerken ailesi tarafından nasıl baskılandığını dinliyoruz. Ardından gelen sokak çekimlerinde ise sırf kadın olduğu için toplumun, onun sinema yapmasına izin vermeyeceğine ve filminin yarım kalacağına dair endişelerini dile getiriyor. Filmin sonlarına doğruysa,ne evde ne de sokakta özgür olan kadının, çölde ve şehrin ara sokaklarından birinde onunla yaşıt kadın ve erkeklerle kolektif bir şekilde filmin en büyük sahnelerinden birini çektiğini görüyoruz. Film, ekibin bir kum fırtınasında toplanıp yola çıktığı sahnede, genç yönetmenin şu sözleriyle bitiyor: “Birbirimizin ailesi olabiliriz”.

Teknik açıdan, günümüz belgesel dünyasından daha amatörce bir algı oluştursa da birçok belgeselden daha sahici sayılabilecek görsel bir dil oluşturmayı başaran film, uluslararası platformlarda Suudi Arabistan’daki kadın sinemacıların mücadelesini başarılı ve cesur bir şekilde yansıtıyor.

yıkıcı, yaratıcı; okuyan, yazan, düşünen ve bu yüzden görmek isteyen karbon-bazlı bir yaşam formu. • DEU GSF'de sinematografi öğrencisi; kakimli.com'da içerik üreticisi ve sosyal medya yöneticisi; @degisenbakis'ta izleyicinin bakışını yeniden yaratmayı amaçlayan bir yaratıcı; @deus.ex.machinax'ta tasarımsal açıdan kendini yeniden keşfeden bir yapay-zeka; @lafingidisi'nde anlamını yitiren kelimeleri kovalayan bir araştırmacı. • bunlar onun hakkında bilinenlerin bir kısmı. dahası için nereye bakacağınızı biliyorsunuz.

YORUM YAP