“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Stratejik Deha, Tanrıça Themis; Ruth Bader Gınsburg

Öyle her amerikalıya sempati besleyemiyorum ben kolay kolay, insanlığa karşı da böyleyim. Genel olarak insanız, seviyorum hepimizi elbette ama özgürlük naraları atarken kendi dünyalarından başka bir şeyi görmemeleri, kendi içlerinde bile bölünmüş olmaları beni, çoğunluğunun bencil ve gerçekleri görmekten çok uzak bir topluluk olduklarına ikna etmeye yetti. Onlar da bir nevi kurbanlar. İlk köleler aslında onlardı. Lakin bu bir bahane değil. İnsan da her şey gibi sürekli değişim içinde olmalı. Değişen bir şey olmayınca doğruluğunu kaybediyor benim için. Bazılarını da öyle seviyoruz, öyle fark yaratan ruhlar ve dehalar oluyorlar ki dünyada iz bırakıyorlar. Tarihin ve evrenin akışını doğru yöne çevirebilmek için müthiş bir mücadele ve istikrarla kazıyorlar bu hayatı. Onlardan biriydi işte Ruth Bader Ginsburg…

Adaletsiz olduklarını bildiğim ve bunu her fırsatta farklı şekillerde ifade ettiğim sözüm ona özgürlükler ülkesinde, 1933 senesinde adalet uğruna büyük mücadeleler verecek olan bir kadın doğar. Annesini genç yaşlarda kaybeden Ginsburg’un babası kürkçüdür. Büyük buhran döneminde avrupadan göç eden yahudi bir ailenin çocuğudur. 1950’lerde Harvard Hukuk Fakültesi’ne girebilmiş birkaç kadından biri olur. Bakmayın gelişmiş göründüklerine, bundan elli sene evvel neyseler bugün de aynılar. Yeni yeni uyanıyorlar. Her seçim dönemlerinde kaostan ve ırkçılıktan, ayrımcılıktan beslenen politikaları hala devam etmekte. 1950 dönemleri II. Dünya Savaşı etkileri yeni yeni toparlanıyor. Yine rusya ile aralarında savaş var. Komünizmle savaşıyorlar, bir yandan kore savaşındalar. Rusyayla bir de uzay savaşları var. Asya ve afrikada sömürgecilik yeni yeni bitiyor. Düşünün kendi ilerlemelerini sağlarken sürekli olarak birilerinin kanını emerek besleniyorlar. Biri ayyuka çıkınca başka bir türlüsü icat ediliyor. Kadınlarına da eziyet ediyorlar, insanlarına da. Birbirlerine de adaletsizler. O nedenle önemli bir şey, bir kadının Harvard Hukuk Fakültesine girmesi o dönem. Bizimle farklı şeyleri yaşamıyor olanlar o topraklarda ezilenlerden başkası değil. İşte öyle bir dönemde beş yüz erkek dokuz kadın arasından bölüm birincisi olarak mezun olur Ginsburg. Hukuk fakültesinin ardından da durmaz üstelik, Rutgers Hukuk Fakültesi ve Columbia Hukuk Fakültesi’nde profesör olur. 

1972 senesinde otuz dokuz yaşına geldiğinde ACLU; amerikan sivil özgürlükler birliğinde Kadın Hakları Projesi’ni başlatır. İşte Ruth Bader Ginsburg’un amerikanın kadın direnişinin liderlerinden biri olarak efsaneleşme hikayesi böylece başlar. Hayatını bu proje kapsamında sayısız cinsiyet ayrımcılığı davalarına adar. Kürtaj, eşcinsel evliliği, oy kullanma hakkı, göç ve sağlık hizmetleri gibi farklı alanlarda yapılan haksızlıkların yanında durur. Yüksek mahkeme önünde 1973 ile 1976 yılları arasında altı cinsiyet ayrımcılığı davasının beşini kazanır. Bu o dönem için muhteşem bir orandır. Fakat yaptığı ve ona hayran olmamı sağlayan şey, bu mücadeleyi ederek izlediği stratejidir. Bana yazı yazarken bile ilham olan bir strateji bu. 

Hiçbir zaman mahkemede cinsiyet ayrımcılığına son verin diye bir talepte bulunmaz. Davacılarını muazzam bir şekilde belirler ve davalardan stratejik bir düzen yaparak cinsiyet ayrımcılığına maruz kalan erkeklerin de savunmalarını yapar. Hiçbir zaman cinsiyet kelimesini tek başına kullanmaz, toplumsal cinsiyet der ki bu çok önemlidir. Çünkü dünya, kelimelerle yönetilmektedir. Bizler de öyle. Bu çürük sistemin yarattığı kelimelerin karşısına doğru kelime ile çıkmak zorundasınızdır. Aksi takdirde onları yenemezsiniz. Ginsburg bunu bilecek kadar zeki bir insan olduğundan “toplumsal cinsiyet” demekten hiç vazgeçmez. Belirli tüzükleri farklı farklı davalarda hedef alarak, her bir davaya karşı zafer de kazanınca yetenekleri ile yasaları değiştirmiş olur. 

Eski Başkan Bill Clinton tarafından 1993’te Yüksek Mahkeme’ye atanır. Kendisi bu göreve getirilmiş ikinci kadın yargıçtır amerikan tarihinde. Hayat boyu kadın hakları mücadelesi verirken cinsiyet ayrımcılığının karşısında durur. Mahkeme geçen sene bir eşcinsel düğün için kek yapmayı reddeden bir fırıncının lehine karar verdiğinde söyledikleri, onu tanımanıza yardımcı olacaktır; “Bir çift, bir fırıncıdan düğünleri için pasta istediğinde, aradıkları, evliliklerini kutlayan bir pastadır, eşcinsel evliliği olup olmaması önemli değildir. Ve bu hizmet onlara verilmemiştir.” Dünyanın değişimi ve gelişimi sürecinde mücadelesini bütün cinsiyetler, bütün insanlar için yaparak insanı ayıran ne kadar yasa varsa karşı çıkar. 

İnsanın gücünün beyninden ve beyni kullanabilme kabiliyetinden geldiğinin kanıtı, azmin ve stratejinin, matematikle hukuku harmanlayarak davaları satranç taşı gibi kullanmanın muazzamlığıdır Ruth Bader Ginsburg. 1999 senesinde önce kolon kanseri, on yıl sonra pankreas kanserini yener lakin geçen yıl yine, on yıl aradan sonra hastalığı nükseder. Onun stratejik önemini anlamanız için ölmeden önceki son dileğini paylaşmak isterim; “En büyük dileğim, yeni bir başkan göreve gelene kadar yerime kimsenin atanmamasıdır.” 

Tam da yaşadığı hayatın hakkını vererek söylenmiş son sözlerdir. Neden mi? 

Ruth Bader Ginsburg gibi yüksek mahkeme yargıçları ya kendileri emekli olur ya da ölene dek o koltukta oturur. Yüksek seviye önemdeki yasalar, eyaletler ve hatta federal hükümet tarafında oluşan problemlerde son sözü söyleyenler dokuz kişiler. Muhafazakar kesim bunların beşini oluşturuyor. Ginsburg bu dünyadan göçüp gittiği için, karşı mücadele ettiği Trump yerine bir yargıç atabiliyor. Bu yargıcı muhafazakar olarak atadığında, muhafazakarlar için büyük bir zafere dönüşüyor; amerikan yargısını ele geçirmiş oluyorlar. Biden’ın önde götürdüğü sakin seçim yolculuğunda bütün ayarlar bozuluyor anlayacağınız. Bu mücadeleci kadın bunu bildiği için olabilecek haksızlıkları düşünerek hayata veda etti. Tam da ona yakışan şekilde demem ondan. 

Ruth Bader Ginsburg, amerikada dengeleri değiştirecek kadar önemli bir adalet savaşçısıydı. Unutmayın ki amerikada dengeler değişirse bu, bütün dünyaya etki eder. Yazımın en başında şöyle demiştim; “Tarihin ve evrenin akışını doğru yöne çevirebilmek için müthiş bir mücadele ve istikrarla kazıyorlar bu hayatı. Onlardan biriydi işte Ruth Bader Ginsburg…”

Tarihin ve evrenin akışını değiştiren biri olduğunuzda dengenin ve düzenin önemli bir parçası olursunuz. Bir insan için daha muazzam bir hayat düşünemiyorum. Değişime inanmak ve değişimin kendisi olabilmek, insan sevmek ve insan olabilmek, adil olmak ve adaleti sağlamak, fark yaratmak ve farklı olmak, yaşamı onurlandırmak, hakikatin peşinde koşmak başarılmış bir hayattır. 

Tanrıça Themis öldü, tanrıları amerikayı korusun. 

Işıklar içinde uyu sevgili Ruth Bader Ginsburg, seni tanıyan herkese ilham olan bir yıldız gibi sonsuzlukta parlayacaksın. 

2018’de hazırlanmış “RGB” isimli Oscar adayı belgesel, Ruth Bader Gınsburg’un yaşamına özgün bir pencere açmakla birlikte, onun mücadelesinin dünyayı kadınlar için nasıl daha yaşanılır hale getirdiğini anlamamızı da sağlıyor.⁣ Belgeseli MUBI üzerinden 30 gün süresince izleyebilirsiniz.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Erkan

    Yapılan tüm ayrıcılığa,tüm yanlışlara vede adaletsizliğe karşı olan her insan bizim gözümüzde müthiş şahAne insanlardır. Bu kötü sistemin bu vahşi insanlık dışı her yanlışın karşısında kim varsa,kim akıllı mücadele ediyorsa o kişi efsane olmayı ilham olmayı hak eder. Umarım yerine zeki akıllı müthiş kadınlar gelir

    reply

YORUM YAP