“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

SÜPERSİN, SAĞ OL 01: ÇİZGİ ROMAN EVRENİNDEN İLGİNÇ KONULAR

Çizgi roman evreni sürekli ilginç karakterler yaratmakta. Bu yazı dizisinde ben de ana akımda çok yer verilmeyen tuhaf veya alternatif konulara, biraz mizah ile değineceğim.

Kitaplardan önce çizgi roman okuyanlardanım. İlk X-Men çizgi romanımı 1992 yılında 6 yaşındayken elime aldığımda yeni bir evrenin kapıları açılmıştı önümde. Bu evren Batman ve Spider-man çizgi romanları ile genişledi; zamanla da televizyondaki He-Man, Ninja Kaplumbağalar, Batman, Spider-man ve X-Men çizgi filmleriyle beni ele geçirdi.

Kahramanların yolculukları, ilkokulda öğrendiğim “hayat bilgisi” dersini bir anda yüksek lisans düzeyine çıkarmıştı sanki. Okulda; aile içi dinamikler, trafik kuralları ve yerli malı haftasının önemi hakkında bilgilenirken, çizgi romanlardan da toplumsal ayrımcılığı ve azınlık haklarını, toplumsal adaleti, farklılıklarla uyumlu yaşamayı, kendini olduğun gibi kabul etmeyi, cinsiyet eşitliğini, hayatın her halükârda aktığını, kayıplar karşısında ayakta durabilmeyi ve yükselebilmeyi, en önemlisi de hayallerinin peşinden gitmeyi ve kendi potansiyelini gerçekleştirmeyi öğreniyordum. E tabii ki bir yandan da erkek ve kadın anatomisi, kıyafet tasarımı, moda, fen bilimleri, bilim kurgu, teknoloji, en önemlisi de sanat ve mizah ile besleniyordum.

Çizgi roman endüstrisi yıllar boyunca kendi çapında paralel bir evren yarattı. Hem bizim evrenimizden beslendi hem de evrenimizi geri bildirimler, kıssadan hisseler ve bazen de propagandalar ile besledi. Sözlü, resimli ve yazılı masallar insanlığın başından beri bilişsel ve psikolojik evrimimizin en önemli yaratımları… Çizgi roman karakterleri de bu bilişsel evrimimizde etkin bir noosfer parçası.

Danny, the Street

Kurgunun en güzel yanı atışın serbest olması; dilediğini yaratmakta serbestsin. Bir laboratuvar ortamındaymış gibi bu yaratımlarının dinamiklerini izleyebilirsin – ki (meta)anti-kahraman Deadpool abimizin dilinde tüy bitti bunu anlatmaya çalışırken… Yaratımın tamamen serbest olmasının sonucunda da çok ilginç karakterler ortaya çıkmakta. Sanki “büyük güç, beraberinde büyük sorumluluk getirir,” sözü bu yaratıcılara, uymadıkları bir “kendime not” olarak söylenmiş.

Ben de bu yazı dizisinde, ana akımda çok yer verilmemiş ilginç, bazen de saçma, karakterlere ve temalara yer vereceğim. Sınırsız yaratımın ne boyutlara gelebileceğini paylaşacağım. Haydi başlıyoruz!

Bu yazıda, çizgi romanların noosferde yer alan çağdaş meseller olması özelliğinden yola çıkarak, sosyo-kültürel boyuta odaklanıyorum ve toplumdan beslenen birkaç karakterden bahsetmek istiyorum.

Mesela, çizgi roman evrenine Avengers ile 1998 yılında dahil olan, güney amerika ülkesi Costa Verde’nin medar-ı iftiharı Maria de Guadalupe Santiago n.d. (a.k.a.) Silverclaw… Bu pandemi döneminde safariye gitmenize gerek kalmadan, egzotizmi ayağınıza getirebilecek bir süper güce sahip: bu karakterimiz ana vatanının faunasındaki herhangi bir yaratığa kısmi olarak dönüşebiliyor. Envanterinde neler yok ki: jaguar, puma, anakonda, maymun, timsah, çita, papağan ve hele dev bir tembel hayvan… “Bir başkadır benim memleketim,” modunda dünyayı dolaşırken Costa Verde halkı ve toprakları ile de mistik bağını koruyabiliyor.

Silverclaw

Bir başkadır benim memleketim demişken, ülkemizi uluslararası sularda temsil eden iki karakter aklıma geldi.

Onlardan ilki, ata sporumuz olan yağlı güreşi uzak doğu sporları sahasına ulaştıran bir cengâver: pehlivan Hakan! 2010 yılında Super Street Fighter IV ile kurgu evrene girmiş. Güneş altında iyice kızarmış vücuduna bir damacana yağı boşalttıktan sonra “hayde bre pehlivan” naralarıyla Chun-Li’ye inceden pikaçu dedirten bir sportmen. E o kadar yağa kim sponsor oluyor diye sorarsanız; kendisi dünyanın en büyük yağ şirketinin sahibiymiş…

Hakan

Ülkemizi, bedenine sardığı bayrağımız ile uluslararası çizgi roman evreninde temsil eden yerli süper kahramanımız ise Dr. Selma Tolon n.d. Janissary (Yeniçeri). Kendisi 2000 yılında JLA ile çizgi roman evrenine giriyor. 1999 depreminde doktor olarak Kızılay bünyesinde çalışırken afet bölgesindeki bir deliğe düşüyor ve orada Kanuni Sultan Süleyman’ın iblis Etrigan ile savaşından arta kalan ve gizlenmiş ganimetlerini keşfediyor. Bu ganimetler içinden Kanuni Sultan Süleyman’ın mistik kılıcını kuşanıyor ve bir eline de, ona çeşitli büyüler yapma imkânı sağlayan, Merlin’in Sonsuzluk Kitabı’nı alıyor. Bu pandemi döneminde de doktorların süper kahramanlıklarını bizzat görüyoruz ve şükranlarımızı sunuyoruz.

Janissary

Bir başkadır benim memleketim demişken, memleketin ta kendisi de bir süper kahraman olabiliyor. Sizleri canlı ve bilinçli bir mahalle olan Danny, the Street ile tanıştırmak istiyorum. 1990 yılında Doom Patrol çizgi romanıyla evrene giriyor ve Doom Patrol dizisinde de temsilini görüyoruz. “Sokakta hayat var” tabelasının hakkını vererek şehirler arası seyahat eden, nerede ihtiyaç varsa oraya gizlice eklemlenen ve şehrin sakinlerine mutluluk getiren, kibar, şefkatli, şairane bir süper mahalle. Sakinleri ile iletişimini kent mobilyaları, dükkan vitrinleri ve işaret tabelaları aracılığıyla sağlıyor. Kendisi; toplumlardan dışlanan, anormal ve garip olarak etiketlenen insanlar için rahat bir nefes alma ve yeşerme vahası. En büyük düşmanı ise Gentrifiers (Soylulaştıcılar) grubu ve mekanik zebanileri… Akademik kent konularına değinen bir süper kahraman olarak Danny, Peter Cook ve Archigram’ın “Instant City” ve “Plug-in City” ütopyalarının kurgusal evrendeki yorumlarından… Aklıma Londra Soho, Kadıköy ve Caddebostan sokakları, bir zamanların İstiklal Caddesi ve Asmalı Mescit’i geldi… Belki Danny bizim kentleri de arada ziyaret ediyordur.

Danny, the Street


Doom Patrol dizisinde Danny’nin temsili


Archigram-Plug-in City


Archigram-Instant City

“Bir başkadır benim memleketim” sözünü John Lennon boyutlarına çekersek “bir başkadır benim gezegenim” de diyebiliriz. Zira kendisi gezegen olan bir süper kahraman da mevcut: Mogo, The Living Planet. Bir Green Lantern (Yeşil Fener) Corp. mensubu olarak kendi hâlinde, yörüngeye bağlı kalmadan, uzayda ışık hızında seyahat edebiliyor. İsteğine göre iklim şartlarını ve bitki gelişimini düzenleyebiliyor (Bir gezegen olarak en doğal hakkı zaten). 1985’te Green Lantern ile çizgi roman evrenine “Mogo Sosyalleşmez” başlığı ile giriyor. “Yalnız Gezegen” belgeseline konu olabilecek bu dramının sebebi Mogo’nun yer çekimi kuvvetinin diğer gezegenlere katastrofik ölçüde zarar vereceğine inanmasıymış. Halbuki Mogo yer çekim kuvvetini de kendisi ayarlayabiliyormuş. Mogo yalnızlığı seviyor, anlaşıldı… Bir yandan da green lantern arkadaşları onu yalnız bırakmıyor tabii; kendisi Green Lantern Corp.’un mobil karargâhı… E bu devirde ışık hızıyla seyahat eden gezegen formunda arkadaşa sahip olmak bir nimet… Darısı bizim gezegenin başına… Bir yüzüğe bakıyor işte… Mogo ile bir çay (coğrafik terim olan) içmeye çıksalar aslında…

Mogo, the Living Planet

İster bir memleketi temsil etsinler ister kendileri bir mahalle veya gezegen olsunlar, süper kahramanlar ancak etkileşimde oldukları sosyal bağlam bünyesinde “kahraman” oluyor. Evet, bazen yalnızlık dramı çekiyorlar; yalnızlık kendi kendilerini hapsettikleri bir sürgün oluyor.  Süper kahramanlar var oluş anlamlarını sadece güçlerinde değil, o güçlerin sağladığı sosyal etkide buluyorlar.

İşte böyle böyle bu yazı dizisinde çizgi roman karakterlerinin nasıl da özgürce yaratıldıklarını, evrenimizden nasıl beslendiklerini ve evrenimizi nasıl beslediğini değişik ve alternatif karakterler üzerinden aktaracağım.

Bir sonraki yazıda: “Mitolojiden çizgi roman evrenine transferler” ve “Aile kader midir?

 

Kaynaklar:

https://comicvine.gamespot.com/silverclaw/4005-11341/

https://marvel.fandom.com/wiki/Maria_de_Guadalupe_Santiago_(Earth-616)

https://www.writeups.org/wp-content/uploads/Silverclaw-Avengers-Marvel-Comics-h1.jpg

http://www.game-art-hq.com/wp-content/uploads/2012/03/Hakan-SF-by_GENZOMAN.jpg

http://www.game-art-hq.com/72106/hakan-from-the-street-fighter-series-game-art-cosplay-and-informations/

https://comicvine.gamespot.com/hakan/4005-72395/

https://comicvine1.cbsistatic.com/uploads/original/0/8200/657282-355a.jpg

https://comicvine.gamespot.com/janissary/4005-9917/

https://static.dezeen.com/uploads/2020/05/Archigram-Instant-City_dezeen_07-852×652.jpg

https://static.dezeen.com/uploads/2020/05/Archigram-Plug-In-City_dezeen_03-852×410.jpg

https://comicvine1.cbsistatic.com/uploads/original/6/64770/2215792-danny_the_street_2.jpg

https://comicvine1.cbsistatic.com/uploads/original/3/31666/929136-danny.jpg

https://comicvine.gamespot.com/danny-the-street/4005-64958/

https://static.wikia.nocookie.net/earth279527/images/b/b1/Danny_the_Street.jpg/revision/latest?cb=20180509013837

https://imgix-media.wbdndc.net/cms/filer_public/fe/8e/fe8e324c-ecbd-4d8e-905d-956bc3c63701/doom_patrol_35_danny.jpg

https://1.bp.blogspot.com/-6wcOZwiReYc/XOrFBa3IwyI/AAAAAAAHzf8/PNgsJpiOH8oScefyHKzKhjOvBny6SwlmgCLcBGAs/s1600/danny%2B3.jpg

https://1.bp.blogspot.com/-DgkqdIGtpNw/XOrFBpb-08I/AAAAAAAHzgA/UBCjRlWqcdw5JBnlgbaU16tMw8v7FyZPgCLcBGAs/s1600/danny%2B4.jpg

https://imgix-media.wbdndc.net/cms/filer_public/77/7d/777d37c2-7073-49d4-bd31-11336e1da7ed/danny-the-street.jpg

https://www.looper.com/33626/strange-dc-superheroes-may-know-exist/

https://comicvine.gamespot.com/mogo/4005-41919/

https://imgix-media.wbdndc.net/cms/filer_public/da/0c/da0c8210-debc-4919-ba55-3313f5ccf198/mogo-profile-glcor43_21-22_cmyk-v1-401×600-masthead.jpg

https://i.pinimg.com/736x/bf/13/68/bf1368f9a371763b6f8c67c4b9381334.jpg

1986’da Antalya’da hayata başlayan Tolgay; Özel Üsküdar Amerikan Lisesi ve Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu, TeCe Mimarlık ve Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri’nde mimar olarak; Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak birer sene çalıştı. İTÜ Mimari Tasarımda Bilişim Yüksek Lisans Programı’na ve Bahçeşehir Üniversitesi Caz Okulu’na caz vokal olarak da kabul edildi; Ferhat Öz, Sibel Köse ve Başak Yavuz'dan vokal eğitimi aldı.2018’de kurduğu Filtre Platform, İstanbul’un çeşitli kafe ve sergi mekânlarında sanat/tasarım üzerine disiplinler ötesi kulüp buluşmaları, söyleşiler, keşif gezileri, atölye çalışmaları ve sergiler düzenledi. TAK ile birlikte 40 sanatçı/tasarımcı ve 28 adet etkinliğin dahil olduğu 12 saatlik Tesadüfler Festivali’ni düzenledi. İ ME CE bünyesinde, farklı disiplinlerden oluşmuş büyük ekibiyle “Askıda Aralık” ismindeki 60 metrelik etkileşimli bir parkur yerleştirmesini ve “Askıda An” isimli deneysel konserini tasarladı ve uyguladı.Alternatif, sıradışı ve özgün yaratıcılığa öncelik ve değer veren Tolgay, Provalar isimli özgün yaratıcılık atölyesi ile herkesin içindeki yaratıcı potansiyeli ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor, bir yandan da yaratıcılık koçu ve eğitmeni olma yolunda ilerliyor.

YORUM YAP