“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Susan Sontag

“‘Hayatta’ yalnızca eserlerimle bilinmek istemiyorum. ‘Eserlerimde’ yalnızca hayatımla bilinmek istemiyorum.
 Çalışmalarım gereğinden fazla çetin; hayatım ise zalim bir fıkra. “
cümlesini kurabilen bir kadın düşünün!

İşte o kadın, Amerika’nın en önemli yazarlarından biri, Susan Sontag’dır ve 1933 yılında New York’da doğar! Yazar derken;
deneme ve roman yazarı, kuramcı, eleştirmen ve insan hakları savunucusu kendisi!

İnsan bu kadını okurken resmen yutmak istiyor. Sonra -ki cümlesini çölde susuzluktan heder olmuş birinin ilk su içişi gibi kana kana okursunuz- akar gider yazdıkları boğazınızdan, heyecanlanır, hem içip bitirmeyi hem de hiç bitmesin istersiniz. Çok acayip kadın. Nefis nefis! Tucson (Arizona) ve Los Angeles’da (Kaliforniya) büyür, henüz on beş yaşındayken Berkeley Üniversitesi’ne kabul edilir ve bir yıl sonra Chicago Üniversitesi’ne geçen Sontag, 1951 yılında mezun olduktan sonra, eğitimini Harvard’da doktora yaparak sürdürür.
1960’lı yıllarda, New York Review of Books, Atlantic Monthly, Nations ve Harper’s gibi dergilere yazılar yazar. Roman yazmaya da gene 60’lı yıllarda başlar. İlk romanı, The benefactor! Sontag’ın ikinci romanı Death Kit; yaşam, ölüm ve bu ikisinin ilişkisi üzerine kabusu andıran bir çalışmadır, herkes okumalıdır. Okumayanlara da okutmalıdır canımlar.

Yazarın son romanı In America gerçek bir yaşam öyküsünün üzerine kurulmuştur, bir kadının değişimin öyküsünü anlatır. Baş kahraman Maryna Zalewska, bir oyuncudur. 1876 yılında ailesi ve bir grup Polonyalıyla birlikte “ütopik” bir toplum bulmak amacıyla Kaliforniya’ya gelir. Bu hayalleri yıkılınca başarıyla sahnelerdeki yerini alır.

Susan Sontag, romanlarının dışında kamp yaşamı, pornografik edebiyat, faşist estetik, fotoğrafçılık, AIDS, devrim gibi birbirinden son derece farklı konular üzerine yazdığı ilginç denemelerle de tanınır. Ben de zaten bu denemelerine aşığım.

28 Aralık 2004 tarihinde, Newyork’ta hayatını kaybeden Sontag son yıllarda ağırlığını fotoğrafçılığa, senaristliğe ve film yönetmenliğine vermiştir.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP