“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

TOP, TÜFEK, DATA 

Bugün, I. Dünya Savaşının başladığı gün. II. Dünya Savaşında ise İngiliz hava kuvvetlerinin Hamburg’u bombalayarak 42.000 sivil almanı öldürdükleri gün. 65 senesinde, Vietnam’da ise Amerika’nın, Vietnam’ın güneyindeki asker sayısını, 75.000’den 125.000’e çıkarılmasını talep ettiği gün. Bugün ise öyle topla, tüfekle milyonlarca insanı öldürmelerine gerek yok. Ya da siyasi haritaları değiştirmeye… Güç dengesinin değişmesi için bir tık yeterli. Değişmeyen tek şey, dijital de olsa savaş mağlubu devletlere ağır faturalar kesileceği gerçeği. 

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Türkiye bu konuda çok ama çok ciddi bedeller ödeyecek. Bu savaşı ciddiye almayanları garipsiyorum, insan nasıl bu kadar düşünemez? Yeni ideoloji ve siyasi rejimler gelişmedikçe; teknoloji, bilim gibi alanlara yatırım yapılmadıkça; elimizde dünyaya ait doğru dürüst veri bulunmadıkça kaybetmeye mahkum olacağız. Ben kaybetmek istemiyorum. Kazanmanın bir yolunu bulacağıma inanıyorum. Düşünmeyenler, anlamayanlar içinse tablo gerçekten çok karanlık. Buraya yazının sonunda geleceğim.

  1. Dünya savaşında yirmi milyon insan öldü mü? Ölmedi, öldürüldü! Bakın bu kelime seçimleri çok önemli. Hep öldü yazarlar. Sanki doğal bir şeymiş gibi hissettirmek için algı yönetimidir bu. Ölmedi, öldürüldü!  
  2. Dünya Savaşı’ında, yani yirmi milyonun insanın kanı kurumadan geçen yirmi yılın ardından tam altmış beş milyon insanın yaşam hakkı elinden alındı. Bu sayının sadece % 33’ünün %95’i I. Dünya savaşında askerdi. Açlık, hastalık, ekonomik krizler ve daha nicesiyle milyonlarca masum sivil öldürüldü! 

Şimdi sizinle ilginç bilgiler paylaşacağım. Esasen bildiğiniz şeyler, lakin bir de benim gördüğüm yerden bakmanızı rica ediyorum. Her zaman olduğu gibi bu savaş da yalanla başladı. Güya Polonya bir gecede Almanlara ateş açmış. Bu dahiyane yalanla bugün kendini pahalıya satmaya çalışan Almanlar, Polonya’yı işgal etti. Hitler kan istiyordu. Ardından sömürgeci tayfa İngiltere ve Fransa, Almanlara savaş açtı. Bir yandan batı Avrupa’yı işgal eden Almanlar, Polonya’yı Ruslarla paylaşınca Ruslar, Baltık devletlerine girdi. Almanlar, en sıkı müttefikleri İtalyanlar ile aynı cephede savaştılar. Yine de İngiltere, ağır hava saldırısı yaşanan Britanya Savaşı’nı kazandı. Mussolini feat Hitler! Bu arada, nazi selamı aslında İtalyan faşist hareketinin selamdır. Antik Roma’dan uyarlama, lakin nazi bunu kabul etmez. 

Sonra Yugoslavya ve Yunanistan hedef oldu. O bölgeyi de kontrol altına aldılar. Güçlenen Almanlar ve müttefikleri, paktı ihlal ederek Sovyetlere saldırdı. Sovyetlerin iç kesimlerine ilerlemeye başlayınca Stalin de karşı saldırıya geçti. Japonlar, Pearl Harbor’ı bombaladı. Böylece ABD, savaşa girme kararı aldı. Oldu mu size mükemmel ittifak; ABD, İngiltere ve Sovyetler, Almanya’yı bomba yağmuruna tuttu. Ne kadar yerleşim yeri, sanayi tesisi varsa yok ettiler. Savaş sonuna kadar sistematik şekilde bombalar yağdı, üç sene sürdü bu. 

Bir tarafta Almanlar, Sovyetlerin içinden geçerken bir yandan Almanların içinden geçildi. Elbette Sovyetler çok iyi bir direniş sergiledi. Almanlar onlara saldıran dursun, bir yandan karşı müttefikler Sicilya’ya çıkartma yaptı. İtalyanlar delirdi, büyük konsey Mussolini’nin ipini çekti. Ordu yönetime geldi ve Amerikan güçleriyle teslimiyet anlaşması yaptı. Mussolini’yi Almanlar kurtardı, siz hesap edin. Utanmadan neo-faşist bir rejim kurdular ona, Alman kontrolünde gönlünü eylesin diye kukla olarak hayatına devam etti o da. Savaşın bitmesine hala bir sene var. O büyük gün, yani 6 Haziran’da yüz elli bin asker özgür Fransa’ya çıktı. Yargı reis ABD ise Sovyetlerle bir olup Almanya’ya girdi. Tarih 11 Eylül 1944! Nihayetinde Almanlar Belçika ve Fransa’da başarısız olurken ne hikmetse birden kurtarıcı melek müttefikler Auschwitz’e daldı. Ocak 1945’te Sovyetler ise Batı Polonya’yı kurtardı. 

Bu kurtarıcı melekler, Şubat ortasında Almanya, Dresden’de otuz beş bin sivilin üzerine bomba yağdırdı. Savaş boyunca bu caniler tam 3.4 milyon ton bomba attı insanlara, hayvanlara ve doğaya; ayda 27 bin 700 ton bomba eder. Görüyorsunuz değil mi; kraliyet, ABD ve Sovyet ne kadar iyi birisi, ne kadar adil, ne kadar özgürlük savaşçıları. Velhasıl Amerika ren nehrini geçip Sovyetler Berlin’i kuşatınca Hitler intihar etti. -mi?- Mayıs ayındayız, Almanlar teslim oldu. Lakin ne hikmetse kurtarıcı melek ABD, üç ay sonra Japonya’ya atom bombası atmak istedi. Bu yaptıkları iğrençliğin sonuçlarını anlatmama gerek yok diye düşünüyorum. Başka bir ilginç bilgi; bu savaşta Almanlar sadece Amerikaya resmen savaş açmıştır. Gerisi gayriresmi…

Durun daha bitmedi. Kraliçesi Elizabeth, II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ordusunda şoför ve tamirci olarak hizmet veren bir vatanseverdir. Savaş meydanlarını iyi bilir kendisi. Türkiye Cumhuriyeti bu altı sene süren çatışmanın neresinde durdu? Dışında elbette; biz, toprak bütünlüğünü korumak ve kalkınma planlarına devam etmek zorunda olan genç bir Cumhuriyettik. Bütün caniler bizi savaşa sokmak için çok uğraştı konumumuz gereği, lakin biz sadece bağımsızlık için kan döken bir milletiz. Ülkemiz son dakika fiilen olmasa da savaşa girdiğini açıkladı. Almanya ve Japonya’ya savaş ilan ederek BM’nin kurucu üyeleri arasına katılma bileti aldı. Arından savaş bitti. 

Peki bunları neden I. Dünya Savaşı’nın başladığı gün anlattım? Çünkü kanlı savaşın nedeni esasen I. Dünya Savaşı’dır. II. Dünya Savaşı’nın başlamasının en büyük nedeni mağlup olanların ödediği ağır faturalardır. Adını, 14. Louis’nin yaptırdığı sanat eseri olan Versay sarayından alan, Almanların başına bela olan anlaşma; Japonlar deseniz Avrupa’yı göndermek ve Uzak Doğu’ya hakim olmak istiyordu. İtalya zaten istediğini alamamıştı.

Gelelim bugüne. 

Yine bir savaşın eşiğindeyiz. 

Top, Tüfek yok diye savaşta değiliz zannetmemeliyiz. 

Bugünün savaşı dijital gibi görünse de, değil. 

Bunu anlamak için şöyle bir bakmak gerekiyor. I. Dünya Savaşı sonuçları nelerdi? 

Özgürlükler şirketi Amerika, Avrupa ülkelerinin aralarında imzaladıkları ağır antlaşmalar ile ekonomilerine yön verme ve karışma imkanı buldu. Altın endeksi gibi detaylar var ki sormayın gitsin. Kraliyet ile kurduğu özgürlükler şirketi Amerika öyle bir sömürüyordu ki ekonomik buhran, yeni bir dünya savaşı doğurdu. Sömürgeciliğin yöntemini değiştirmek zorunda kalmışlardı çünkü. II. Dünya Savaşında ise Almanlar karda kışta Sovyetlere girmese belki, ABD ile Ruslar dünyanın süper gücü olmayacak. Sonucunu bilmediği bir savaşa girer mi İngiltere? Sanmam. Sömürünün adını değiştirdiler ve bir seviye daha atlayarak bu kez de petrole göz dikecek olanlar yine kendileriydi. 

Yeni ideoloji ve siyasi rejimler gelişmedikçe; teknoloji, bilim gibi alanlara yatırım yapılmadıkça; elimizde dünyaya ait doğru dürüst veri bulunmadıkça kaybetmeye mahkum olacağız. Ben kaybetmek istemiyorum. Kazanmanın bir yolunu bulacağıma inanıyorum. Düşünmeyenler, anlamayanlar içinse tablo gerçekten çok karanlık. Buraya yazının sonunda geleceğim demiştim. Her savaşı başlatan, gözü hiç doymayan; kendi rahatı, sömürüsü için kıyım yapan bu devletler, tarih boyunca doğal kaynaklar ve sömürü için savaştı durdu. 

Peki şimdi durdular mı? Yüzyıllardır kanla beslenen bu canavarlar, ticaret yolları, verimli topraklar, baharat, petrol için savaşmadı mı? Böyle hunharca insan kıyımı yapan devletler, uğruna insanları bombaladıkları petrolün varilini almak isteseniz üzerine para verileceği bir dönemde neler planlıyor? 1794 senesinde bugün, devrimci lider Robespierre’in, 36 yaşında başını kesenler; milyonları katledenler; yemeğine, aşına, suyuna zehir karıştıranlar, dijital dünyada sana neler yapmaz? Geliyor gelmekte olan… Bu ülkede olup bitenleri iyi analiz etmek o nedenle çok değerli. Varlıklarımızın %90’ı artık bize ait değil. Özelleştirilmemiş tek alan kalmadı neredeyse; internet, elektrik, su, her şeyin başkalarının kontrolünde iken nasıl yeni düzende var olabilirsin? Elinde global marka ya da geleceğin parası yerine geçecek data yokken e-devlet ile mi mücadele edeceğiz gelecekte varolmak için? Trajikomik. 

Bu konuda herkesin bir düşünmesi lazım. Kalkınma planınızı bireysel yaparsanız,  bunun kimseye faydası olmayacak. Zira göz açıp kapayıncaya kadar, gelecek olan gelecek! Maximilien Robespierre’in 24 Nisan 1793 tarihli Konvansiyon Meclisi’nde yaptığı konuşmasından alıntı ile bitirmek isterim. Hem neden öldürüldüğünü anlarız, hem de biraz düşünmek iyi gelir;

“Mülkiyetin uygulanmasında en büyük özgürlüğü sağlayacak maddeleri çoğalttıkça çoğalttınız. Ama, bu mülkiyetin meşru niteliğini belirleyecek tek bir sözcük bile söylemediniz. Öyle ki bildiriniz, insanlar için yapılmış görünmüyor; zenginler, soyguncular, borsa simsarları ve zorbalar için yapılmış görünüyor.”

Bu sözü tam iki yüz yirmi yedi sene önce söylemiştir, söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Yakında size zorbalığın dijital geleceğini yazacağım. O zamana dek, düşünmek iyi gelebilir!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Ahmet Özdemir

    Harika bir yazı tam da üniversite tercih döneminde yapay zeka ve veri madenciliği bölümünü düşünüyorken iyi geldi.

    reply

YORUM YAP