“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Topraklama Öyküsü

Tarihin kadim zamanlarında; çıplak elle ve ayakla avlanan, toprağı işleyen, kendisini doğadan ayrıştırmadan yaşayan insanın, ayakkabılarının tabanlarını yalıtımlı kauçuk ve plastiklerle değiştirmesiyle başladı belki de doğadan kopuş. Dört duvarın içindeki yataklarda uyuyoruz. Sentetik kumaşlarla vücudumuzu sarıp, doğal olmayan elektronik radyasyon denizinde yıkanıyoruz her gün. Tüm dokularımız ve hücrelerimiz radikal hasarlara maruz kalıyor. Adeta kökünden koparılmış çiçekler gibiyiz. Topraktan sökülüp atılmış insan bedenlerinin, gerçek özle bütünlenişi elbette günü geldiğinde kutsanacaktı ancak bu kutsanma o kadar klişeleşti ki; günümüzde artık topraklama (grounding-earthing) dendiğinde çoğumuz bunun ne olduğunu, nasıl gerçekleştiğini, sonuçlarını bildiğimizi varsayıyoruz. Sosyal medya paylaşımlarında ‘hap bilgi’ olarak paylaşıp, plastik şu şişelerinden su içmeye devam ediyoruz. Her ne kadar ’topraklama’ kelimesi, devasa kavram çöplüğünde gezinse de; bu onun gerçek değerinin üstünü asla örtememeli.

“Kökler bitkiler için neyse, ayaklar da insan için odur. İnsan ayaklarıyla Dünya’dan enerji ve güç çeker.”

                                                                                                                                               Adolf Just

Uzun yıllardır farklı kültürler tarafından uygulanan, ‘Dünya’nın iyileştirici gücü’ hakkındaki bilginin ana kaynağını, sözlü tarihte bulmak oldukça zor. Bu kültürlerin öğrendiği önemli bilgilere dair olan kavrayışımız kelimenin tam manasıyla yetersiz ancak yapılan araştırmalar, yer kabuğu ile fiziksel temasın, geçmiş zamanlarda Dünya’nın enerjisinin vücuda aktarılmasına izin veren sıradan bir yaşam biçimi olduğunu doğrulamaktadır. Nokta atışı bir zaman dilimi ortaya koyulamasa da; çinin tarihine bakıldığında, evreni dolduran enerji olarak kabul edilen ve merkezi bir ilke olan Qi’yi (Chi) referans noktalarından birisi olarak ele alabiliriz. Tao öğretisine göre; başlangıçta hiçbir şey yoktu yani ‘mutlak boşluk’ (WU QI) vardı. Mutlak boşluktan ortaya çıkan ilk asal enerji Qi olarak adlandırıldı. Qi; dalgalar ve atom-altı parçacıklardan, yıldızlara ve gezegenlere kadar tüm hareketin özünde yatan kuvvetti. Taoizmin kabulüne göre, her şey Qi ‘den tezahür etmekte, Qi ‘nin bir formu olarak var olmakta ve Qi ‘ye dönmektedir. Qi aynı zamanda bilincin, düşüncenin, duyumsal farkındalığın ve duyguların dinamiğinde de temel teşkil eder.  Atomları, molekülleri, bedenimizi, dünyayı, güneş sistemini, kısacası her şeyi bir arada tutan, Qi’nin etkinliğidir. Qi ‘nin kalıbı eskidiğinde ölüm gerçekleşir, keskin değişimler yaşanır. Böyle bir yaklaşım aslında topraklanmanın da ana kaynaklarındandır. Bu felsefe ile yapılan egzersizlerin (kong) ve meditasyonların, neden ayakkabısız uygulandığı da anlaşılır hale gelmektedir böylece.

Taoizm, Budizm vb. öğretiler dışında; Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı Kerim de, bütünün önemi ve her şeyin birbiri ile bağlantısının gerçekliğini vurgular. Birbirini dışlamadan, insanlık tarihinin bütün öğretileri okunduğunda, hepsinin ana teması ‘birlik fikriyle’ tanımlanabilir. Birlik fikri de insanın madde ve doğa ile olan ilişkisinin ayrı bir düzlemde  var olmadığı ve aslında onların bir bütünün farklı tezahürleri olduğu anlayışı temeline dayanmaktadır. Akış içinde gerçekleşen ama aslında bütünsel beraberlik içinde olan varoluşlardır hepsi.

Amerikan yerlilerinin de dünyanın doğal dengeleriyle saygı ve uyum içinde yaşamış oldukları bilinen bir gerçektir. Onların anlayışı; yazar, eğitimci ve kabile lideri olan Ota Kte’nin şu sözleriyle özetlenebilir: “Yaşlı insanlar toprağı tam anlamıyla sevmeye geldi. Annelik gücüne yakın olma duygusuyla yere oturdular. Derinin Dünya’ya dokunması iyiydi ve yaşlılar mokasenlerini çıkarmayı ve kutsal Dünya üzerinde çıplak ayaklarıyla yürümeyi severdi. Toprak yatıştırıcı, güçlendirici, temizleyici ve iyileştiriciydi. ”

Mezopotamya’da da; temelinde evren, dünya, insan, hayvan ve bitkiler aleminin bir bütün olarak düşünüldüğü Şamanizm ve bu inanç sisteminin getirdiği yaşam biçimi, dünyanın iyileştirici gücü ile yakından alakalıdır.

Eski zamanlardan hızlıca 1800’lü yıllara geçecek olursak; yeryüzünün enerjisini kabul eden öncülerden ‘Adolf Just’ ile karşılaşırız. Alman asıllı Adolf Just, ‘Natüropati’nin* de kurucularındandır. “Doğaya Dönüş!” adlı kitabında, “Dünyanın Gücü” olarak adlandırdığı konuyu irdelemiş ve yer kabuğuna çıplak ayakla temas etmenin “iyileştirici etkisini” anlatmıştır.

1920’lerde fransada da birçok biyofizikçi topraklanmanın etkileri ile ilgili araştırmalar yapmıştır. 1960’lara gelindiğinde, Fransız tarım bilimcisi Mattheo Tavera’nun yazdığı mektuplardan oluşan ve sonradan ‘Kutsal Görev’ adıyla kitaplaştırılan çalışma oldukça önemlidir. Bu mektuplarda Tavera, uzun yıllarını adadığı kişisel araştırmalarından çıkardığı gözlemlerine dayanarak; insanlar dahil tüm biyolojik yaşamın “hepimizi yöneten doğal elektrik” ile sürekli temas halinde kalmadığı müddetçe, sağlığın ve dengenin bozulacağını ileri sürmüştür.

Topraklama fenomeni; 1998 yılında Amerikan kablolu TV endüstrisinde çalışan Clint Ober tarafından, kendisi bir parkta oturup insanların yürüyüşünü izlerken, yeniden keşfedildi. Aslında buna keşif demek yanlış olacaktır, çünkü topraklamayı hayatının bir parçası yapan pek çok insan; tarımsal bölgelerde, dağlık alanlarda dünya ile olan akışkan bağlarını korumaya yüzyıllardır devam etmektedir. Atalarımızın bilgeliğini, ona isim etiketi damgalamadan yapan ve şehirde yaşayan insanları da eklemek lazım bu veriye. Ancak Clint Ober’in bu evrensel bilgiye dair yaşadığı anlık farkındalığı; onun, lastik tabanlı ayakkabılar giyilmesinin Dünya’ya bağlanmamızı engellediğini anlamasını sağladı. Telekomünikasyon alanında uzun yıllar çalıştığından, kablo sistemlerini ve  kablo iletiminde parazite neden olabilecek elektromanyetik sinyalleri korumak gerektiğini  biliyordu. (Bu koruma işleminin adı da ‘topraklama’dır.) İnsanların ‘Dünya’ ile bağlantı kurarak ne gibi faydalar elde edebileceğini merak etmeye başladı ve cevabı bulmaya koyuldu. Ober, telekomünikasyonda kullanılan topraklamanın teller üzerindeki stabilize edici etkisinin, insanların topraklanması ile de onlardaki ağrıyı azaltabileceğini ve iyileştirebileceğini buldu. Clint Ober daha sonra biyofizikçiler ve elektrofizyologlar da dahil olmak üzere çeşitli araştırmacılarla birlikte çalışarak; bilimsel bir yolculuğa çıktı ve insanların iç mekanlarda kullanabileceği rahat topraklama sistemleri geliştirdi. Bu ekibin çalışmalarının sonuçları, Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp Dergisi tarafından yayımlandı ve bilim çevrelerince de kabul gördü.

Özetle değinecek olursak; Dünya’nın enerjisi, vücudunuzun olması gerektiği gibi doğal olarak iyileşebilmesi ve yenilenebilmesi için zararlı olan serbest radikalleri yok etmeye yardımcı olur. Bu nedenle, sağlıklı kalmak ve modern yaşam tarzımızın zararlı etkilerine karşı koymak için, bu doğal enerjiyle günlük olarak yeniden bağlantı kurmamız oldukça önemlidir. Topraklamanın vitamin takviyeleri, haplar, uzun klinik ziyaretleri veya pahalı tedaviler ile ilgisi yoktur. Topraklama ne sihirli bir tedavi, ne de geçici bir trenddir. Yıllar süren kapsamlı araştırmalar; çim, kum, toprak veya kaya üzerinde çıplak ayakla yürüyerek Dünya’nın doğal enerjisine bağlanmanın; günümüzde pek çok insanı rahatsız eden kronik ağrı, yorgunluk vb. rahatsızlıkları azaltabileceğini göstermiştir. Topraklama, sizi toprağa elektriksel olarak yeniden bağlayan aktiviteler yapmayı içerir. En basit biçimi; çimen, toprak veya kumda çıplak ayakla yürümektir. Bazen merkezleme ve topraklama kelimeleri birbirinin yerine kullanılmaktadır. Merkezleme genellikle zihinsel ve fiziksel durumumuzu ifade eder. Kendimiz gibi hissetmediğimizde geri dönmemiz gerektiğini bildiğimiz yerdir merkezimiz. Merkezlenmediğimizde, kendimizi kaybolmuş veya kendimizle iletişimsiz kalmış gibi hissedebiliriz. O, etrafımızı sarmış olabilecek kaos içinde huzuru bulmanın bir yoludur. Oysa topraklama, etrafımızdaki enerji alanlarıyla bağlantılı olarak kullanılan bir terimdir. Vücuttaki aşırı enerjiden kurtulmak ve temiz enerjinin içeri girmesine izin vermekle ilgilidir. Kendimizi toprakladığımızda, içimiz ve dışımızla daha fazla temas kurarız. Dengesiz ya da gergin hissettiğimizde enerjimizi topraklamak bize iyi gelir.

Topraklama:

  • Her gün ayaklarınızla veya vücudunuzla toprağa dokunarak doğa ile bağ kurmak,
  • Deniz veya göllerde yüzmek,
  • Çıplak elle bahçe işleri yapmak,
  • Yer kabuğunda uzanmak,
  • Yaşayan bir ağaca sarılmak, yaslanmak,
  • Kamp yaparken yer kabuğu ile teması arttırmak,
  • Sentetik kauçuk / plastik ayakkabılar yerine doğal deri tabanlı ayakkabılar giymek,
  • Doğal yöntemlerle hazırlanmış bitki çaylarını içmek,
  • Yoga yapmak,
  • Taş ve kristal bulundurmak,
  • Dengeli beslenmek,
  • Tutarlı bir meditasyon pratiği yapmak,
  • Düzenli fiziksel aktivite yapmak,
  • Ve kendini tanımak için zaman yaratmak vb. şekillerde yapılabilir.

Herkes farklıdır ve tıpkı iki kişinin aynı diyet programına girdiğinde, aynı sonuçları alamayacağı gerçeği gibi, topraklama yaptıktan sonra alacağınız sonuçlar da koşullarınıza ve bakış açınıza bağlı olarak değişecektir. Ancak araştırmalar, topraklama esnasında kişinin kaslarının gevşemesi ve normal haline dönmesi ile vücudun fizyolojisinin birkaç saniye içinde değişmeye başladığını, sinir sisteminin sakinleştiğini göstermiştir.

Topraklamanın aşağıda belirtilecek olan faydalarından hiçbirisi; onun tıbbi bir tedavi olduğu anlamına gelmemelidir. Eğer sağlık sorunları yaşıyorsanız mutlaka tıbbi yollar öncelikli olmalıdır. Topraklama sadece yardımcı bir şifa yoludur. Onu her yaştan insan özgürce uygulayabilir.

Topraklamanın faydalarına göz atacak olursak:

  1.      İnflamasyonla ilişkili pek çok bozukluğun semptomlarını iyileştirmeye yardımcı olur.
  2.       Kronik ağrıyı azaltmada etkilidir.
  3.       Uykuyu iyileştirir ve daha derin bir uyku sağlanmasına neden olur.
  4.       Enerji ve canlılığı artırır.
  5.       Sinir sistemini ve stres hormonlarını soğutarak, stresin azalmasını ve sakinliği sağlar.
  6.       Vücudun biyolojik ritimlerini normalleştirir.
  7.       Kan basıncı üzerinde pozitif etki yaratır.
  8.       Kas gerginliğini ve baş ağrısını hafifletir.
  9.       Hormonal ve menstrüel semptomları azaltır.
  10.      İyileşme süresini önemli ölçüde hızlandırır ve yatak yaralarını önlemeye yardımcı olabilir.
  11.      ‘Jet-lag’ etkilerini azaltır.
  12.      Vücutta, çevresel elektromanyetik alanlara karşı korunmayı sağlar.
  13.      Yoğun spor aktivitelerinden sonra iyileşmeyi hızlandırır.

Dünyanın ve evrenin varoluşu, enerjisi ve iyileştirici gücü antioksidan işlevi gören bir savunma sistemi gibi hareket ediyor canlıların bedenlerinde ve ruhlarında. İç görüsünün yalınlığında kalabilenler, metodik listeler okumaya gerek duymadan, dünyanın iyileştirici gücüne ulaşabilmenin başka yollarını da bulacaktır. Her canlı o yolları kendi zarifliğinde keşfedebilir, yeter ki yanılsamalar dünyasından uzaktaki o iç sese kulak verilebilsin….

*  Naturopati, natural tıp veya naturopatik tıp olarak da bilinen alternatif tıp yöntemine verilen addır.

Kaynaklar:
-Matteo Tavera- Sacred Mission
-J. Stewart- Taocu Uygulamanın Temelleri
-Earthing Institude- A Brief (and Certainly Incomplete) History of Earthing
-Diana Raab PhD- Centering and Grounding
-James L Oschman, Gaétan Chevalier, and Richard Brown-The effects of grounding (earthing) on inflammation, the immune response, wound healing, and prevention and treatment of chronic inflammatory and autoimmune diseases

Yazar Şerife Günaydın Karaköse, 1980 Adana doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Çağ Üniversitesi Özel Kamu Hukuku Yüksek Lisansı'nı bitirmekle hukuk dünyasına girdi ve avukatlık mesleğine halen devam ediyor. "Three", "The Shadow House","Happiest Hour" , "Uzaya Kaçan Küpe" ve "Keyfi Yanılsamalar" isimli kitapları hem Amazon hem de Barnes and Noble da online olarak yayımlandı(https://m.barnesandnoble.com/s/Serife+Gunaydin+Karakose). Yazarın denemelerini aktardığı www.allbyourselves.blogspot.com adlı bir blogu mevcut; aynı zamanda @mind_index instagram profilinde de sanattan bilime, felsefeden psikolojiye kadar pek çok konu hakkında da içerik üretiyor.

yorumlar (2)

  • Avatar

    Dondu

    Heryerin betonlastirildigi ülkemizde toprağın ne kadar önemli olduğunu yazını okuyunca daha çok farkettim bizler küçükken büyüklerimiz ayağımızı toprağa çıplak bastırırdı stresiniz gider derlerdi kalemine sağlık harika bir yazi

    reply
  • Avatar

    Sena Baş

    👏👏👏

    reply

YORUM YAP