“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Türkiye’nin Çevre Direniş Haritası

Türkiye’de çevre hareketlerinin uzun, ince bir yolu var. Doğaya zarar veren her proje, beraberinde tepki ve koruma mücadelesi getiriyor doğal olarak. 2014 yılında yerel mimari örneklerini incelemek üzere yüksek lisans dersimiz için Manavgat’ta Ahmetler Köyü’ne gittiğimizde köylüler önce bizi süzmüştü. Elimizde orijinal evlerin planlarını çıkarmak için kağıt, kalem ve metre vardı yalnızca. HES için mi geldiğimizi sorarak hemen söylenmeye başladılarsa da niyetimizi anlayınca gözleme ikram etmişlerdi. Ne güzeldi onları öyle alarmda görmek, bir yandan da ne üzücü, bu telaşa sahip olmak zorunda kaldıkları bir ülkede yaşlanıyor olmaları. Yaklaşık 20 yıldır çevre üzerine yazılar yazan gazeteci Serkan Ocak da ülke genelinde yapılan projeleri ve tepkileri derleyerek Atlas Dergisi için Türkiye’nin çevre direniş haritasını çıkarmış.

2000’lerin başında ülkenin akarsularının boşuna aktığı söylenerek hidroelektrik santraller (HES) gündeme geldi. Derelerin üzerine santral kurup elektrik üretilmeliydi. Vakit kaybedilmeden, su kullanım hakkı anlaşmaları ile akarsular üzerine santral yapılmasına karar verildi, akan her su şirketlere kiralandı. Özellikle Doğu Karadeniz, HES’lerin vazgeçilmezi oldu. 2000’lerin ortalarında Samsun’dan Artvin’e kadar binlerce proje yapılarak neredeyse her vadi HES’ten nasibini aldı.

Çevre hareketleri de bu hızla başladı, köy köy direnen insanlar birleşti. “Derelerin Kardeşliği” hareketi kuruldu örneğin. Rize Fındıklı’dan Erzurum Tortuma, Köyceğiz’den, Antalya Alakır’a, Tunceli Munzur’dan Kastamonu’ya kadar büyüdü hareket. Mesele yaşam kaynağı su olunca halk çok sayıda dava açtı. Mahkemeler art arda yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ne var ki devletin desteğini alan şirketler yargı kararların altından girip üstünden çıkarak inşaatlarına devam ettiler. Bugün gelinen nokta, içler acısı. Yüzlerce HES projesi yapıldı, Hasankeyf gibi geri dönüşü mümkün olmayan zararlar verildi doğaya. Dereler kurudu, balıklar yok oldu. Serkan Ocak’ın araştırmasına göre santrale uğramadan denize ulaşan bir dere kalmamış nerdeyse. Ancak çoğu inşaat tamamlanmış olsa da yargı süreci sürenlerin direnişi devam ediyor.

Gelelim termik santrallere… Ülkedeki termik santraller, Doğu Akdeniz’de Mersin, Adana ve Hatay’da; Muğla’daki Yatağan’da; İzmir’de Aliağa bölgesinde; Afşin-Elbistan hattında, Çanakkale Çan, Karabiga ve Batı Karadeniz’de Zonguldak dolaylarında yoğunlaşıyor. Avukat İsmail Hakkı Atal, bir grup yurttaş ve sivil toplum örgütüyle bu santrallerin kapatılması için idari başvuruda bulunuyor. Sadece Adana bölgesinde 16 termik santral projesine 20 farklı dava açmış. Normalde Doğu Akdeniz’de 38 termik santral yapılacakmış, sayelerinde bu sayı 4’e düşmüş. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada elektriksiz kalma pahasına kömürlü ve doğalgazlı termik santrallerin kapatılması gerektiğini düşünen avukat, tüm sera gazı üretimini sonlandırmadığımız takdirde küresel felaketlerin 10-20 yıl içinde yaşanacağı konusunda uyarıyor.

En geniş kitlesel çevre eylemleri ise madenler konusunda… Aklınıza ilk, Kaz Dağları’na yapılan hainlikler gelecek ama çok örneği var maalesef. Türkiye Altın Madenciler Odası kayıtlarına göre, halihazırda 13 şehirde 18 altın madeni var! 90’ların başında İzmir Bergama’da başlayan altın madeni eylemleri –2004’te Taksim’in göbeğinde üstsüz oturan Bergamalı amca ve yanında kadın-erkek köylüleriyle hafızamızda yer etmişti– günümüzde şiddetini arttırarak devam ediyor. Halkın bu onurlu direnişlerine rağmen Ağustos 2020’de madencilik ihalesi açılmış, tam 68 ilde 766 bölgede maden ruhsatı verilmesi için ihale süreci başlatılmış! 766 bölgede Kaz Dağları’na yapılan katliamın aynısı yapılacak! 892 bin 814 hektarda arama ve işletme yapılabilecek!

Ve nükleer santraller… Henüz bir nükleer santralimiz yok ancak en uzun soluklu direniş buna veriliyor. Temiz enerji deniyor lakin radyoaktif atıkların ne yapılacağı bilinmiyor ve Çernobil, Fukişima gibi bir facianın yaşanması en küçük bir kazaya bağlı. Mersin Akkuyu’da inşaası sürüyor Rus yapımı nükleer santralin. İlk reaktör 2023’te tamamlanacak. Hedef 2023! Santral tamamlandığında, her biri 1200 megavat kurulu güce sahip 4 ünite olacak. Yüzde yüz hissesi Rusya’nın elinde. 15 yılda 30-35 milyar dolar civarında para ödenecek onlara, yılda 2 milyar dolar! Sinop’ta kurmaya çalıştıkları nükleer santralın ise ÇED süreci tamamlanmış, sonuç tabii ki olumlu! Ancak Allah’tan projenin tedarikçisi Japonya, Türkiye’nin maliyetleri istedikleri ölçüde desteklememesi sebebiyle projeden çekildi. Proje sahasında 650 bin ağaç kesildi ve proje pahalılığından dolayı askıya alındı!!! 2006’da Greenpeace aktivistleri, TBMM önünde nükleer karşıtı eylem yaptı, güvenlik güçlerinin yakın radarında.

Serkan Ocak, tek bir haritada HES’leri, termik santralleri, madenler ve nükleer santral projelerini buluşturmuş. Tabii ki hepsini aynı haritaya sığdırmak mümkün değil, öne çıkanlarla.
Haritaya göre halkın en yoğun tepki gösterdiği alanlar şu şekilde:

Çanakkale: Çan termik santralı, Karabiga termik santralı, Kirazlı altın madeni, Murat Dağı altın madeni, Halilağa bakır madeni projesi, Lapseki altın madeni.

Kırklareli: İğneada termik santral projesi ve İğneada nükleer santral projesi.

Tekirdağ: Malkara, Marmara Ereğlisi ve Çerkezköy termik santral projeleri.

Balıkesir: İvrindi altın madeni

Bursa: Orhaneli termik santrali, Çalı HES projesi

Kütahya: Tunçbilek, Tavşanlı, Seyitömer termik santralleri

Eskişehir: Kaymaz altın madeni

Uşak: Kışladağ altın madeni

İzmir: Aliağa termik santralı, Ovacık, Efemçukuru, Çukuralan altın madenleri.

Muğla: Yatağan termik santralı

Denizli: Tavas Avdan termik santral projesi

Antalya: Alakır HES

Mersin: Akkuyu nükleer santral projesi

Konya: İnlice altı madeni

Niğde: Bolkardağ altın madeni

Kayseri: Himmetdede altın madeni, Öksüt altın madeni

Adana: Yumurtalık termik santralı

Hatay: İskenderun Sarıseki termik santral projesi

Sivas: Kangal termik santralı, Bakırtepe altın madeni

Maraş: Afşin-Elbistan termik santralı

Adıyaman: Kahta Çayı HES Projesi

Erzincan: Çöpler altın madeni, Kemah HES

Tunceli: Munzur Vadisi HES projeleri

Elazığ: Pembelik HES projesi

Diyarbakır: Şilvan ve Kulp HES projeleri

Mardin: Kızıltepe termik santralı, Dargeçit HES

Şırnak: Silopi termik santralı, Topteke termik santral projesi

Bitlis: Ekinli HES

Van: Erciş Zişan HES projesi

Erzurum: Tortum HES

Kars: Sarıkamış Karakurt HES projesi

Gümüşhane: Mastra altın madeni

Gerçekten ben yazmaktan yoruldum, onlar doğayı katletmekten yorulmadı, doyamadılar.

Karadeniz bölgesi ise komple HES diyebiliriz. HESler haricinde aşağıdaki gibi:

Zonguldak: Çatalağzı ve Eren Enerji termik santralleri

Bartın: Amasra termik santral projesi

Sinop: Gerze termik santralı projesi ve nükleer santral projesi.

Ordu: Fatsa altın madeni
Artvin: Cerattepe bakır ve altın madeni projesi
Yazılabilenler bu kadar… Direnişe devam.

YORUM YAP