“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Uzun Süre Güvencesiz İşte Çalışmak Karakterimizi Nasıl Değiştiriyor?

Araştırmalar, bireyin iş deneyimlerinin, onun kişiliğini ömür boyu etkisi sürecek şekilde biçimlendirdiğini gösteriyor. İşinizde kendinizi güvende hissediyorsanız, geçici bir iş olmadığını biliyorsanız, şanslısınız. Çünkü çalıştığınız işte yarınınızı görememenin psikolojik sonuçları bir ömür boyu sürebilir. Günümüzde birçok çalışma, istihdam ile psikolojik ve fiziksel refah arasındaki ilişkiyi zaten gösteriyor. Davranış araştırmacısı Frances McKee-Ryan ve meslektaşları tarafından yapılan 104 ampirik çalışmanın analizi de işsizlik ve akıl sağlığı arasındaki direkt ilişkiyi güçlü bir şekilde önümüze seriyor.

İş güvensizliği dediğimiz şey kadrosuz, uzun zamandır sözleşmeye dayalı, hatta çoğunda sözleşmenin dahi olmadığı geçici veya sigortasız, hukuki bağlayıcılığı olmayan gelecek kaygılı işler. İş güvencesizliği de denebilir. Dünya genelinde artan nüfus ve azalan istihdam düşünüldüğünde bu güvencesizlik birçok kişi için sorun yaratıyor. Ekonomi kötüye gittikçe her yerde görürüz bu bozulmaları. Trafikte herkes sinirlidir, ofislerde mobbing vardır, işte patlatılmayan öfke aile içi şiddette gösterir kendini, sokakta herkes cinnet geçirmeye ramak haldedir. Bir de yapay zeka ve otomasyon kendini daha vazgeçilmez kıldıkça ne olur dersiniz? Çok daha fazla birey bu durumdan etkilenecek gibi.

Bahsedeceğim araştırma Avustralyalı bir topluluğu inceleyerek yapılmış. Neredeyse bir milyon Avustralyalı işsiz kalma endişesini yaşıyor. İstihdam yetersizliğinde iş bulabilenler de hayatlarını idame ettirebilmek adına işin kalıcı olup olmayacağını bilmeden mesailerini sürdürüyor. Yaklaşık on yılda binden fazla Avustralyalı’nın deneyimini izleyen geniş çaplı araştırma, uzun bir süre boyunca maruz kalınan iş güvensizliği-belirsizliğinin kişiliği değiştirebileceğini gösteriyor.

Kişilik Değişikliklerini Nasıl İzlediler?
Kişiliğin genellikle istikrarlı ve kalıcı olduğu varsayılan bu çalışmada, iş deneyimlerinin varsayılanın aksine zaman içinde kişiliği nasıl şekillendirdiğini araştırıyor. Örneğin, ortalama olarak özgüven, sıcaklık, özdenetim ve duygusal istikrar biz yaşlandıkça artma eğiliminde ve en büyük değişiklik 20 ile 40 yaşları arasındadır. İşyerinde elde edilen daha fazla özerkliğin, o kişinin yeni ve öngörülemeyen durumlarla başa çıkma yeteneğini artırabileceğini öne sürüyor. Öte yandan, zorlu ve stresli bir iş, kişiyi daha nevrotik ve daha az vicdanlı yapabileceği düşünülüyor.

Olası kişilik etkilerini keşfetmek için, her yıl geniş kapsamlı ve temsili bir Avustralyalı örneğinden bilgi toplayan ulusal bir anket olan “Household, Income and Labour Dynamics in Australia survey” anketinden elde edilen verileri kullanıyorlar. Anket, mümkün olduğu kadar aynı kişileri izliyor ve bu da kişilerin bireysel olarak zaman içinde nasıl değiştiğine bakmalarını sağlıyor. Katılımcılara (diğer şeylerin yanı sıra) işleri ile ilgili ne kadar güvende hissettikleri ve kişilik özellikleriyle ilgili sorular soruluyor. Çeşitli mesleklerde çalışan 1.046 Avustralyalıdan elde edilen dokuz yıllık verileri analiz ediyorlar. Her dört yılda bir (1, 5 ve 9. yıllar) katılımcılar, köklü bir kişilik ölçümünü tamamladıklarında, araştırmacılar onlardan kendilerini “konuşkan”, “karamsar”, “sıcak”, “düzenli” ve “yaratıcı” gibi sıfatlara göre açıklamalarını istiyorlar. Bu sıfatlar, insanların beş temel kişilik özelliğiyle ilişkili olarak nerede oturduklarını yansıtıyor: nevrotiklik (veya duygusal istikrar), dışa dönüklük, açıklık, anlaşılabilirlik ve vicdanlılık. Modelleme yaklaşımında, katılımcıların önceki yıllarda (yani 1-4 ve 5-8 yıllarında) kronik iş güvensizliği deneyimden sonraki kişilik değişimleri incelendiğinde kronik iş güvensizliğinin etkisini belirlemek için diğer iş özellikleri (iş özerkliği ve talepleri gibi) kontrol ediliyor.

Kronik İş Güvencesizliğinin Etkilerini İncelemek Gerekirse…
  •  Yapılan analiz birkaç yıl üst üste iş güvensizliği yaşayan işçilerin duygusal olarak daha az istikrarlı, daha az hoşgörülü ve daha az vicdanlı hale geldiğini gösteriyor. Kronikleşen iş güvensizliğinde azalan duygusal istikrar, anlaşılır bir şekilde, endişeli, gergin, sinirli ve depresif olmaya neden olabiliyor. İş güvensizliğinin kendisinin zaten endişe verici olduğu düşünüldüğünde ve bu bir de uzun süre devam ettiğinde, bu durumda sıkışıp kaldığımızı, kaçamayacağımızı hissettirebiliyor. Sonuç olarak, kişisel ve aile ilişkilerimizin yanı sıra profesyonel ilişkilerimiz üzerinde de daha depresif ve nevrotik hale gelme olasılığımız doğuyor.
  •  Ayrıca uzun bir süre boyunca potansiyel bir tehdit altında kalındığında, kronik iş güvensizliği odağımızı başkaları yerine kendimize daha fazla kaydırabiliyor: Sempati, işbirliği ve başkalarına yardım etme ve uyumlu sosyal ilişkiler kurma konusunda eskiye göre daha zayıf olabiliyoruz dolayısıyla işte veya evde pozitif ve sevimli bir ekip üyesi olmaktan çıkabiliyoruz.
  •  Motivasyonumuz da eş zamanlı düşüyor: Araştırmalar, işimizin devamlılığı konusunda sürekli endişe duyduğumuzda, hedefler belirlemek ve hedeflere ulaşmak için gereken çabayı göstermekte isteksizleştiğimizi gösteriyor. Bu, zor zamanlarda motive olmaya çalışanlarımız ve patronlar için kötü bir haber. Üretkenliği ve motivasyonu korumak, birçok yönetici için en büyük zorluk.
 Yukarıda bahsedilen üç kişilik özelliği sağlıklı kişilik gelişimi oldukça önemli olan etmenler. Yaşlandıkça veya olgunlaştıkça, genellikle duygusal olarak daha istikrarlı, daha uyumlu ve daha vicdanlı oluruz. Ancak araştırma, kronik iş güvensizliğinin bu duygusal büyümeyi ve kişiliklerimizin sağlıklı olgunlaşmasını engelleyebileceğini gösteriyor.

Peki kendimizi bu olumsuzluklardan nasıl kurtarabiliriz? Varolan ve mecbur bırakıldığımız sisteme yenik düşüp devam ettirmek zorundaysak yapılabilecek birkaç şey varmış: Araştırmayı yapanların önerisine göre bu kendimizi tanımamız, sistem tuzaklarını fark etmemiz, değişimi kabul ederek yeni fırsatlara açık olmamız… Aman ne hoş. Maruz kalınan şartları sorgulayın, savaşın değil de kendinizi tanıyın ve psikolojinizi bu durumlara hazırlayınJ

İnsanların, belirsizliği olumsuz terimlerle algılama konusunda doğal bir eğilimi var; bu da işsizlik ve iş güvencesizliğinin neden olduğu bir kısır döngüye neden düşmeye eğilimli olduğumuzu açıklamaya yardımcı oluyor. İşsiz olduğunuz zamanlarda kafayı yememek için, bu tür olumsuz düşüncelerin, bilinçli farkındalık yoluyla hafifletilebileceğini söylüyorlar. Kontrol edebileceğiniz şeylere odaklanın ve sorunlar üzerinde durmak yerine çözümler arayın. Sorunun değil çözümün bir parçası oluverin.

Yeni beceriler öğrenmek veya yeni görevler almaya istekli olmak da kişiliğinizi az hasarla kurtarabilmek için yapılacaklar arasında. Araştırmalar, bir kariyer planı hazırlamanın, kariyer tavsiyeleri için aktif olarak bir iletişim ağı oluşturmanın, meslektaşlar ve patronla gelecekteki fırsatlar hakkında konuşmanın güvensiz çalışma koşullarıyla başa çıkmamıza yardımcı olduğunu göstermiş. Ve son olarak iş özel hayatla bitmiş. Meslektaşlardan, aileden ve arkadaşlardan gelen desteğin dayanıklılık ve güven oluşturmaya yardımcı olduğu, uzun vadeli iş güvensizliğinin kişilik üzerindeki olumsuz yükü hafiflettiği tespit edilmiş. Araştırmalı için kendilerine teşekkür ederiz, çözüm önerilerini dikkate almak sizlere kalmış.
Kaynak: İnverse

YORUM YAP