“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

YARATICI OLMAK NEDEN İYİ GELİR?

Yaratıcılığın sırrı nedir ve akıl sağlığımıza nasıl yardımcı olur?

Maya Angelou’ya göre yaratıcılık dipsiz bir çukurdur: “Ne kadar çok kullanırsanız, o kadar çoğuna sahip olursunuz.”

Julia Cameron’ın çok satan yaratıcı rehber kitabı Sanatçının Yolu’nda “Yaratıcılık, yaşamın doğal düzenidir. Hayat enerjidir, saf yaratıcı enerji” ifadesi 10 temel ilkeden ilki. Yazar Julia Cameron “Benim gözümde yaratıcılık manevi bir deneyimdir,” diyor. Cameron’a göre “yaratıcı elit” yok; hepimiz yaratıcıyız. Cameron bir senarist olarak çalıştığı ve sonrasında romanlar, şiirler, şarkılar yazmaya devam ettiği yıllarda kendinden şüphe duyma şeytanları tarafından sık sık sanatsal olarak engellenmiş ve bu engelleri aşma deneyimini tüm yaratıcı alanlardan gelen yüzlerce kişinin de katkısıyla bir program haline getirmiş. Sanatçının Yolu kitabıyla yaratıcı tıkanıklığı açmayı öğretmek onun hayatının işi haline geldi.

“Engellenen birçok insan, kendi güçleri ve yetenekleri konusunda suçlu hissettirilmiş çok güçlü ve yaratıcı kişiliklerdir,” diyor Cameron. Onun “yaratıcı iyileşmenin temel ilkesi” reçetesi “sabah sayfaları” denilen yazıları her sabah yazmak; üç sayfalık bilinç akışı el yazısında canımız ne istiyorsa ondan söz etmek ya da neyden bilhassa kaçıyorsak onunla yüzleşmek ve güne böylece başlamak. Cameron’a ve bu uygulamayı yapan binlerce yaratıcıya göre sabah sayfaları “yaratıcılığımızı geliştiriyor ve potansiyelimize olan inancımızı teşvik ediyor.” Sanatçının Yolu programını uygulamak isteyen bir kişinin mutlaka bu sayfaları yazarak güne başlaması gerekiyor, bu kural pazarlığa açık değil. Pazarlığa açık olmayan bir diğer kural da Sanatçı Buluşmaları denilen uygulama. Yaratıcı kişinin imge kuyusunu beslemek için kendisiyle baş başa çıktığı ve başka hiç kimseyi dahil etmediği hoş bir randevu; parka gitmek, boya kalemi almak, yürüyüş, bir sergiyi gezmek gibi içindeki sanatçıyı heyecanlandıracak bir şeyi, imkanlar dahilinde, her hafta en az bir kez yapmak gerekiyor. Sanatçının Yolu, sabah sayfaları ve sanatçı buluşmalarının yanı sıra çeşitli alıştırmalar da öneriyor ve kitap boyunca yaratıcılık herkeste vardır, herkes içindir, yaşamın doğal halidir düşüncesini benimsetiyor, kişinin kendisiyle bağlantılarını sağaltıp pekiştiriyor. Yani bir yönetici ya da bir memur da bu programdan fayda görebilir.

Cameron’a göre içeriden gelen sezgi ve rehberlik, bir süre alkolle savaştıktan sonra 29 yaşından bu yana ayık kalmasına yardımcı oldu. Ayıklık olmasaydı, yaratıcılığa veda etmesi gerekeceğini söylüyor yazar. Sanatçının Yolu’nun 12 haftalık bir “iyileşme” sistemi olması tesadüf değil, aynı şekilde Adsız Alkolikler de 12 adımlı bir iyileşme programını izliyor ve o da manevi konuları ele alıyor.

Cameron 20’li yaşlarında tanıştığı film yönetmeni Martin Scorsese ile kısa süren bir evlilik yürütmüş. Bu evlilikten 46 yaşında bir kızları var; Domenica, annesinin aklına geldiğinden beri sadakatle “sabah sayfaları” yazan bir yönetmen.

Cameron, Sanatçının Yolu’nda içsel engellerimize, sansür ve sabotaj mekanizmalarımıza dikkatimizi çekiyor. Yaratıcı engellemeyi kaldırmayı öğreterek kendi engellerini de kaldırıyor.

“Yaratıcılık her zaman korkunuzu tetikler.”
Elizabeth Gilbert

Yazar Elizabeth Gilbert, Cameron’ın kendisi üzerindeki etkisini kabul ediyor ve 12 milyon satan 2006 anı kitabına atıfta bulunarak, “Sanatçının Yolu olmasaydı Ye Dua Et Sev de olmazdı,” diyor.

Gilbert, 2015 tarihli Büyük Sihir: Korkularını Aş, Yaratıcı Yaşa adlı kitabında yaratıcılığı araştırdı. Yaratıcı olarak engellendiklerinden şikayet eden pek çok insanla tanışarak bu kitabı yazmak konusunda ilham almıştı. Ana sorunlarının daima korku olduğu sonucuna vardı.

“Yaratıcılık her zaman korkunuzu tetikleyecektir,” diyor Gilbert. Korkuyu bir yol arkadaşı olarak davet ediyor ve onunla dostça konuşarak kendi sanatsal kaygımızla yüzleşmek gerektiğine inanıyor. Şunları da savunuyor yazar; hatalarımıza izin vermeli, hatta onları benimsemeliyiz, kusursuz olmak iyidir, mükemmeliyetçilik “iyi olan her şeyin katilidir”.

Akışına bırak

Yaratıcı ve kültürel eğitimde lider bir güç olan merhum Sör Ken Robinson’a göre, özellikle genç yaşta hata yapma özgürlüğü yaratıcılık için hayati önem taşıyor. Robinson’un TED konuşması, “Okullar Yaratıcılığı Öldürür mü?” TED tarihinde en çok izlenen video. “Eğer yanılmaya hazır değilseniz asla orijinal bir şey üretmeyeceğinizi biliyoruz,” demişti Robinson. Bunu eğitim sisteminin bir başarısızlığı olarak görmüş, sık sık “yaratıcılığı yitirmek üzere eğitim aldığımız” gerçeğinden yakınmıştı.

Dorte Nielsen, hayatını “başkalarının yaratıcı düşünürler olmasına yardım etmeye” adadı. 1990’larda Londra’da reklamcılık alanında çalışan Nielsen, Kopenhag’da Yaratıcı Düşünme Merkezi’ni kurmak, sanat yönetmenleri ve kavramsal düşünürler için bir eğitim programı hazırlamak üzere memleketi Danimarka’ya döndü.

Nielsen, “Yaratıcı düşünme, hayattaki diğer tüm beceriler gibidir. Ne kadar çok pratik yaparsan o kadar iyi olursun,” diyor. Yaratıcılıkla ilgili birkaç kitabın yazarı olan reklamcı, yaratıcı düşünceye ve bağlantılara ilham verecek egzersizler içeren, yaratıcılığı geliştiren bir eğitim kampı yürütüyor.

“Yüksek düzeyde yaratıcı insanlar bağlantıları görme konusunda iyidir,” diyor Nielsen. “Bağlantıları görme yeteneğinizi geliştirerek yaratıcılığınızı artırabilirsiniz.” Picasso’nun bir bisikletle karşılaşması ve 1942 tarihli Boğa Başı heykelini yaratmak için koltuğu ve gidonu yeniden tasarlaması örneğini aktarıyor.

Yaratıcı ilham perisi nasıl bir rolde? Picasso’nun zihninde, onun ortaya çıkmasını beklemenin bir anlamı yoktu: “İlham var ama seni çalışırken bulması gerekiyor” demiştir sanatçı.

Cameron bunu “ruhsal elektrik”, “kaynak” veya “akış” olarak adlandırıyor. Akış, Mihaly Csikszentmihalyi’nin 1990 tarihli bir kitabında yaratıcı bir etkinliğe tamamen kapıldığı anı tanımlamak için ortaya attığı terim.

“Küçükken mutlu oluruz çünkü duygusal olarak özgürüz.”
Dairo Vargas

Kolombiyalı sanatçı Dairo Vargas da bunun böyle olduğuna inanıyor. Kısa süre önce bir kısmı Londra Kraliyet Sanat Akademisi’nde sergilenen soyut dışavurumcu resimlerini yapmak için “akış” tekniklerini kullanıyor. Vargas, zihinsel sağlık farkındalığını savunuyor ve resim sayesinde depresyondan kurtulmanın yolunu buldu. “Küçük çocuklar ‘akışta’ doğaldır,” diyor ve bu yüzden zahmetsizce ve engellemeden sanat yapıyorlar.

Vargas, “Küçükken resim yapmaktan ve yaratmaktan mutlu oluruz çünkü duygusal olarak özgürüz” diyor. “Birkaç satırla çocuklar çok fazla hikaye anlatır.” Yetişkinlerle çalıştığında, meditasyonun “daha yüksek bir enerjiye bağlanmalarına yardımcı olduğunu” görmüş Vargas. “Gözlerinizi kapatın, nefes alın,” diyor, “İhtiyacınız olan tüm bilgiler orada.”

Bazıları için yaratıcı olmak, günlük bir ihtiyaçtır, dişlerimizi fırçalamak gibidir. Yaratıcılık birçok şeydir. Yeni fikirler yaratmak, kendinizle veya başka bir büyük “evrensel kaynak” ile bağlantılar kurmak; korku ve iç eleştirmeni kucaklamak; açık fikirli kalmak. Ancak Walter Isaacson’ın önsezisi doğruysa, sorgulayan bir zihin olmadan yaratıcı zeka hiçbir şey değildir. Leonardo da Vinci’nin, sanatçının çalışma kitaplarının 7.000’den fazla sayfasını temel alan 2017 biyografisinin yazarı Isaacson’a, National Geographic, Leonardo’yu neyin bir dahi yaptığını sordu. İtalyan sanatçının geniş beceri setinde neler yok ki; sanatçı, mimar, mühendis ve tiyatro yapımcısı…

Ancak Isaacson’a göre Da Vinci’nin göze çarpan özelliği merakı. Her şeyi merak ederek sınırlarını zorladı ve kendine dahi olmayı öğretti. O şu sonuca varıyor: “Einstein’ın matematiksel yeteneğini asla taklit edemeyeceğiz. Ama hepimiz Leonardo’nun merakından bir şeyler öğrenmeye ve onu kopyalamaya çalışabiliriz.”

Kaynak: BBC Culture

MSGSÜ Sinema TV’de eğitim aldı. Prodüksiyon ve post prodüksiyon alanlarında çalıştı. Bugün, editör, çevirmen ve yazar olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

YORUM YAP