“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Yargıya Gözdağı‘nın Görünmeyen Kısımları

Hrant Dink’i doğum gününü andığımız, hayatının tehdit edilmesinin, sesinin kısılmasının ne demek olduğunu hüzünle andığımız günde, İçişleri Bakanının Anayasa Mahkemesine gözdağı verdiği haberiyle de karşılaştık. Sesinin kısılmaya çalışılması, tam da bu işte.

Üstelik, Anayasa’ya ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne aykırı olduğu için iptal edilen bir yasak üzerine… Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen “şehirlerarası karayollarındaki gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” yasağının bir gözdağı unsuru olması, tehdit ettirecek kadar yüksek bir tepkiyle karşılanması neden? Çünkü zaten bu gibi göz yumduğumuz birçok hak ihlalinin ardından en ufak bir fikir ayrılığına bile tahammül yok ülkemizde. Hükümetçe öne sürülen bir taslağa, yasaya, yasağa, kısaca herhangi bir karara veya müdahaleye karşı fikir dahi beyan edemez durumdayız.

Sanatçısıyla, esnafıyla, hukukçusuyla, gazetecisiyle o kadar çok vatandaşımız susturulup haksız muamele gördü ve tüm bu olanlara sustuk veya susturulduk ki acınacak hale geldik. Yaşadıklarımızın trajikomikliğinden komiklik çoktan düştü. Bir trajedinin içindeyiz.

Bugün, İçişleri Bakanımız tam olarak şu cümleleri kuran biri; “Madem özgür bir ülkeyiz; ana caddelerde, sokaklarda özgürce yürüyüş hakkının ortadan kaldırılmasını onayladınız. Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git, gel bakalım. Anayasa Mahkemesi Başkanı’na söylüyorum; kendi arabamla tek başına gitmeye ben varım, sen var mısın?

Süleymanın soylunun burada amacı; ayrıştırıp, kutuplaştırıp güçlenmek ve gövde gösterisi yapmak. Kabine değişikliği geliyor ya ondan.

Ayrıca “Yüreğin varsa, özgür bir ülkeysek, sokaklar güvenliyse, tek başına, polis eskortu almadan gitsene işine” diyen İçişleri Bakanına ben şunu sorarım: Sen değil misin güvenli hale getirmesi gereken? Demek işini yapmiyorsun? “Görevimi yapamıyorum, sokaklar tehlikeli, aman çıkmayın, başınıza iş gelmesin,” demek bu.
İşin şovunda Soylu, bu gösterinin sonu halefleri gibi olur.

Anayasa Mahkeme Başkanı Zühtü Aslan’a yönelik sarf ettiği sözler, Anayasa komisyonu üyesi İbrahim Özden Kabaloğlu tarafından görev suçu olarak tanımlandı; “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Anayasa Mahkemesi’ni ve Başkanı’nı hedef alan sözleri, Anayasa madde 153/son, 138/son, 81, 11 ve 17’nin açıkça ihlali olup, görev suçu niteliği taşıdığından, hakkında Anayasa madde 106/5 gereği Meclis soruşturması açılmalıdır.

Hukukçularımız konuşmaya çalışıyor, merakla bekliyorum bu yaşananlar nereye varacak. Vardığı yerde gösteri yürüyüşleri tetiklenecek mi? Yoksa bu postun altına bir yorum dahi atamaz halde mi olacağız? Gelecek uzakta değil, gelecek bugünde. Bugüne bir bak, neler yaşıyoruz. Yargı, yürütmenin ayakları altında. Yargı, senin George Floyd’un olmuş, boğularak can veriyor ve sen, köleliğinle yüzleşmekten bile aciz bırakılmışsın.

Son olarak, durumun vehametini biraz daha hissettiren şu milletvekili yeminini de hatırlayalım. Herkes unutmuşsa da biz, İçişleri Bakanının ve tüm milletvekillerinin göreve gelirken ettiği yemini unutmayalım; “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

YORUM YAP