“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

YAŞAMA HAKKI

Sahip olduğumuz temel hak ve özgürlüklerimizin en başında yaşama hakkı gelmektedir. Bu hak için insan herhangi bir çaba ya da gayret göstermek zorunda değildir. İrade gücü ile hayatı gönül rahatlığı ile kullanma hakkına sahiptir. Fiziksel varlığımızı sürdürebilmek için bir mücadele vermeden, korkmadan yaşama hakkımız varır. Anayasa şöyle der;

SÖZLEŞME: Madde 2 – Yaşama hakkı 
1. Herkesin yaşama hakkı hukuk tarafından korunur. Kanunun ölüm cezası öngördüğü bir suç nedeniyle bir mahkemenin verdiği ölüm cezasının infazı dışında, hiç kimse yaşama hakkından kasten yoksun bırakılamaz.
2. Aşağıdaki hallerde yaşamdan yoksun bırakma, mutlaka gerekli olandan fazla olmayan bir gücün kullanılması sonucu meydana gelmişse, bu maddeye aykırı sayılmaz:
a) bir kimsenin hukuka aykırı şiddete karşı savunması;
b) hukuka uygun bir gözaltına alma kararını uygulama veya hukuka uygun olarak tutulan bir kimsenin kaçmasını önleme;
c) bir ayaklanma veya isyanı hukuka uygun olarak bastırma.
ANAYASA: Madde 17 – Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı
(1) Herkes, yaşama, … hakkına sahiptir.
(4) Meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır.
ANAYASA: Madde 38 – Suç ve cezalara ilişkin esaslar
(10) Ölüm cezası … verilemez.
Bu maddeler şunu söylemektedir.
İnsanı doğal olmayan bütün ölümlere karşı korumak, yaşama hakkının varlık nedenidir. Aldığımız nefesi güvence altına alır bu hak.
Yaşamın kalitesiyle ilgili olaylar, ‘yaşama hakkı’ bakımından değil, diğer haklarla ve daha çok ‘özel yaşama saygı hakkı’ bakımından bir sorun doğurabilir. Yaşam kutsaldır ve her canlının temel hakkıdır. Yaşama hakkı üzerinde savaş ve benzeri olağanüstü durumlarda dahi hak talep edilemez. Ölüm riskiniz her koşul ve durumda anayasa ve insan hakları ihlalidir. Bu hak, ayırt etmeksizin herkes içindir. Yani bir ülkede insanlar ölüyorsa, devlet işini ve yükümlülüklerini yapmıyor demektir.
Yaşamak herkesin hakkıdır lakin bilinçsiz üreme ile yaşanan nüfus patlaması, insanlığın geleceği için tehdit oluşturmakta. Bu hak, bilerek, isteyerek, planlanarak sayısız insanın elinden, sayısız nedenlerle alınmaktadır. Bırakın Türkiye’yi dünyanın bütün devletleri insanların en temek hakkını alenen gasp etmektedir. Yaşama hakkı insan yaşamını korurken, sistem insanların bu haklarını ellerinden alarak ölümlerine sebep olmakta, yaşayanların ise yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu muameleye milyarlarca insan maruz kalmaktadır.
Esasen bu hak, insanoğlunun kendini tatmin etmek için uydurduğu bir haktır. Dünya bu bilinçle yönetilmemektedir. Bu sadece sistem tarafından değil bireysel olarak da yapılan bir hak ihlaline dönüşmüştür. Bireysel ve toplu olarak başka canlıların hakkına tecavüz ederek yaşamaya başladığımızı düşünürsek, insanın dünya üzerinde tanrıcılık oynadığını söylemek ayıp etmek olmaz. İhtiyaç için tüketim Paleolitik Çağda kalmışken, bugün zevk için öldürüyor, öldürüyor, öldürüyoruz. Bir fanus içine tıktığımız balıklar, bahçelere kilitlediğimiz vahşi hayvanlar, ortamından koparıp deney yaptığımız canlar, kafese kapattığımız kuşların hesabını vermedikçe hiçbir haktan söz etmemiz mümkün değildir.
Hak verilmez alınır. Bir tek kendi canımız kıymetli olduğu sürece, yaşama hakkınızda hak talep eden devletlere ağzımızı açma lüksümüz yoktur. Lakin biz yapıyoruz. Çünkü ikiyüzlü ve yüzsüzüz. Bütün bu ve bunun gibi milyonlarca sinir bozucu vahşetimizin eseri olarak, bugün yaşama hakkımız bankalar, dev şirketler, devletlerin elindedir.
Küfrün yanında iltifat gibi kaldığı “Aman ölsünler, sürünsünler, gebersin, öldür de yiyelim, ölse de parası kalsa artık, Allah belasını versin…” gibi hadsizliklerimiz sağ olsun yaşama hakkı artık doğal ve temel bir haktan çıkmış, vicdandan uzaklaşmış, kutsallığını yitirmiş ve tamamen metalaşmıştır. Önemli olan tek şey doğanın dengesinin korunması, bütün canlılar için aynı derecede önemli olan bu hak, doğal hayat tehlikeye girdiğinde, denge bozulduğunda aklına gelecektir. O gün zangır zangır korkudan titrediğinizde yaşam hakkı neymiş daha iyi anlayacaksınız!
İnsanların bilerek GDO ve çeşitli zararlı maddelerle zehirleyen, türlü santrallerle nefes, temiz hava, sürdürülebilir yaşam hakkının günbegün elimizden alan şirketler bu hakkı bilmiyor mu?
Hitler bütün dünyanın gözü önünde Yahudileri katlederken dünya bu hakkı bilmiyor muydu? Neden beklediler milyonlar ölene dek?
Özgürlükler ülkesi amerika ve soylu ingiliz monarşisi dünyaya bomba yağdırırken, bebeklerin canını alırken bilmiyor muydu bu hakkı?
Bu ülke zaten tımarhane. Her gün ölürken bu hakkı bilmiyor muyuz?
Bilmiyoruz. Çünkü cahiliz. Bu hakkın sadece bizim için var olduğunu zannettiğimiz sürece insanoğlunun yaşama hakkı yoktur. Siz yine de ısrarla devletinizden isteyiniz, çünkü sizin hakkınız olmasa bile onların haddine değil bu ihlal!
Velhasıl kelam;
İnsan bu evrendeki mi bilmem ama bu dünyadaki bir numaralı katildir. Dünyayı gasp etmiş, canlıların yaşama hakkını elinden almış, en sonunda birbirinin de bu hakkına göz dikmiş bir varlık olarak hayatını sürdürmektedir. Bu beyazların siyahları kesip yemesi gibi bir şeydir. Düşünün tok olsak bile kesip yemeye devam ediyoruz. Hayvanlara yapılan bu çünkü. Yemesek bile evine bina dikiyoruz.
İnsan türcüdür.
İnsan bencildir.
Ve bu nedenlerle kendini bir nimet zanneden, tüm imkanlar verildiği halde varlığını ahmakça sürdüren bir ırktır.
Ve yaşama hakkı vardır.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP