“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Yazarları Gözleyen Alçak Hayalet: Yazma Tıkanıklığı

Yazar tıkanıklığı birçok insanın muzdarip olduğu, belki günlerce, haftalarca, aylarca yazamamak durumudur. Bu durumun içine düşen yazar yeni bir şey yazmaya başlayamaz ya da hepten yazmaya ara vermek ve beklemek durumunda stresli dönemler geçirir. Bu durumun psikolojik bir rahatsızlık sebebi olduğunu söyleyenler de var hepsinin sadece stresten olduğunu söyleyenler de…
70’lerde bu yazar tıkanıklığı mevzusuna psikolojik bir çerçeve bulmak isteyen Jerome Singer ve Michael Barrois buldukları sonuçlardan bir liste hazırlar. Onlara göre bu tıkanıklığa sebep olan dört madde vardır:

  • Durmaksızın acımasız özeleştiri yapmak
  • Kendini diğer yazarlarla kıyaslamak
  • Dışsal etken olarak motivasyon ve övgü eksikliği
  • İçsel motivasyon eksikliği, birine bir hikaye anlatmak istemek gibi

Bu etkenlerin hepsi major olarak yazma tıkanıklığını tetiklese de bunların da elbette ki çözümleri var. Sonuçta yazar, yaratıcı bir alanda çalışır ve bazen yazamaması ve üretememesi kadar olağan ve doğal bir durum olamaz. En başta bunu kabul etmek gerekir. Akabinde ilhamla ilişkilendirdiğimiz şeyleri beynimizde organize etmemiz de çok önemlidir. İlhamı nasıl tanımladığımızı bilmemiz çalışma şeklimize etki edecektir.

İlhamı aniden gelen, yakalanan ve şans eseri olan bir şey olarak tanımlıyorsak tıkanmamız çok olasıdır bu tıkanma anında gittikçe içe çöken bir ruh haliyle yazmaktan da düşünmekten de midesi bulanır hale gelir insan. Oysa ki yazma eyleminin ana malzemesi ilham olmamalıdır.
Yazma eyleminin ana malzemesinin çalışmak, durmadan saçma da olsa üretmeye devam etmek olduğunu hatırlanmalı. İlham çalışmanın çocuğudur, hayalperest insanlara basit hayallerden fazlasını vermez. Ve çoğu zaman çok çalışan adamların da ilhamı basittir. Çünkü mesele ilhamda değil, çalışmaktadır. Malzeme olarak aldığınız şeyi kullanma beceriniz malzemenin değerini belirler, malzemenin kalitesi işçilikle büyür. Hayal ve ilhamı işlemek için de bu gibi bir disiplinle çalışmak kişiyi bu tıkanıklıklar karşısında delirmeye kadar giden can sıkıntılarından kurtaracaktır.

Hem bazen ara vermek istediğinizde ara vermeli, kendinize zaman tanımalısınız. Ara vermeyi ve nefes almayı bir stres objesi haline getirmek hem rahatlamanızı zorlaştırır hem de sizi bitmeyen döngüler içine alarak mental bir klostrofobi yaşamına sebebiyet verir. Rahatlama zamanı, işin devamını ve nasılını düşünme zamanı değil, yalın ve saf olarak rahatlama ve odak dağıtma zamanı olmalıdır.

Uzun zamanlar yazmaya odaklandıktan sonra, tıkandığınız yerde çıkıp fiziksel bir aktivitede bulunmak durumunuzu dengeleyecektir. Çünkü beyin, zihinsel aktiviteyi olduğunca yerine getirir ancak buna fiziksel bir davranma da eklenmezse kişi istediği rahatlamaya ulaşamayabilir.

Yazmak da maalesef ki çok çalışmanın ve o çalışan bedeni de belli yöntemlerle kendine getirmenin fedakarlığını talep eder.

O halde birkaç tavsiyeyi de maddeleyelim ve yukarıda okuduklarınızı pekiştirmiş olalım:

  • Yetenek bir alışkanlık işidir. Yazma rutinlerinizi belli saatlerde, belli günlerde sürekli hale getirerek bir alışkanlık edinin. Yeteneğin çocuğu ilham da sizi ziyarete gelecektir.
  • Mükemmel yazma gayesi ile yazmaya başlamayın. Sözlükten alakasız kelimeler bulup onlarla anlamsız cümleler kurun ve tıkalı yolu serbest hale getirin. Zihninize çağrışım malzemesi verin.
  • Yazmak dışında bir şeyle ilgilenin. İlginç bir yemek tarifini deneyin, ip atlayın, müzik dinleyin.
  • Bir zaman dilimi belirleyin, alarm kurun, sakin bir yerde oturun ve aklınıza gelen tüm saçmalıkları durmaksızın ve üstüne düşünmeksizin sadece kağıda dökün.
  • İlk yazdığınızda muhteşem bir yazı çıkarmayı beklemeyin, ilk yazının taslak olduğunu ve üzerinde çalışacağınızı kendinize söyleyin ve eleştirmeden önce taslağı kabul edin.
  • Her zaman yazının başından başlamayın. Bazen aklınızdaki planı ortasından, bazen son cümlesinden, bazen alakasız bir noktadan yazın. En baştan başlamak zorunda değilsiniz.
  • Duş alın. Araştırmalar gösteriyor ki, duş alırken insan beyni otopilot sistemiyle çalıştığından bu anlarda yaratıcı olmak daha kolay.
  • Kendinizi eleştirirken abartmayın, kendinize saygınızı korumaya, zor da olsa o sert sese karşı başka bir ses üretmeye koyulun. Örn: -Hiç çalışmadın başarısız yazdın! -Tamam, çalışmadım ancak şimdi biraz koşup kendime geleceğim ve tekrar deneyeceğim.
  • Çalışma alanınızı değiştirin. Masanızı alıp odanın ortasına koyun. Koltukları ters çevirin. Ortamı absürd, saçma ama yine de istediğiniz gibi değiştirin ve bakış açınız değişsin.
  • Sanatın başka bir alanı ile ilgilenerek yaratıcı düşünme sürecinizi besleyin.
  • Okuyucu için yazmayın. Okumak istediğinizi yazın.
  • En önemlisi, en büyük yazarların da en küçüklerinin de aynı süreci bir kere bile olsa deneyimlediğini bilerek bunun yetenekle alakasız olduğunu kabul edin.

Günümüzde özellikle Rick and Morty dizisi ile büyük bir başarı yakalayan Amerikalı yazar, yapımcı ve oyuncu olan Dan Harmon da genç  yazarların yazma süreçlerinde yaşadıkları tıkanmalara şu tavsiyede bulunuyor:

“ Yazar tıkanıklığı için en iyi tavsiyem: yazmakta zorlanmanızın sebebi güzel bir şey yazmak isteğiniz ve kötü yazmak konusunda yaşadığınız korkunun çatışmasıdır. Varsayalım ki, hedefimiz korkuyu yenmek olsun bu durumda dahi duygularımızı kontrol altına almak hedeflerimizi belirlemekten çok çok daha zordur. Tıkanma yaşadığınızda yapmanız gereken “iyi yazmak” hedefi yerine “kötü yazmak” hedefini koymaktır. Bunu yaptığınızda kendinizi muhteşem bir materyal kaynağına dönüştürürsünüz çünkü tahmin edin ne oldu dostlarım, kabul etmek istemesek dahi özgüven eksikliğinin bir çeşit felçle eşanlamlı olduğu telkiniyle büyütüldük.

Fakat şimdi gelin, kendimize ve birbirimize karşı dürüst olalım: İyi yazarlar olacağımızı yalnızca umut edebiliriz.  Öte yandan sürekli işi sürekli batırırız.

İşi berbat etmekten ödümüz kopar ve bu korku hissi hem baskıcı hem de hızlıca yayılabilen bir durumdur. Çünkü çok net bir şekilde işi berbat edebilme potansiyelimizin olduğunun farkındayızdır.  Bundan tamamen haberimiz vardır ve boktan, yeteneksiz ellerimizin içi gibi işi nasıl berbat edeceğimizi biliriz.
Masanın önünde kalın kafamızı saatlerce kaşıyıp, bir sonraki yazacağımız cümlenin, -mucize eseri- dahice olmasını ummak yerine oturup bunun hakkında bir kitap yazmanın ne kadar kötü bir fikir olduğu hakkında yazabiliriz. Dahice olmayacak. Berbatsın. Bunu kanıtla. Ve daha kolay yazacaksın.

Devamında, altı saat boyunca otur ve gerçekten kötü bir şey yaz. Nasıl ilerlediği ve iyi olup olmadığı önemli değil çünkü tamamen yeteneksiz olduğunu kabul ettin ve aynı zamanda zavallı ve acımasız bir eleştirmen olduğunu da.

Bir şeyleri nasıl berbat edeceğini biliyorsun, her şeyin berbat olduğunu biliyorsun, berbat halde bir şey gördüğünde onu nasıl düzelteceğini biliyorsun çünkü sen hıyarın tekisin.

Kısacası benim tavsiyem bu. Takımını değiştir. “Bir gün harika bir şey yazacağım” diyenler takımından “Boktan bir şey yazmaktan başka çarem yok” takımına geç. İşin bittiğinde “kötü yazar” şapkanı çıkar ve “zavallı eleştirmen” şapkanı tak ve taslağını düzelt.
Elli taslak sonra, ya da sana para veren editörün sana bağırmaya başladığında, kim bilir, belki de o berbat yazar yeteri kadar iyi hale gelir. Ya da belki dünyadaki herkes umutsuzca aptal hale gelir ve kötü yazıların aslında bir şekilde iyi olduğuna karar verir.

İyi avlanmalar!”

Alıntı Çevirisi: Arya Durgun

.

Dünya gezegenine 97 yılında adım attı. Haliç Üniversitesi Amerikan Edebiyatı bölümünden Karşılaştırmalı Edebiyata zıpladı. Yıllardır süren yazma serüvenine devam ederken, büyülü gerçekçi öyküleriyle tanındı. Gonzo Journalism felsefesi ile gözlemlemeye, maceranın içinde Gilliamesk bir mod ile yürümeye devam ederken sizlerin yolculuğu için buraya bir bardak su bıraktı. Buy the ticket, take the ride!

YORUM YAP