“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Yeşim Özsoy ile Tiyatrolar, Sanat, Dijitalleşme ve Toplum Üzerine

Bugün bizimle Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı konumu üzerinden konuşuyor Yeşim Özsoy fakat kendisi aynı zamanda GalataPerform’un kurucusu. Oyunculuğun yanı sıra tiyatronun her alanını destekleyen derneklerle (ÇGSG [Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi], DAGS [Disiplinler Arası Genç Sanatçılar], OYÇED) çalışan ve bir yandan da Boğaziçi, Aydın ve Mimar Sinan Üniversitelerinde dersler veren, üretken bir sanatçı. Bir oyuncudan daha fazlası olduğu sanat yaşamının getirisiyle COVID-19 ile bir kez daha sarsılan sahne sanatları gündemine dair sorularımıza aynı çok yönlülükle cevap verdi.  

Geçtiğimiz günlerde tiyatro sahneleri, opera ve bale salonları yeniden açıldı. Bu süreç sizce tiyatro sanatını ve Türkiye’deki tiyatro izleyicisinin alışkanlıklarını nasıl etkiledi?

1 Temmuz 2020’ye kadar kapalı olan sahneler açılmıştı zaten. Açıkhava etkinliklerine kısa birkaç gün yasak geldi sonra itirazlar üzerine o yasak iptal edildi. 1 Temmuz’dan beri “açık” olan sahneler konusunda ise herkesin kafası çok karışık; hem seyircinin hem de tiyatrolarımızın.

Pandemi sürecinde birçok sanat dalının ve sergilerin hızla dijitalleşmesine şahit olduk. Sizce tiyatronun yakın gelecekte dijitalleşme yolunda ilerleme ihtimali var mı? 

Pandemi bir zorunluluk olarak bu konuyu hayatımıza getirdi. Aslında dijitalleşme dediğimiz şey tiyatroda olan bir şeydi halihazırda. Ama pandemi ile bir zorunluluk haline geldi. Estetik seçimlerle seyirciye ulaşma kaygıları iç içe geçti. Müzik, sinema nasıl alıcısının evine gelebiliyorsa aslında tiyatro da bu süreci zaten yaşamalıydı. Canlı olan üzerine vurgu buna engel olmamalı bence. Bu dönemde teatral olanın arayışını her alanda sürdürmeliyiz ayakta kalmak için. Dijital de bu alanlardan biri. Biz istesek de istemesek de bu olacak zaten. 

Vaka sayıları hızla artarken karşılaşabileceğimiz resmi bir bir ulusal karantina sonucunda tiyatrolar ikinci bir kapanışı kaldırabilir mi?

Tiyatroların “açık” olması tam kapasite çalışamamalarından, 6 aydır iş yapamamalarından, önerilen kısıtlamalardan ve seyircinin psikolojisinden dolayı çok sorunlu. Kış geldikçe ve gelişen bu zor koşulların üstüne dediğiniz gibi ayrı önlem ve karantinalar eklenirse zaten çökmekte olan sistem tamamen çökecektir. 

Bireyselleşen dünyada mücadele yöntemlerinin de bireye indirgenmesi, sizin kooperatifiniz gibi toplulukları nasıl etkilemekte? Ekonomik ve üretimsel açıdan grup olarak mücadele etmek bir kooperatif olarak mümkün mü? Günümüzde zorlukları neler?

Tiyatro Kooperatifi henüz 1 senesini tamamlamadan 62 tiyatroyu temsil eder hale geldi. Eşitlikçi, şeffaf, modern ve demokratik bir sistemimiz var. Tüm örgütlenmelerden farklı olarak bunların yanı sıra tiyatro yöneticilerinin bir araya geldiği bir kurum yani estetik değerler değil pratik, ekonomik, politik ihtiyaçlar üzerinden gelinen bir biraradalık. Bu anlamda beraber olmak, paylaşmak, sesimizi beraber yükseltmek, haklarımız, hukuksal düzenlemek için birlikte yol almak, çalışmak çok değerli. 

Tiyatrolar kapalı oldukları süre boyunca yaşadıkları maddi ve manevi kayıpları ne kadar sürede toparlayabilirler? Tiyatro seyircisinin ilgisini yeniden kazanmak kolay olacak mı?

Bu süreçte hiçbir şey kolay olmayacak. Maddi manevi kayıplarla kalsa iyi, genel olarak bu şartlardan en fazla etkilenen sanat dallarından biri olarak ciddi bir köksüzleşme, oluşan değerlerin, mekanların, insanların kaybı söz konusu. Seyirci ise kendi derdinde ve tiyatroyu unutması çok mümkün. Hatırlatmak ve ilişkimizi devam ettirmek ve ayakta kalmak için elimizden geleni yapacağız. 

Siyaset, ideoloji ve estetik yargılardan bağımsız bir yapı olarak Tiyatro Kooperatifi’nin böylesi politik bir dönemde politikleşme ihtimali hakkında ne düşünüyorsunuz? Ayrıca, ekonomik krizde izlemeyi düşündüğünüz politikalar neler?

Şu an için 62 farklı tiyatroyu temsil eden bir yapı nasıl politikleşebilir bilemiyorum. Herkesin birbirinden ayrı fikir ve dünya görüşleri var ama tabii genel olarak Türkiye’nin aydın, entelektüel, sanatçı kesimini temsil ediyoruz. Bu da bir politik duruştur. Önemli olan tüm bunların üstüne çıkıp herkese yararı dokunabilecek alanlar yaratabilmekte. Ekonomik kriz çoktan başladı artarak devam ediyor. Ortaklaşmak, dayanışmak, ortak yarar için çalışmak tek çözüm gibi geliyor bu üstümüze doğru gelen büyük çığ karşısında. 

Bütün sanat dalları, sektörler, insanlar neden hepimiz tek bir hak arayışı mücadelesi altında birleşmiyoruz?  

Çok güzel bir fikir. İspanya’da ve dünyada şu an bu oluyor zaten. Bizim de hedeflerimiz zaten bu doğrultuda. Sadece tiyatro değil, müzisyenler, sinema, sanat, edebiyat tüm kültür-sanat bireyleri ve alanları birleşmeli. Tek sorun, tiyatrocular olarak eleştirel ve negatif tutum birbirimize karşı sürekli doğrulttuğumuz bir pranga. Bunu da aşmayı pandemi öğretecek bize sanırım. 

YORUM YAP