“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

YUMUŞAK KUMAŞLARIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Sevgilinin saçlarını okşamayı, ipek pijama giymeyi ve evinde koltuğa uzanmışken üzerine polar bir battaniye örtmeyi sevmeyen tek bir kişi bile yoktur. Peki, neden yumuşak ve tüylü şeylere dokunmak hoşumuza gider? Bu ve bunun gibi dokunsal deneyimlerden aldığımız haz, bazıları fiziksel ve duygusal olan pek çok bileşenin kompleks karışımıdır. Bu tarz materyallere dokunmanın bizi iyi hissettirmesi, dokunuşa, vücudumuzdaki çeşitli tipteki sinir hücrelerine ve beynimizin durumu okuyuş biçimine dayalıdır. Deneyim kişiden kişiye değişkenlik gösterirken; dokunuş üzerine yapılan araştırmalar, parmaklarımızla ve yüzümüzle hissettiğimiz kürk hissinden aldığımız hazzın farklı türde hazlar olduğunu ortaya koyuyor.

Ev tekstili ve iç mekan tasarımı yapan tasarımcılar geleneksel olanı harmanlayarak kullanıcının hislerine dokunacak tasarımları hayata geçiriyor. Yaklaşık 20 sene önce iç mekan tasarımında oldukça moda olan duvar kağıtlarının yerini duvara asılan dokulu süslemeler alıyor. Asılan parçanın, Türk insanın yüz yıllardır sedir üzerine astığı halı gibi düşünebilirsiniz. Orta çağda bile Orta Doğu ve Anadolu’da çadırlara el örmesi kilimler ve halı asılırdı… Tasarımcı Alan Oliver konuyla ilgili; “Duvar kağıdından ve fabrikasyon yapılmış bir üründen alamayacağınız his, rahatlık ve güven duygusudur,’’ diyor. Hatta kendisi de Orta Anadolu insanın yaptığı işlerden ilham alarak el işçiliği ile ev tekstili ürünlerini boyayarak veya ürüne nakış işleyerek ürünü bir sanat eserine dönüştürüyor. Oliver tasarımlarındaki sıcaklığı şu şekilde dile getiriyor: “Tekstil ürünündeki sıcaklık insana psikolojik bir etki verir, bu şekilde yuva kurma arzumuza dokunur.’’

İyi hissettiren, zihne ve ruha iyi gelen şey tam olarak ne? Araştırmacılar, materyalleri hoş yapan özelliklerin neler olduğunu uzunca bir süredir merak ediyor. 1895 yılında American Journal of Psychiatry’de yayımlanan bir araştırmada, insanlardan 51 farklı bez türüne dokunmaları ve dokundukları bezlerden hangisinin haz verici olduğunu bildirmeleri isteniyor. 1937 yılında yayımlanan bir araştırma ise, insanların, pürüzsüz ve yumuşak kumaşları “rahatlatıcı” bulduklarını ortaya koyuyor.

Daha güncel olarak, 2012 yılındaki bir araştırma, 123 tasarım öğrencisinden hangi kumaş türlerine dokunmaktan hoşlandıklarını, nedenleriyle belirtmelerini istiyor. Öğrenciler, kaşındırıcı ve pürüzlü kumaşlara dokunmaktan hoşlanmadıklarını belirtiyor ve katılımcıların %41’i bu tür kumaşlara örnek olarak yünden bahsediyor. Bunun yanı sıra kaba, inişli çıkışlı ya da soğuk kumaşlar da hoşlanılmayan gruba dahil ediliyor.

Ortaya çıkan olumlu özellikler ise çoğunlukla yumuşak, pürüzsüz ve sıcak olarak belirtilirken, ipeksi, ince tüylü ve kabarık özellikler ilk sırada geliyor. Öte yandan ipek, pamuk ve polar, sıralamanın en tepesinde yer alıyor. Öğrenciler, seçim nedenlerine dair sıklıkla duygusal yüklü kelimeleri (“rahat”, “sevimli”, “güvende” ve “rahatlatıcı” vb.) kullanıyorlar.

Araştırmacılar, bilişsel dokunuş özelliklerinin, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları karşılamak için birleştiren duygusal özellikler ile bağlantılı olduğunda daha anlamlı ve unutulmaz hale geldiğini söylüyor. Bunun yanı sıra, kişiliklerimiz de yumuşak şeyleri ne kadar sevdiğimizi etkiliyor olabilir. Fransa’da yürütülen bir araştırmada, yüzlerce insan bir kişilik testine dahil ediliyor ve sonrasında da katılımcılardan farklı tür kumaşları değerlendirmeleri isteniyor. Yumuşak his uyandıran kumaşlardan hoşlanan insanların, “etki yoğunluğu” (olumlu ve olumsuz duyguları güçlü bir şekilde deneyimleme olasılığı) bakımından yüksek puanlama eğiliminde oldukları görülüyor.

Araştırmacılara göre, duygusal etki yoğunluğu yüksek olan ve duygusal açıdan durağan olmayan kişilerin, duygusal durağanlık ve güvenlik gereksinimlerini karşılayan uyaranlara yönelmeleri daha olası. Bunun yanında yumuşaklığın, rahatlık ve koruma hisleriyle ilişkili olabileceği belirtiliyor.

Yeni nesil tasarımcılar da sanıyorum bu verilerin farkında oldukları için yaratacakları eserlere doğru yerden yaklaşıyorlar. Lauren ve Kass Hernandez tarafından kurulan Crossing Threads ham görünümlü yumuşak dokularla büyük ölçekli duvar halıları tasarlıyor. Parçalarının derinliği ve kullanılan materyallerle insan zihninde farklı duygular hissettirmelerini amaçlıyor.

Kaos ve gürültü dolu dünyada, evlerimiz bizler için bir mabet. Bu sebepten tasarımcıların insanların evlerinde kendilerini daha huzurlu ve iyi hissetmelerini sağlayacakları ürünler tasarlıyor olması herkes için sevindirici bir durum. İşin tek bir sıkıntılı tarafı ürünlerin her birinin el işçiliği ile yapılması ve bu sebepten etiketlerinde fazlasıyla 0 bulunması. Bu durum kimine huzur verir, kiminin huzurunu kaçırabilir. E orası da sizin bileceğiniz iş. 🙂

8 Ocak 1992’de İstanbul’da doğdu. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Halkla İlişkiler okuduktan sonra, tasarım ürünler yapan bir markanın kurucu ortağı olarak e-ticaret ile ilgilendi. Özel ilgisi sebebiyle Craft Oyunculuk Atölyesi’nde oyunculuk eğitimi aldı. Çocukluk döneminden beri sahip olduğu yazma tutkusu ilk meyvelerini 2017 yılının sonunda, yazılarının Lazar Fanzin’de yayınlanması ile vermeye başladı. 2020’nin Eylül ayında Kakımlıcom ekibine dahil olarak bu serüvenine devam ediyor.

YORUM YAP