“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

ZERRİN TEKİNDOR

1964 senesinin bugünü, Balıkesir’imizin Burhaniye’sinde sizi bilmem ama benim bayıldığım bir kadın doğar. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Tiyatro Bölümü’nden 1985’te mezun olarak hayatlarımıza giren güzel kadın, yetenekli oyuncu Zerrin Tekindor, iyi ki doğdunuz. Zerrin ablanın yeri bene ayrı, kendisini tanımıyorum lakin sanki çok iyi tanıyorum gibi hissetmeme engel değil. Onu görünce ara ara konuşmak, akıl almak, sohbet etmek istiyorum; öyle güvenli bir liman, özel bir ruh olduğunu hissediyorum.

Müthiş bir ressam, 1990-1994 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Resim Bölümü’ne özel öğrenci olarak devam etmiştir. Halil Akdeniz Atölyesi’nde, Mehmet Güleryüz ve Bedri Baykam atölyelerinde öğrenim görür. İnsanda beş, on dil konuşan, bir Fransız devrimi kadını olduğu hissini uyandırır da bu his Matmazel rolü yüzünden değil elbette. Yani kökleri XIV. Louis Fransa’sından olsa şaşırmam. Her açıdan renkli biri Zerrin Hanım anlayacağınız lakin tonu bana hep pastel asilliğinde geliyor.

Velhasıl efendim, mezun olduğu yıl göreve başladığı Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan, 2003 yılında İstanbul Devlet Tiyatrosuna tayin olana kadar burada pek çok oyunda rol alır kendisi. 2004 yılında Müfettiş adlı oyundaki Anna Andreyevna rolü ile, 2010 yılında Vahşet Tanrısı adlı oyundaki Annette Reille rolü ile ve 2014 yılında ise Kim Korkar Hain Kurttan adlı oyundaki Martha rolü ile 3 kez Afife Tiyatro Ödülü’ne layık görülür.

Globe to Globe festivali kapsamında Londra Shakespeare’s Globe tiyatrosunda sahnelenen, 2012 yılında Oyun Atölyesi prodüksiyonuyla yapılan Antonius ile Kleopatra adlı oyunda da yer alır. Çok sayıda resmi, özel koleksiyonlarda bulunan sanatçımız, bugüne kadar tam on altı sergi açmıştır. Pandemi sürecinde de bol bol ürettiğine şahit oldum, müthiş biri.

Bir yandan resim sanatına, bir yandan tiyatroda kariyer yaparken zor şartları olan televizyon dizilerinde de yer alarak bir çoğumuzun kalbine dokunmuştur. Siz onu Aşk-ı Memnu dizisi ile tanıdız belki ama ben onu Bir İstanbul Masalı’nda Deniz rolüyle fark ettim. Arzu Tramvayı ise oğlu Hira Tekindor’un yönetimi ve prodüksiyonu ile muhteşem. Zerrin abla ise insanüstü bir performans ile sahneyi ağlatıyor deyim yerindeyse. İzlerken sahnedekinin Zerrin Hanım olduğunu unutanlar ve onu, gerçek Blanche DuBois zannedenler olmuştur eminim.
Ekranda başka, sahnede bambaşka bir kadın… Adeta yaşıyor ve o kişi oluyor, muazzam biri gerçekten. Şahin Tepesi dizisinde rol alacağını duyunca mutluluktan ölmüştüm, çok iyi kadroya kıydılar. Sonra Sefirin Kızı geldi. Yeni bir dizide rol alacağını duyduğumda sevindiğim nadir insanlardan biri. İyi oyunculuk izleten, bize kendimizi iyi hissetirecek böyle güzel insanlar hep doğsun, iyi ki doğsun…

Zerrin Hanım’ı çok seviyoruz; o, ne oynarsa izleriz, inanırız.

Onu tanımıyoruz belki ama Deniz’i, Peruş’u, Matmazel’i, Blanche DuBois’i , Aylin’i, Muhterem’i Tuna’yı ve bir çoklarını iyi tanıyoruz. Her karaktere can vererek ruhumuzun inlerine kadar girmek suretiyle bize hikayeleri yaşatan ve o karakterleri hayatımıza sokan Zerrin Tekindor’a en derin saygılarımızla.
İyi ki doğdunuz.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP